31 Ocak 2010 Pazar

Sosyalizum yola çikti, 11 uçağiylan geliyi

Netceğuk Hasan geçum sıkıntisi içinde… Patapat Süleyman denen pokkiyenun soyi, uşaği işten çikarduği içun eve ekmek göturemez durumda.
İkide bir sorayi; “Laz Marks Emice, habu kapitalizum eldurdi bizi daa!.. Haçan sosyalizum ne zaman gelecek?”
“Evladum”, dedum, “Sosyalizum yola çikti, eğer sis filan olmazsa bu gece 11 uçağiylan geleyi.”
Bu önce bir sevinur gibi oldi, sonra ironi maytabi yaptuğumi anladi.
“Laz Marks Emice, niçun benlan kafa bulayisun? Eğer sosyalizum yakin bir zamanda gelmeyeceksa ben da karincalarun arasina iltica edeceğum.” dedi.
Ula niçun, dedum bilmeyimiş gibi.
Netceğuk Hasan dertli tabi, bir dokun bin dinle.
“Habu karincalar nasil bir canli türidur Laz Marks Emice? Habularun güçlisi, siyahi-beyazi, suyun başini tutani, bileği kuvvetli olani, daha cüzeli, üçkağitçisi, alup satani, ticaret yapani, sirtüstü yatani yok midur? Bunlara ne oldi ki diğer canli türine benzemeyiler. Niçun deli gibi yardumlaşayiler. Naim Süleymanoğli'nun bile kaldurmaya cesaret edemeyeceği ağirluktaki yiyecekleri hep birlukte yuvalarina taşiyayiler. Kararumi verdum, yakinda karinca alemine iltica edeceğum. Onlarun arasinda yaşayacağum. İnsanlar aleminde yaşadum da ne oldi? Açluktan başka ne gördüm?”
Uşak hakli, sonuçta insanevladi olarak biz da hayvanlar aleminun bir üyesiyiz. Hayvandan ne kadar kopar gibi görünsak da gelduğumuz yer ortada; sınifli toplum.
Sermayeyi bir şekilde eline geçurenlerun diğerlerini açluğa, susuzluğa, yoksulluğa ittuği bir toplumsal örgütlenme hakimdur dünyada...
Haçan haburadan biliminsanlarina sesleneyirum, hayvanlar üzerinde her bi boki deniyisunuz, bi da şu karincalarun genlerini araşturun da!..
Bular hangi arada ilkel köleci - feodal - kapitalist ve sosyalist toplumi yaşadılar da komünizme ulaştılar?
Netceğuk Hasan’a dönup, guzel evladum dedum, haçan belki sosyalizum 11 uçağiylan gelmeyecek ve sen oni göremeyeceksun ama iki tane gül gibi evladun var. Haçan onlarun insan gibi yaşamasini istiyesun birak karinca alemine iltica etmeyi, karincalarun yardumlaşmaciluğuni insanevladina uygulayalum.
Bu da oyle oturarak olmayi uşağum.
Bak olara, halki soymak içun ne kadar mücadale edeyiler.
Mücadele etmeyene mama yok...
Soyulmamak içun onlardan daha çok mücadele etmemuz lazimdur da!..

Para para para!..

"Elimizdeki para, satınalmayı isteyebileceğimiz şeyleri temsil ederken, aynı zamanda bu para, karşılığında satmış olduğumuz şeyleri de temsil eder.”
(Mercier de la Riviere, Das Kapital l. Cilt, s. 586.)

Zengin ve Yoksul (Poor and Rich) - 17

Zengin : Çocuklar hediyelerini Noel Baba'dan bekler
Yoksul : Çocuklar hediyelerini Hac'dan gelecek ev sahibinden bekler

Zengin : Fitness center, güzellik salonları, bowling gibi aktivitelerden faydalanır
Yoksul : Bunlardan öbür dünyada faydalanacağına inandığından dert etmez

Zengin : En büyük derdi tıkanık trafikdir.
Yoksul : En büyük sevinci tıkanık trafiktir. Trafik ne kadar tıkanıksa o kadar su, mendil ve şarj aleti satar

Zengin : Arabasıyla birine çarptığında 'kaza' olur
Yoksul : Arabasıyla birine çarptığında 'trafik canavarı' olur

Zengin : Patronun çocuğu iş yerine geldiğinde ilgi odağı olur
Yoksul : Çalışanın çocuğu iş yerine geldiğinde patrondan saklanır

Zengin : Sık sık Çin lokantasına gider
Yoksul : Çin lokantasına yanlışlıkla girer

Zengin : Norveçli balıkçıların kremini kullanır
Yoksul : Norveçli balıkçıların niye krem kullandığını anlayamamıştır

Zengin : Kadın yaptıklarını anlatır
Yoksul : Kadın kocasının yaptıklarını anlatır

Zengin : Doymamış yağ oranına çok dikkat eder.
Yoksul : Evdeki doymamış çocuk oranına çok dikkat eder.
Mevlut Uludağ'a teşekkürlerimle...

Hepimiz Martin Feldmanız!..

