2 Mayıs 2026 Cumartesi

Seri ilanlar...

"Biz burada bir aile gibiyiz." Zaten adımız Kralın Takımı, bir de taa Francisco Franco'dan beri her şey bize göre dizayn edilmiştir. Bölücü Katalan ve Basklıların takımlarını gerekirse statlarını bombalayarak, bazen soyunma odalarına jandarma göndererek, hatta sözleşmeli oyuncularını, UEFA ve FİFA haydutlarının göz yummasıyla ellerinden alırız. Hakemler 80 yıldır tam bir Madridista'dır. 
 
"Hızlı tempolu ortam." Kral Kupası, Lig Kupası, La Liga, Şampiyonlar Ligi, Dünya Kulüpler Kupası, Kıl Kupası, Tüy Kupası ve Süper Kupa maçları derken haftada 3 maça hazırlan.

"Genç ve dinamik ekip." (Genellikle tecrübesiz personelin düşük maaşla çalıştırıldığı, iş gücünün sürekli değiştiği ortamları tanımlar.)

"Esnek çalışma saatleri." (Genellikle mesai saatinin bitiminin belirsiz olduğu, işin bitene kadar çıkılamayacağı durumlardır.)

"Maaş + Prim" Barcelona belası yüzünden son 3 yıldır kupa alamıyoruz, o yüzden kovulmadan 6 ayını dolduran teknik direktörlere prim verilecektir. 

"Tutkulu" veya "İşi kendi işi gibi sahiplenecek." (İşin profesyonel bir sınırda kalmayıp, tüm hayatınızı kaplamasının beklendiği durumlar.)

Oflu Hoca-6 "Define"

Taksim'den geçer mi abi?

"Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre" Sakallının komünist toplum tanımı muhalefet yapma tanımımız için de geçerli. Çünkü korkup, pısıp, sosyal medya cengaverliğini bile yapamayanlar var.

26 Nisan 2026 Pazar

United Kingdom zero point

Sene olmuş 2 bin bilmem kaç, Orta Çağ artığı törenlerle uğraşıyorsunuz. 
"O bizim geleneğimiz." diyen dük ve düşes olursa, "E o zaman Aborjinlerle, Hutularla, dinle yönetilen ülkelerle ve ilkel kabilelerle niye dalga geçiyorsunuz? Niye onların geleneklerine saygı duymuyorsunuz ve sürekli onlara medeniyet taşımaya çalışıyorsunuz?" demez miyiz? Diyelim bence.

Fuat Saka'ya benzemek artık çok kolay

Bunun için, Prag'da bulunan Hotel Kosicka'nın restoranına gidecek ve bu dev ampulle poz vereceksiniz. Saniyesinde Fuat Saka'ya benzemezseniz yolculuğunuzun parasını ödüyorum. 

Pek benzememiş, diyenler vardı. Alın parçaları oturtun şimdi.



Ağam bizimle eğleniir!


Aynılar aynı yerde. Ayrılıklar dinden, imandan, milliyetten. coğrafyadan değil, sınıfsal abilerim ablalarım!


İlk yarıdaki maçta, sevimsız teknik direktörünüz yüzünden biraz sinirlenmiştim size ama helal olsun gençler ve Gençlerbirliği!


Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, Akar suyun, meyve çağında ağacın, Serpilip gelişen hayatın düşmanı.


Baş koymuşum Tel Aviv'imin yoluna. Düzlüğüne, yokuşuna ölürüm Tel Aviv, ölürüm Tel Aviv!


Salih Sali'dan dan dan!


Çürüme sadece iktidarda olur zannetmeyin, sporda, eğitimde, sağlıkta, ekonomide, ailede, çocukta. Dalga dalga yayılan bir virüs gibi.


Rıza Pehlevi halkla bütünleşti! Devrik diktatörlerin, emperyalist katillerin, ırkçı siyonistlerin, bilumum gericilerin hepsi düşkün, salak ve leş oluyor. Çünkü bu çağda olmamaları gerektiğini herkes biliyor ve bu rollere ancak kıt zekalılar soyunabiliyor.


Bu kadar salakça bir mantığı, Gırgır mizah dergisinde ironi yaparak kullanırdık. Muhlis Bey, Zalak Mahmut, Tursun'un İskelesi gibi karakterler inanılmaz salakça iddialar öne sürerdi ve çok komik olurdu. Ama beyefendi ciddi ciddi inanarak yazdığı için komik değil, acınası.

24 Nisan 2026 Cuma

Yazar, araştırmacı ve editör Öner Yağcı'nın, 12 Eylül zindanlarında yaşadıkları bir şampiyonluk öyküsü.

Öner Yağcı ve diğer siyasi mahküm arkadaşları, İmralı Cezaevi'nde, mahkümlar arasında düzenlenen bir futbol turnuvasına katılmak için Trabzonspor'dan forma isterler. Diğer 3 takım İstanbul'un FB'si, GS'si ve BJK'sıdır. Yağcı'nın (ileride kısmetse filmini çekmeyi düşündüğüm) hikayesinden bir bölüm;
"Bordo-Mavi formalarla cezaevine öyle bir renk getirdik ki Trabzonspor ligi, biz cezaevini sallıyoruz. Lefter'in çocukluğumuzdan beri söylediği 'Futbol kafayla oynanır' cümlesi hep aklımızda. Biz de ona göre akıllı oyuncular seçtik, iyi taktiklerle maçları kazandık. Diğer takımlar ağırlıkla adli suçlardan oluşan mahkûmlardandı. Bizim takımın tamamı siyasi mahkûm.O takımda Ahmet Ünverdi isminde bir arkadaşımız vardı ki çok iyi top oynuyordu. Ali Olpak adında siyahi kökenli bir arkadaşımız yine takımın iyi oyuncularındandı. Şampiyon olan İmralı İdmanyurdu takımının hiçbirinin memleketi Trabzon değildi. Biz orada Trabzonspor'un o Anadolu ruhunu öyle içselleştirdik ki onlar gibi oynadık ve şampiyon olduk."


Money, kaç git. Daha iyi maaşlı bir iş bul, her şey yoluna girer. Yeter ki Trumpgillerin eline geçme.