31 Ocak 2017 Salı

Senaristin Günlüğü-10

"Şehriye, suyi ısıt!" 
Sümela'nın Şifresi-3 "Cünyor Temel" Ayşegül Günay ve Salih Kalyon

TV'de bugün

Televizyonunu yeni açan seyircilerimiz için bir kez daha tekrarlıyoruz, kapatın!

29 Ocak 2017 Pazar

Sinema nedir?

Sinema budur!

25 Ocak 2017 Çarşamba

89. Akademi Ödülleri

Binali Akbulut & Erdal Kılıçdaroğlu
(Espri benim, Şevket Yalaz çizmiş)

24 Ocak 2017 Salı

Senaristin Günlüğü-9

Sümela'nın Şifresi-3 "Cünyor Temel" seti. Bütün oyuncular rollerini ezberleyip gelince sahneleri bir tekrarda çektik. Ee kalan zamanda ne yapacaktık, torbalar dolusu çekirdek çitleyip geyiğe sardık tabii ki.

23 Ocak 2017 Pazartesi

Bir Alman'ı bu kadar seveceğimi tahmin etmezdim

Hiçbir istatistikte bir numara değil ama artık benim bir numaram. Messi'de ve İniesta'da görebildiğim bir sahiciliği görüyorum Jurgen Klopp'ta. Messi'nin, her hafta 500 milyon insanın seyrettiği bir fenomen değil de, lisenin bahçesinde futbol oynayan bir velet gibi davranmasına benziyor Klopp'un saha kenarındaki hali. Bütün defolarıyla, çıplaklığıyla kaptırıyor kendisini futbola. Kamera aramıyor, midesi asit üretmiyor. Saha kenarında yardımcı hakeme itiraz edip bağırırken birden, "Napıyorum lan ben?" dercesine gülmeye başlıyor. Mourinho ve Terimgiller gibi "başarıya giden yolda her şey mübah" kokusu almıyorsun Klopp'tan. Ve galiba en önemlisi, Çayeli'nde kıran kırana maç ettikten sonra rakiple birlikte mandalina araklayıp denize girdiğim çocukluk günlerimi hatırlatıyor. Maç bittikten sonra yense de yenilse de herkesi kucaklayıp gülebiliyor. Son olarak, kısa sürede bütünleştiği Liverpool taraftarlarının düğünlerine de gitmeye başladığını okudum. Yok yok, bir insan bu kadar rol yapamaz. Yoksa Marlon Brando'nun yanında olmalıydı.  
Klopp incileri;
* Takımın aldığı kötü sonuçlardan sonra Borussia Dortmund taraftarlarına esprili bir şekilde çağrıda bulunan Klopp böyle diyordu: "Takımınızdan sadece başarı bekliyorsanız, Bayern Münih'i tutun!"
* Dortmund’da takımın savunmasındaki kilit isim Mats Hummels uzun süreli bir sakatlık yaşayınca Klopp şu açıklamayı yapmıştı: "Onu kocası hapishaneye düşmüş sadık bir eş gibi bekleyeceğiz."
* Klopp, Liverpool’a imza attığı günlerde Mourinho’nun “Ben Özel Biri’yim” açıklamasına şöyle gönderme yapmıştı: “Ben Normal Biri’yim. Futbolcuyken de ortalama bir oyuncuydum. Kendimi tarihin dahi teknik adamlarıyla kıyaslamıyorum bile.”


Bu da hislerime tercüman olan "entarisialabenziyorseftalisibalabenziyor" nikli bir sözlük yazarının yazdıkları; "Hakemin bitiş düdüğüyle birlikte kanal değiştirmek varken Klopp'un saha içine doğru yürüyüp önüne gelen her iki takımın oyuncularına kucak açmasını, tebrik etmesini, hatta rakip takımın oyuncusundan yüz bulursa enseye şaplak atmasını keyifle izliyorum.
Rakip takımın oyuncusu olup fileleri havalandırsam kendi hocamdan önce ona sarılmak ve onunla bir sevgi yumağı olmak isterdim.
Umarım asla Türkiye'de bir takımı çalıştırmaz da buranın pis ağızlarının kokusunu çekmez. Bir gün bu ülkeye gelecekse Uruguay eski devlet başkanı gibi CHP'lilerin davetlisi olup gelsin; Eskişehir Odunpazarı'nda Büyükerşen ve minik çocuklarla spor tesisi açsın."