Talan ve soygun 2002'de başlamadı tabi...
1950'den beri Amerikancı sağ politikalarla sistemli bir şekilde soyula soyula bugüne geldik.
Kah suntayla, kah hayali ihracatla, kah yerel yönetimlerle, kah devlet bankalarını, kah kendi bankalarını soyarak velhasıl soygunun binbir çeşidini deneyerek soydular.
Kimimiz sustuk, kimimiz 'bana ne', kimimiz 'belki bir kemik de bana atarlar', kimimiz 'görmedik', kimimiz, 'çalıyorlar ama yapıyorlar' dedik, kimimizin ruhu bile duymadı.
Ama artık Marty Feldman'ın gözleri gibi gözlerimizi dört açmalıyız. 180 derecelik açıyla bakmalıyız olan bitenlere.
Çünkü soygun planı daha büyük. 1 milyar dolarlık bir ihalenin fitresi olarak, fakir halka 2 kap yemek dağıtıp, yeni soygunlar için oylar garantiye alınıyor. Sadece bakmayıp, görmek de lazım.

29 Ocak 2010 Cuma

Sanat Cephesi - 36

Cepheye cephanesiz gitmeyin...

Çingenem

Üzgünsen ey Çingene
neşeli bir türkü tuttur.
Peki ya neşeliysem?
Aynı türküyü tuttur gene...
Zaharia Stancu / Şatra

Şimdi üniversiteliye benzedin işte!..

Nasrettin Hoca'nın fıkrasını bilirsiniz; leyleğin bacaklarını kesip, 'şimdi kuşa benzedin işte', dediği... Üniversite öğrencilerini tektipleştirip, etrafında olan biteni sorgulamayan, ülke sorunlarına duyarsız, bencil, kendisinden ve toplumdan umutsuz bir kuşak yaratan YÖK, makas elde, başını biraz kaldıran 'leylek' öğrencileri budayarak, 'ideal üniversiteliye' benzetmeye devam ediyor.
Yukarıda, okullarına muhalif bir yazarı konuşmacı olarak çağırdıkları için YÖK tarafından ideal öğrenciye dönüştürülen üniversite öğrencisi Burak Bunaldı'yı, "Gıığğk... Iğııığğkk, ağııızıığııınaağğğııım bığııık!.." derken görüyorsunuz.

28 Ocak 2010 Perşembe

Politika patronlarun işidur, emekçiler verduğumuz sadakaya baksun

İzmir’den Aykut sormiş, "Emice, hayatta en çok neye şaşurursun?"
- Bizum İdris’un, anlattuğum bir şeyi hemen anlamasina… Bu kotorinun bir defada bir şeyi anlamasi kiyamet alameti olabilur.

Hopa’dan Yüksel; Emice, herkeslan ayni ciddiyetle tartişur misun?
- Uşağum, polemiğe girduğum kişileri pek ayırt etmem. Anti – Dursing’le da, Patapat Suleyman’la da düşunmeden polemiğe girer, paket yapup kurdelesini takarum. Bizum Sementa Recep, “Laz Marks Emice, sen polemiklan besleneyisun.” der hep. Yaniliyi, ben sadece hamsiylan beslenurum.

Sakarya'dan Melek, “Emice merak edeyirum, en yakin arkadaşlarun kimlerdur?
- Bizum Vakfıkebir’li Feridun Encels, Ofli Ulademir İlyas Lenin vardur. Kendum kadar güvenurum onlara.

Diyarbakir’dan Suat sorayi, “Kendunuzlan barişuk misunuz Emice? Mesela burnunuzla…”
- Hee!.. Burnum biraz küçük gibidur, gençluğumde biraz sorun ettum ama… sonra yaşlandukça aliştum. Ne edeyim, doğa benum burnumi da küçuk yaratmiş.

Adana’dan Mustafa, “Laz Marks Emice ‘aydın’larımız üzerine ne düşünüyorsunuz?
Uşağum, aydinlari 4’e ayirayirum.
- Bir medya gurubina bağli, maaşli, bordroli aydinlar
- Akademik unvanli, Devlet Sanatçisi gibi Devlet Aydinlari
- Kahvehane aydinlari
- Halkinun yaninda olan aydinlar

Tirabizon'dan Vera kizum sormiş, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Tekel işçilerinun direnişi içun, ‘ideolojik’ dedi. Bu söze ne deyisun Emice?”
- Kizum bu kirpuk bıyığun anlayişina göre, politika patron işidur, işçi işine bakmalidur. Oğa sadaka olarak ne verursak kabul edup, sesini çikarmamalidur. Bunlarun küme düşmiştur. Hala pişkin bir tilki gibi, dalduklari kümesteki tavuklarun kendilerine hayran olmasini beklemektedurler.
Ama halk artuk kendisini soyanlari alkişlamayacak.

Leman - 951

Yandaşı olmayan tek medya; mizah dergileri... İlgi gösteriniz, okuyunuz, minder yapınız...

Haydar Işık / Başaltı notları - 33

- gel tezkere gel tezkere, bitsin bu balyoz planı!.

- AKP: dink'siz imansız

- o şimdi balyoz

- istanbul'dan ali zafer şapçı, almanya ginheim'den tekin malcı ve filiz gezer, raunheimden berna upçin, cihangir'den de laçin ceylan ve ismini daha yazamadığım çok sayıda okuyucumuza; takibiniz güç veriyor, elim kolum şişiyor, kaslarım büyüyor, bendimi aşıp engin oluyorum, sığamıyorum klavye çatlıyor. daha taksitleri bitmedi ki yenisini alayim. oy ben ne yapayım? başım alıp hangi diyara kaçayım hayırlısıyla

- bizim oğlan çankırı'da acemiliğini yapıyor teyzesi, kolordu müdürü
- aa o nasıl oluyor?
- darbe yaptı. darısı sizinkinin başına

- üçleme: recep tekel erdoğan - recep tayyip ergenekon - cepci tayyip erdoğan

25 Ocak 2010 Pazartesi

Yattara, Tayyip maskesi taksa

Milano derbisi İnter'in galibiyetiyle sona erdi ama maç sonunda Materazzi'nin Milan Başkanı ve İtalya Başbakanı Berlusconi'nin maskesini takarak sevinmesi hala konuşuluyor.
Şöyle bir düşünelim; Trabzonspor - Kasımpaşa (Fenerbahçe de olabilir) maçı sonrası Yattara bir Tayyip Erdoğan maskesi takıyor ve seviniyor.
Yattara'nın sonunu tahmin edin bakalım...
A) Türk Hükümeti'nin bastırmasıyla Gine'de sürgün...
B) Taraf, Zaman, Yenişafak, Vakit, Sabah ve Star Gazeteleri'nin Yattara hakkında sonu gelmez kasetler, görüntüler ve gizli belgeler yayını...
C) Ergenekon Davası'dan içeri alınma...

D) Vergisini ödemedi gerekçesiyle soruşturma...

24 Ocak 2010 Pazar

Çalışan çocuklara yaş sınırlaması getirilecek

"Uçucu madde kullanan ve taş atan çocuklardan sonra, sosyal güvencesi olmadan çıraklık yapan küçüklerle ilgili yasal düzenlemeler de yolda.
Yeni yasaya göre, tüyü bitmemiş çocuklar iş hayatına başlayamayacak. En az vücutlarının üçte ikilik bölümlerinde kıllanma ya da tüylenme olan çocuklar çıraklık eğitiminden geçtikten sonra çalışabilecekler." dermişiz... Ekmek parası için eylem yapan işçilere, "Bunlar ideolojik hareketler, oyuna geliyorlar" diyen bir hükümetin umrunda mı çocuklar. Babalarını dert etmeyen, çocuklarını dert eder mi? Ahan da mesajımızı da vermişiz.

23 Ocak 2010 Cumartesi

TEKEL Direnişinin yanındayız

Aşağıdaki metin imzacı olarak katılmak ve tekel işçilerinin direnişine destek vermek isteyen örgüt ve kurumlara açıktır. İmzacı olarak katılmak için toplumunsehircilikhareketi@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.
Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz kaldı? TEKEL Direnişinin yanındayız!..
İnsanca yasamak için emek harcarken artık hayatta kalmak için caba harcar hale geldik!
Bize ait olan her şey bir bir elimizden alınıyor.
Sefaletini, çilesini, cefasını çektiğimiz, hepimize ait olan yaşam alanlarımız yıkılıyor, okullarımız, hastanelerimiz, fabrikalarımız, satılıyor, toprağımız yağmalanıyor, ürünlerimiz yok pahasına elimizden alınıyor, suyumuz şirketlere pazarlanıyor, iş güvencesinden, sağlık güvencesinden yoksun bırakılıyoruz.
Her alanda, her yerde benzer kaygılarla yeni bir mücadele başlıyor her gün...
Kentsel dönüşüm adı altında evleri yıkılan yurttaşın mücadelesi, topraklarına bulaşacak zehri istemeyen köylünün mücadelesi, sendikalı oldukları için işlerinden olan, fabrikalarının özelleşmesine karşı çıkan işçilerin mücadelesi...
Hepsinin özü aynı yerde birleşiyor.
Ve günlerdir Tekel işçilerinin haklı mücadelesini izliyoruz.
Tekel işçileri işlerine ve emeklerine, sahip çıkıyorlar.
Biliyoruz ki Tekel işçilerinin mücadele ettiği mantık, evlerimizi başımıza yıkan, hastanelerimizi alışveriş merkezine çeviren, okullarımızı rantçılara satan, eczaneleri markete çevirmek isteyen, suyumuzu şirketlerin ellerine bırakan, toprağımızı kirleten, yemeğimizi zehirleyen mantığın ta kendisi.
Bugün bu mantığa karşı herkesin bir araya gelmesi, mücadelenin zeminini daraltmaması gerekmektedir.
Sendikalarımızın da işçinin, emekçinin, çalışan sınıfların yanında olarak her gün karşımıza çıkan zorluklarla mücadele etmesi bir zorunluluktur.
Bir sendikanın meşruiyeti emek mücadelesi veren işçinin yanında olarak mücadeleye güç katmaktan geçer.
Meşru bir sendika bize türlü şekillerde zulmeden bu zihniyetin yanında durarak bizlere ihanet edemez.
Tekel işçisinin bir ayı aşan direnişi toplumun diğer tüm kesimlerine de kararlı mücadeleyi öğretiyor.
Şimdi sıra, tüm yıldırma ve yalnızlaştırma çabalarına karşı onurlu bir şekilde direnen, sonuna dek “mücadeleye devam” kararı alan tekel işçisinin direnişini yurt geneline yaymakta.
Tekel demek on yıllardır süren serbest piyasacılığa, özelleştirmeye, işsizliğe ve yoksulluğa karşı insanca bir yaşamı savunmak demektir.
Yıllardır mahallelerimiz, okullarımız, hastanelerimiz, kamu arazilerimiz, toprağımız, suyumuz ve sağlığımız için mücadele veren bizler, emeğiyle insanca yaşamak için mücadele veren Tekel işçilerinin yanındayız.
Mücadele ediyoruz, çünkü halkın olanı savunuyoruz.
Mücadele ediyoruz, çünkü emeğe değer veriyoruz.
Mücadele ediyoruz, çünkü bunca yıllık tarihi ve birikimi yağmalamayı kendilerine hak görenleri istemiyoruz.
Bu nedenlerle de Tekel İşçileri’nin “genel grev genel direniş” çağrısının yanındayız.
Türk-İş’in bu haklı talebi yerine getirmesi için de mücadele edeceğiz.
Tüm duyarlı halkımızı da bu onurlu mücadeleye sahip çımaya, direnişe destek olmaya ve Türk-İş Sendikası'na genel grev, genel direniş çağrısı içeren dilekçeler göndermesini talep ediyoruz.
Birlikte insanca bir yaşam için...
İMECE TOPLUMUN ŞEHİRCİLİK HAREKETİ
EKOLOJİ KOLEKTİFİ
DİRENİSTANBUL
KATIK GERİ DÖNÜŞÜM İŞÇİLERİ DERGİSİ
AYAZMA ÇADIRKENT AİLELERİ
İMECEToplumun Şehircilik Hareketihttp://www.toplumunsehircilikhareketi.org/