Messi'nin Şifresi

Yıllardır erteleyip durduğum Nou Camp'ı tavaf etme projemi nihayet yeğenimle hayata geçiriyorum. Şubat ortası gibi Barcelona'dayız. Messi'yi görüp hacı olacağız. Gitmemiz kesinleşince dün geceki Eibar-Barcelona maçını seyrederken epey bir gerildim. Ne zaman bir kazma defans elemanı Messi'ye sert girmeye teşebbüs etse bağırıp çağırdım, sanki engelleyebilecekmişim gibi. Dün geceden bir potpuri; "10 yıl üzerine Messi'yi seyredeceğim. sakın sakatlamayın. Uzak dur ulan, taban girme şerefsiz. Hakeeeem, adam gözünün önünde Messi'ye arkadan tekme sallıyor, görmüyor musun?" Tabi bu feryatlarımı İspanyolca ve Katalanca bilmeyen komşular duyduğu için bir işe yaramadı.

22 Ocak 2017 Pazar

Gırgır kapakları-5

Yıl 1981. Anayasa taslağı iyice belirginleşmiş. Öyle ki, bir kaç ay önce hapsi boylamamak için yurtdışına kaçan Banker Kastelli, Mıgırdıç Selefyan ve Yahya Demirel gibi vatan aşkıyla dolu müteşebbis abiler apar topar geri dönüyor. Bu espriyi bulan kişi olarak kapağa imza atılmayacağını öğrendiğimde çok üzülerek Oğuz Aral'ın odasına girmiştim. İstiyorum ki, 19 yaşında bir genç olarak bunun haklı gururunu yaşayayım. Ama Oğuz abi her zamanki gibi ayaklarını birbirine dolayıp, bıyıklarını burup, 3 sigara birden yakarak, "Oğlum, bir dava açılması halinde ben ve Haldun Simavi (Günaydın gazetesinin sahibi) bunlarla boğuşabiliriz belki fakat senden haber alana kadar 1 hafta geçer." demişti. Bana kalsaydı Gırgır logosunun yerine Yılmaz yazdırırdım ama neylersin, Oğuz abi bu... (Çizen: Şevket Yalaz)

19 Ocak 2017 Perşembe

Messigillerden Ricardo Darin

Ben niye Arjantin'i sevmeyeyim? Che Guevara'yı, Maradona'yı, Messi'yi ve Ricardo Darin'i sundu bize. İnsanın beğenileri yaş aldıkça değişiyor ama sanırım şu üçlü bir daha kolay kolay değişmeyecek; Marlon Brando, Toshiro Mifune ve Ricardo Darin. Darin'in henüz 'çok iyi' olmayan bir filmini seyretmedim. Ya dünyanın en iyi proje seçen oyuncusu ya da dokunduğu teksti uçuruyor. Komedi, gerilim, romantik komedi, macera ne ararsan var kariyerinde. Bir nalburu, bir profesörü, bir kaybedeni, bir psikopatı... insanın her halini gözümüze sokmadan, şahane canlandıran bir oyuncu. Bir de eklemeden geçemeyeceğim, kardeşim bu pörtlek gözlerle ve kırık burunla nasıl bu kadar yakışıklı olabiliyorsun? Hayır, benim gözler de pörtlek ama böyle bakamıyorum. 

18 Ocak 2017 Çarşamba

Senaristin Günlüğü-8

Sümela'nın Şifresi "Cünyor Temel" setinde sıradan bir gün. Temelimiz (Çetin Altay) çekimler sırasında yerine dublörünü bırakarak tüymeye çalıştı ama set fotoğrafçımız Ali İhsan'ın gözünden kaçmadı.