Bertolt Brecht / Çağrı

Doğrudur yıldırımın düştüğü,
yağdığı yağmurun,
bulutların rüzgarla sökün ettiği.
Ama savaş öyle değil,
savaş rüzgarla gelmez;
Onu bulup getiren insanlardır.
Duman tüten topraktan bahar boyunca,
dökülüp yükselir birden gökyüzü.
Ama barış ağaç değil,
ot değil ki yeşersin:
Sen istersen olur barış,
istersen çiçeklenir.
(Çeviren : Attilla Tokatlı)

20 Ocak 2010 Çarşamba

Haydar Işık / Başaltı notları - 32

- ağca harikalar diyarında

- katili tanıyoruz. yakında dizilerde oynayacak

- bir gazeteci, iki de aydın vur, git bihter ile öpüş

- papa suikastçisi ve abdi ipekçi'nin katili mehmet ali ağca, üst düzey italyanca ve iyi ingilizce bilmesine rağmen askerlik için, anti sosyal kişilik tanısı nedeniyle yeterli bulunmadı. peki iki kelime ingilizce bilmeyenler ne yapsın

- tekil işçi direnişi çoğul olmalı

- isveç' de tüyü bitmemiş yetim hakkı var mıdır

- "gdo'lu bebek mamalarında hiç bir sakınca yoktur, aha da yiyorum" desin sağlık bakanı

19 Ocak 2010 Salı

TEKEL işçilerini de hayata döndürecek misiniz?

TEKEL’in özelleştirilmesiyle birlikte 12 bin TEKEL işçisi, 4/C statüsünde başka kurumlarda çalıştırılma kararına karşı direnişe geçti. 4/C statüsünde çalışmayı reddeden TEKEL işçileri 19 Ocak Salı günü açlık grevine başladı.
Bu ülke, emperyalizme göbeğinden, beyninden, omuriliğinden bağlı Menderes - Demirel - Özal ve Çiller kare asıyla 2000'lere geldi. Fakat 5. element Tayyip hepsinden de yaman çıktı. Uluslararası emperyalist şebekeler ve onların yerli distribütörleri neyi 'sat' dediyse anında 'babalar gibi' sattılar. Sonra da işçileri attılar.
Haa, bu arada bazı işletmelerin işçileri sorun çıkarmadı değil; örneğin, TEKEL işçileri.
Sarılık olmuş sendika ağalarına rağmen hepsi hakları için kış kıyamette mücadele ediyor.
İşçiler bu kadar direnip, açlık grevine başlayınca aklıma cezaevlerinde direnen devrimci tutsaklar geldi. F Tipi hücre sistemine karşı direnen ve önce açlık, sonra da ölüm orucuna başlayan devrimcileri, 19 Aralık 2000 yılında 'öldürerek' nasıl hayata döndürdüklerini görmüştük.
Bunların demokratlığı köprüyü geçene kadar olduğu için, karizmaları çizildiği an saldırganlaşıp yeni bir hayata dönüş tezgahlayabilirler.

Nazım Hikmet / Yine sana dair

Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
sende uzaklığı,
sende; ben, imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin...

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil...

18 Ocak 2010 Pazartesi

Laz Marks Emice Birgün Gazetesi'ne yazdi

Taşeronlar ve bizum beyukbaşlar
* Bizum Amerikan taşeroni kirpuk bıyıkli, itfaiyeyi bile taşeronlaşturup özelleştururken Latin Amerikali uşaklar; Bolivya’da demiryollarini, Venezuella’da üç tane şeker fabrikasini kamulaşturayi.
Haçan bizum ruhlarina Hain Evlat Ökkeş kaçmiş bu taşeronlar, para içun elde avuçta ne varsa satup savmaya bakayiler.
Ula bu halk elbet bir şafak vakti karanluğun kenarindan, ağir ellerini toprağa basup doğrulacak... O zaman ana.... Ula bak gene sinirlenup teoriden çiktum...

* Paraguay’da gerillalar yoksul yerlilere 12 bin ton ağirluğinda beyukbaş hayvan dağitmiş.
Haçan bizum burada 12 bin ton beyukbaş dağitabilmek içun, önce başumuzdaki beyukbaşlari dağitmak, lağvetmak lazimdur daa...

15 Ocak 2010 Cuma

Katili tanıyoruz, adalet istiyoruz

Hrant Dink katledileli üç yıl oldu ve onu öldürtenler hala ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar.

Haydar Işık / Başaltı notları - 31

- allah devlete kısmı ölçülerde zeval versin, edepsizlik diz kapağı olsun!
baskınlar tüm yurtta devam ederken, aynı adlı operasyonun istanbul ayağında ben sende tutuklu kalsın!
dil bilgisinde kurallar alt üst olup, şerefsizlerin isimleri küçük harflerle yazılsın!
muassır medeniyetler seviyesine ulaşanlarla, ulaşamayanlar arasındaki farklılıklar için açılım tatbikatı yapılsın!
her yer bahar olsun, bayram ve kardeşlik duyguları için yurt dışından aşı ithal edilsin!
başbakan yolcu, kitleler ve halklar han ya da hancı olsun!
peşkeş de, sürme gibi makyaj malzemeleri sınıfına dahil edilsin!
tüm bu karışıklıklardan şüpheli görünenler göz altına alınsın!
göz altları yasallaşsın!
halkların kardeşliği de, geçici bir süre için kozmik raflardaki yerlerini alsın! komşularla ilişkiler tekrar gözden geçirilsin ki, bulgarlara yemeğe gidilsin!
habur sınır kapısında da dik halay çekilerek, emir küpleri törenlerle kırılsın!..

Heydo'nun stand-up'ı

Haydar Işık'ın tek kişilik politik güldürüsü. Haydar'ın keskin ve komik gözlemleriyle hem gülecek, hem de düşüneceksiniz... Kefilim...
Yalnız, önce bir Almanya vizesi almanız lazım. Çünkü gösteri Almanya'da. Yoğun istek gelirse Türkiye'de de görebiliriz.

14 Ocak 2010 Perşembe

Eurovision'da Türkiye'yi Tayyip temsil edecek

Bu yıl 55.'si yapılacak olan Eurovision Şarkı Yarışması'nda ülkemizi Recep Tayyip Erdoğan, "Mızıka çalınır hayırlısıyla / Baykal mı sandın tövbe tövbe / Al yeşil bayrağı Allahın izniyle / düğün mü sandın bre kafir / Umreye gideni gelir mi sandın / A bu, Abu Dabidir oyy oyy / Kışlalar minaremizdir oyy oyy..." adlı parçayla temsil edecek.
Fotoğrafta Tayyip, ulusa seslenmeden önce mızıkasının akortunu yaparken görülüyor.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Laz Marks Emice; Bu bizum piratiğumuzdi, ne oldi boyle, ne oldi bize, nerde o örgutli taş furun solcisi? Bir anda oldi layt solcusi

BirGün Gazetesi çalışanlarıyla dayanışma gecesi
(Sermaye yanlısı ne kadar gerici güç varsa hepsi asgari müşterekte birleşebiliyor, dayanışma örneği gösteriyor. Bu bizim pratiğimizdi, ne oldi boyle, ne oldi bize, nerde o örgutli taş furun solcisi? Bir anda oldi layt solcusi...)
16 Ocak Cumartesi, saat 20.00’de, Haldun Dormen Sahnesi’nde (İstanbul-Feriköy) Laz Marks Emice gösterisi
Yazan: Yılmaz Okumuş
Sunan: Haldun Açıksözlü
Bilgi için: 0554 - 738 36 90 • 0212 - 254 89 30

Türkiye'nin nah böyle ekonomisi var, acayip büyüyo!..

Emperyalist şebekeler Türk ekonomisini övmeye doyamıyorlar. Önce Standard&Poors ve Fitch, sonra Moody's ve arkasından Ekonomist batmış ekonomimizi yere göğe sığdıramıyor.
Hepsinin ağababası olan Barack Obama ise noktayı koydu ve "Türkiye'nin ekonomisi çok iyi. Nah böyle ekonomisi var, acayip büyüyo.." dedi.

12 Ocak 2010 Salı

Red - 40

Red, kodumu oturtan dergi

Haydar Işık / Başaltı notları - 30

- yok bişey, gözüme gözlerin kaçtı da...

- ben de bu feysbuğun nesine geldim?

- kara üzüm habbesi le le le franco

- özel harp dairesi: iki kozmik bir salon.

- 2010 kültür başkenti istanbul'a alternatif açılış: otopark mafyasından bir grupun havaya açacağı ateşle festival başlayacak. sırasıyla uçucu madde kullanan çocuklar ve selpak satan minikler kortej halinde resmi geçiş yapacaklar. daha sonra özenle seçilmiş üç-beş kapkaçcı hazırladıkları gösteriyi sunacak. bazı vatandaşlar soyulacak. festivalin öğlen saatlerinde de, trafik magandası bir sahış başka bir otomobilde bulunan bayan sürücüyü, saçlarından süründürerek evirecek, sonra bi ara da çevirecek. akşam saatlerinde de, yurt dışından gelen konuklar şebeke çukurlarına ve inşaat oyuklarına düşürülecek. bayan misafirlerden güzel olan birine de, özel olarak seçilmiş taciz grubu, törenle taciz ateşi verecek. programın sonlarına doğru, kredi kartı mağduru bir vatandaşımızın intihar şovu izleyicilerin beğenisine sunulacak. bokrealist ve sürfaşist polislerin göstericileri amansızca yaraladıkları film gösteriminden sonra konuklar küçük armutlu'daki gecekondu yıkımına götürülecek. burada dozerlere bindirilecek olan izleyiciler, ellerinde kazmalarla gecekonducularla karşılastırılıp dayak yiyecekler. program, sevgilisi tarafından terkedilmiş bir vatandaşımızın elinde bıçakla sağa sola saldırmasıyla bitecek.

- ben meylimi ortalama tek güzele indirdim ama hangi huyuna yad eylesem gönlümü?