17 Ocak 2017 Salı

Geç kalmışız birbirimize

"İnsan bir kere birine geç kalır ve 
bir daha hiç kimse için acele etmez..."
Yaşar Kemal

14 Ocak 2017 Cumartesi

Senaristin Günlüğü-7

Cünyor Temel şokta. Arkadaşları Oğuzubillah ve Şota'ya, "La bi gidın eğleşmayın benlan. Bursasipor'i teplasmanda hem da 10 kişiylan yendık ha?" derken görüyoruz. Sonra sevinçten denizin üzerinde kolbastı oynadığını göremiyoruz ama.

10 Ocak 2017 Salı

Gırgır kapakları - 4

1982 Anayasası hazırlanıyor. Tahminim 1981 yılı. Yaşım 19, devletimiz bana oy kullanma hakkı vermemiş ama Oğuz Aral bulduğum kapak esprisiyle düşüncelerimi açıklayabilme hakkı vermiş. 82 Anayasası'nı hazırlayan kurulun başındaki Profesör Orhan Aldıkaçtı ile halkın çok sevdiği Orhan Gencebay'ı karşılaştırmışım. Şevket Yalaz kardeşim de bir güzel çizmiş. Bütün cumhuriyet kazanımlarının, damla damla biriken demokratik hakların üzerinden dozerle geçip yerle bir eden 12 Eylül'ün arkasından çimentoyu da 82 Anayasası dökmüştü. 4-5 yıl önce, daha özgürlükçü, herkesin katılımıyla hazırlanacak bir anayasadan bahsederken milletvekillerinin cep telefonlarından seyrediyoruz olan biteni. Ah ulan Orhan Aldıkaçtı abi, nasıl bi beddua ettiysen artık. 

9 Ocak 2017 Pazartesi

6 Ocak 2017 Cuma

Kanal D Bizum Hoca filminin fragmanını oynattı

Yaptığım davet üzerine 1 kişi bile Kanal D'de Bizum Hoca filmini izlemeye kalktıysa bu açıklama onadır. Sevgili kardeşim, filmi seyretmek için ekran başına geçtin ama o kadar kestiler ki film yerine fragmanı seyretmiş gibi oldun. Kesilen ve biplenen yerlerin tümü HES'le ilgili. Biliyorsun HES bu ülkede çok ayıp bir şeye denk düşmektedir. Biraz derdi, meselesi olan bir Karadeniz komedisi yapmak üzere yola çıktım ve Karadeniz'in kanayan yarası HES'i fona oturtum. Bereket versin ki Kanal D'deki görevli arkadaşımız HES kelimelerini bipleyerek, HES sahnelerini komple atarak beni en azından seyirci karşısında utanacak duruma düşmekten kurtardı. Aramızda Kanal D "HES'leri kesmese ne olurdu?"yu tahmin edemeyecek kimse yoktur diye düşünüyorum. Ben şimdi ülkede uygulanan sansür ve otosansürün nerelere geldiğine ağlayayım mı, yoksa Bizum Hoca filmimle Gırgır'daki "82 Anayasa'sına hayır"lı kapaklarımla, Laz Kapital'imle övündüğüm gibi övüneyim mi? Karar veremedim.

Bizum Hoca bu gece Kanal D'de... 22:30

"Yok efendim ben bu filmi bilmiyordum, yok efendim ben kaçırmıştım, yok efendim ben görmedim" diyenler ekran başına.

4 Ocak 2017 Çarşamba

Senaristin Günlüğü-6

Sümela'nın Şifresi-3 "Cünyor Temel"in 3'lüsü; Eren Hacısalihoğlu (Şota), Çetin Altay (Cünyor Temel) ve Eren Vurdem (Oğuzubillah) yemin ederlerken görülüyor. Yeminin konusu ise Trabzon'un lezzet durakları. Kim yeni bir pideci, köfteci, kavurmacı, balıkçı keşfederse diğerlerine söyleyeceğine şerefi üzerine yemin ediyor.