11 Ocak 2010 Pazartesi

Sınırsız, sinufsuz, özel mülkiyetsuz ve Fenersuz bir toplumi gördükten sonra

Uşaklar - paçilar sordi, ben da cevapladum
Peşuktaş’tan Feyza sorayi; Laz Marks Emice, senun içun ‘olmazsa olmaz’ deduğun şey nedur?
Benum olmazsa olmazum ‘halk’tur. Haçan halk olmadan hiçbir şey olmaz daa!..

Adapazarı’ndan Melek, “Sinirlenince küfür eder misun Emice?” diye sorayi…
Etmez miyim kizum… En çok, “Hay özel mülkiyetsuz kalasun ula…” derum.

Ankara’dan Mesut merak etmiş; Laz Marks Emice hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdun?
Evladum, Paganini’nun keman içun yazduği Caprice konçertosini, kemençe ile çalmak isterdum.

Samsun’dan Ender, “Nasil ölmek isterdun Laz Marks Emice?”
Sınırsız, sinufsuz, özel mülkiyetsuz ve Fenersuz bir toplumi gördükten sonra.

Eskişehir’den Dilek sorayi, “Laz Marks Emice, size göre şu an dünyadaki en büyük çelişki nedir?”
Dünyada 1 milyar insanevladi günde 1 tanecuk hamsi bile tüketemeyi. Ama bir avuç kan emici asalak, takalar dolusi hamsiyi tek başina mideye indureyi. İnsan aç susuz kalabilur ama hamsisuz asla.

Tirabizon’dan Vera rumuziylan yazan okurum sormiş; “Televizyon seyreder misun? En çok neye gülersun?”
Burjuva politikacilarinun sanki bir bok anlatayimişcesine konişmalarina çok güleyirum.

Her kadın biraz Rosa'dır

Rosa Luxemburg ( 5 Mart 1871 - 15 Ocak 1919)
Alman komünist hareketinin önderi, Almanya Komünist Partisi’nin kurucusu, Lenin’in yakın dostu, Marksist teorisyen Rosa Luxemburg’u saygıyla anıyorum.

Romanlar'dan sonra Kızılderililer

Selendi'den sürülen Roman vatandaşlarımızdan sonra şimdi de Kızılderili vatandaşlarımız sürgünde
İstanbul'da adı açıklanmayan bir semtte, içeriği açıklanmayan sudan bir sebeple Kızılderili vatandaşlarımıza saldıran bir grup, "Kızılderililer Amerika'ya!.. Ya Allah bismillah Allahu ekber" sloganları atarak, "Kızılderilileri burada istemiyoruz" tehditleri savurdu. Güvenlik güçlerinin her zamanki gibi araya girmesiyle (2 saat sonra) olaylar biraz yatışır gibi oldu.
Hükümet yetkilileri Kuzey ve Güney Amerika ülkeleriyle temasa geçerek, "Elinizde Türk asıllı vatandaş varsa gelin mübadele edip, bizdeki Kızılderililer'le değiştirelim" teklifinde bulundu.
Fotoğrafta, belediye otobüsüne doldurulan sürgündeki Kızılderili vatandaşlarımızı görüyorsunuz.
Pekiii, kapitalizmin krizlerinin bir sonucu olan 'faşizmi ve ötekine tahammülsüzlüğü' görüyor musunuz?

10 Ocak 2010 Pazar

Latin Amerika’nun devrimci sırrı anlaşildi; hamsi

Laz Marks Emice Birgün Gazetesi'ne yazdi
Efendum gazetelerde okumişsunuzdur. Bizum buralarda azalan hamsiler Latin Amerika’da ortiya çikti. Ben da deyidum ki, “Aferun ula bizum uşaklara, Jose Marti, Simon Bolivar, Fidel Castro, Che Guevara’nun izinden gidup, emperyalist kapitalizumun çanina ot tikayi.”
Meğer sadece bu has uşaklarun sayesinde olmayimiş. Bizum hamsilerun da payi varimiş. Hamsiye kavuşan Latin Amerikali Çavez, Morales, Ortega, Da Silva, Correa fosfor takviyesiylan daha bir uyanuk oldi. Hamsi gerçeğini kabul etmeyenlere şuni söyleyirum; “Birleşen ve hamsi yiyen halklar yenilmez”
http://www.birgun.net/latin_index.php?news_code=1263124939&year=2010&month=01&day=10

6 Ocak 2010 Çarşamba

Haydar Işık / Başaltı notları - 29

- karakolda emine ayna var

- çift jitem geliyor lo kaymakam konağından

- işverene gözlük, işçiye özlük

- türü bitmemiş yetişkin: tayyip erdoğan.

- dilber dudağı, sütlü nuriye, dul avrat çorbası, kol böreği, kız memesi, kadın budu, şıllık tatlısı gibi yemek çeşitleri kulağa erotik geldiği için yasaklanabilirmiş. eğer yasaklanırsa yerine şu isimler daha uygun olacaktır; ergenekon tatlısı, kozmik ciğer tavası, şikeli iddaa böreği, çevik kuvvet ıspanağı, kaymaklı tekel işçisi, fırında açılım, türbanlı sufle, sahanda kontrgerilla mermisi, paşa yahnisi, acılı darbe

- biber gazı yemeyene devrimci denmez

- bankomatik: cansız bomba

- asgari ücret işçiye yapılmış bir asgari darbedir

Leman - 948

T.C : Taşeron Cumhuriyeti
(Amerika adına ülkeyi yönetenler)

5 Ocak 2010 Salı

Oturmuyoruz!..

Parti devam ediyor!..

3 Ocak 2010 Pazar

Laz Marks Emice Birgün Gazetesi'ne yazdi...

UNICEF açukladi; Küba’da küçuk uşaklarun yetersuz beslenme orani yüzde 0. Yaziylan yazayirum; sifir.
Emperyalizmun ağababasi Ameruka Pirleşuk Devletleri’nde bile 17 milyon sabi sübyan açluk soruni yaşarken Küba’da açluktan ölen, sokaklarda yatan, küçuk yaşta çalişmak zorinda olan, eğitumsuz, sağluk güvencesinden mahrum ve yetersuz beslenen bir tane bile küçuk uşak yoktur. Ula kilçiğina siçtuğumun vijdansuzlari, hep Küba’nun sivasi dökülmiş evlerini, 1956 model arabalarini göstereyisunuz, biraz da UNICEF’un bile raporinda belurttuği, küçuk çocuklarun yetersuz beslenme oranini yüzde 0’a induren sağluk sistemini göstersanuza.
Sonra pişkin pişkin zafer çiğluği atayisunuz... Borsaya açilan hastanelerunuzla mi öğüneyisunuz?
(http://www.birgun.net/latin_index.php?news_code=1262520352&year=2010&month=01&day=03)

İslam ülkesi Zaire'yle Hollanda'nın maçı var

O zamanlar “camiler kubbemiz minareler süngümüz” değildi henüz.
Camileri parti teşkilatı gibi görenler türememişti, en azından benim minik kasabamda yoktu.
Yaz tatili geldiğinde daha okuldan aldığımız teşekkürün, takdirnamenin keyfini yaşamadan gideceğimiz yer belliydi; mahallenin camisi.
Emir büyük yerden, anne ve babadan. İstedikleri; 1-2 hafta camiye gidip, elif - ba ve bir iki ayet filan öğrenmemiz.
Zaten rüşvetim de hazırdı. Yasin’e kadar yükselirsem babam bana rüyalarımı süsleyen kramponlu futbol ayakkabısı alacaktı.
Mahallenin veletlerinden oluşan 10 kişilik kafile uzun ve dik bir yokuşu yürüyerek camiye gidiyorduk. Bizi tek rahatlatan önlük belasının olmayışıydı.
İmamımız Süleyman hoca, bizim deyimimizle “hocaefendimiz” yanılmıyorsam Bob Hoskins’in ikiziydi. Acayip benziyordu. Süleyman hoca çok sevimli, en az 20-30 fıkrada başrol oynamış inanılmaz neşeli bir hocaydı.
Her şey iyi güzeldi ama büyük bir derdimiz vardı. 1974 Dünya Kupası başlamış ve camiye gittiğimiz günlerde müthiş maçları kaçırıyorduk.
O gün Brezilya’nın maçı var. Top peşinde koşarken kendimize lakap taktığımız yıllar.
“Pele benim, hadi lan asıl Pele benim. Yok Rivelino benim... vs.”
Dünyadaki her çocuk gibi top cambazlarından oluşan Brezilya’nın hayranıyız.
Erkeklerden 5 kişi hem hocaefendinin söylediğini tekrarlıyoruz hem de kıvranıyoruz.
Bir saat sonra Brezilya’nın maçı başlayacak.
Ben dayanamayıp atıldım.
-Hocam, bu gün çok önemli bir maç var televizyonda.
-Eee noolmiş?
-Diyorum ki hani hep birlikte seyretsek.
-Tövbe yarabbim. Niçun seyredeceğuk?
Hocaefendiyi kafalayacağım ya aklım sıra...
-Haiti, Brezilya’yla oynuyor. Biliyorsunuz, Haiti islam ülkesidir, desteklemek lazım.
Hoca çok ilgilenmiş gibi davranıyordu.
-Öyle miii? Ee kurs da bitmek üzereydi zaten. Gidup seyredelum bari. Bir islam ülkesini mücadelesi sırasında yalnuz birakmamak lazimdur.
Karanlığa bir taş sallamıştım ve hedefi vurmuştum.
Hoca önde biz maç seyretmek isteyen 5 cami öğrencisi arkasında kasabanın kahvehanesine gidiyorduk. (Meraklısına not: O tarihte TV yayını Trabzon TV’si üzerinden, “Paket Yayın” adıyla, haftanın 3 günü yapılmaktaydı. Biz Çayeli'nde, Dünya Kupası maçlarını SSCB üzerinden seyretmekteydik.)
Ertesi gün yine camideyiz. Erkekler arasında havam binbeşyüz, hocaefendiyi amma kandırmıştım ha... Hoca dersin sonlarına doğru bana dik dik bakarak;
-Bugün de islam ülkesi Zaire’nun, Hollanda’yla maçi var uşağum... Seyretmağa gidelum mi?

2 Ocak 2010 Cumartesi

Ali Asker / Türküler çürümez

Devrimci ozan, eylem adamı Ali Asker'le soL'dan Belma Nur Kartal konuştu...

Özge Dirik / ikincil ruhla pisuar buluşmaları

bu şiir biraz ayıp bayım
şimdiden uyarayım
henüz ilkokuldayken
bakir şehvetlerdi en sevdiğim dersin adı
ders türkçe, bildiğiniz dilbilgisi
benim öğrendiğim ise
hiç evlenmemiş bir vücudun dili.
bu şiir biraz küstah bayım
cuma namazında bir tezgahtar
bar tezgahtarı
gözünüzden beyninize giden kelimeler
bağboğan tohumları.
bu şiir belayı satın almak bayım
küfrediyor "stay with me" dediğiniz her mahluğa
sonuna dokuz sıfırla
bilek çıkaran pazarlıklara girişiyor
cenini sakat hamleler yiyor.
bu şiir yad ellerin yad ettiği şairlerin öfkesiyle
tasfiye nedeniyle yazıldı bayım.
karısını bir cinle basalı
yakası açılmadık laflar ediyor
her sevda gibi
ilk buluşmada ölçü
son buluşmada öc alıyor.
bu şiir balayı baltalayan kaynana dili bayım
modern asyanın devrimleri yani;
zincirleme dil sürçmesi.
sürçmüşken
kaldırmalı tanrının idamından önceki tüm idamları
farkında mısınız bayım, korsan baskı korkusu bu;
kitap falan yazamıyor tanrı artık.
bu şiir ölüme susayıp, çok içmek bayım
laf aramızda
pisuarın duvarlarını bu denli iyi kullandığınıza göre
sorunlarınızı bana anlatabilirsiniz bayım.
bu şiir işleyen demirin yaşlanması
yaşlanan demirin ise paslanmasıdır bayım.
annem yanlış adamı seçtiği için
onbir taneydi bizde, ayların sultanları
atlı karıncamdayken jeton tazeleyecek bir baba arıyorum şimdi
annem beni
sizden doğaçlamış olabilir mi bayım?
bayım!?

Kimisi 34 yılda bile iz bırakıyor

Simone Weil
1909'da Paris'te doğdu.
1919'da, on yaşındayken Bolşevik olduğunu ilan etti.
(Dahi çocuk. Mozart'tan farkı ne ki? Y.O)
12 yaşında Antik Yunanca öğrendi.
Gençliğinde işçi hareketine katıldı.
Politik yazılar kaleme aldı, gösterilerde yürüdü ve işçi haklarını savundu.
İşçi sınıfının sorunlarını daha iyi gözlemlemek için Renault fabrikasında 1,5 yıl işçi olarak çalıştı.
İspanya İç Savaşı'na katılıp, Cumhuriyetçiler'in yanında yer aldı.
1943'de tüberküloz teşhisi koyan doktorlar, dinlenmesini ve diyet yapıp iyi beslenmesini istedi ama o, politik eylemlere katılmaya devam etti. Hitler Faşizmi'ne direnen ülkesindeki insanlar yiyecek bulamazken o, iyi beslenmeyi reddetti ve çok az yiyecekle yetindi.
1943'te öldü.
Ve, "En inandırıcı insanlar, en çok bedel ödemeye gönüllü olanlardır" dedi.
Gel de inanma...

1 Ocak 2010 Cuma

Parayi Lidyalilar buldi, AÇP’liler el değişturdi

Netceğuk Hasan paradan yana çok dertli, Laz Marks Emice habu parayi başumuza hangi pokkiyenun soyi bela etti da? “
Uşağum dedum, parayi Lidyalilar icat etti.
Feodalizum zamaninda gelişti boy atti, kapitalizum ise oni sanayi sermayesiylan banka sermayesi olarak iç içe sokti.
Ne oldiysa ondan sonra oldi.
Hau Maçkali Sofokles’un deduği gibi, “İnsanoğlinun hiç bir icadi para kadar kötiluk saçıci değildur. Ülkeleri harap ve yerle bir eden odur; mertluği bozar, olmayan penaltiyi oligarşi takumlari lehine verdurur, insanevladini her türli hileye sapturur ve onlara her günahi işletur."
Şimdilerde ise habu geçmişi tenekeli para el değiştureyi.
İdris uşağum sen boşina heyecanlanma, para el değiştururken senun eline geçmeyecek. Sadece başka bir burjuva gurubindan habu AÇP’nun yarattuği yeni bir çakma burjuvanun eline geçeyi.

Tatbikat ve sorgu

- Konuş!.. Önce hanginiz sevdi? En çok hanginiz aşık oldu?

Benzine at kuyruğu gibi zam

Sesini çıkaran, hak arayana biber gazı, cop ve tazyikli sudan oluşan menü... Olmadı hapis...
Medya, emperyalizme göbekten bağlı sermayenin elinden, emperyalizme omuriliğinden bağlı bir tık daha gerici unsurların eline geçiyor. Yani ne eskisi, ne yenisi halkın nasıl soyulduğunu yazmaz, gösteremez.
Birgün ve Evrensel'in trajı belli, Cumhuriyet ve yazar kadrosu neredeyse YeniŞafak'la yarışan Radikal'in utangaç muhalefetini dışarıda tutarsak büyük medya hala havai fişek gösterisi yapıyor. Cumhuriyet tarihinin en 'haşırt' zam yağmurundan söz eden yok.
Halkın yönetime katılabildiği ortalama bir ülkede iktidarı önüne katıp götürecek bu zam fırtınası karşısında liberal bülbüllerin alayı suskun.
Bizim Temel, benzine gelen zammı duyunca, "Beni pek etkilemedi, haçan ben hep 100 liraluk benzin aliyrum" demiş.
Bütün bu olan bitenler beni de pek etkilemiyor. Emperyalizme göbekten bağlı bu sermaye iktidarlarıyla ne huzur ve güven olabilir, ne de bir halk özgür kalabilir. Ben hep halkın ve işçinin demokrasisine inanıyorum.

Selam dünyalı, biz köpeğiz!..

Selam dünyalı biz köpeğiz. Dost olup olmadığımız bir kemiğe bakar.