26 Nisan 2026 Pazar

United Kingdom zero point

Sene olmuş 2 bin bilmem kaç, Orta Çağ artığı törenlerle uğraşıyorsunuz. 
"O bizim geleneğimiz." diyen dük ve düşes olursa, "E o zaman Aborjinlerle, Hutularla, dinle yönetilen ülkelerle ve ilkel kabilelerle niye dalga geçiyorsunuz? Niye onların geleneklerine saygı duymuyorsunuz ve sürekli onlara medeniyet taşımaya çalışıyorsunuz?" demez miyiz? Diyelim bence.

Fuat Saka'ya benzemek artık çok kolay

Bunun için, Prag'da bulunan Hotel Kosicka'nın restoranına gidecek ve bu dev ampulle poz vereceksiniz. Saniyesinde Fuat Saka'ya benzemezseniz yolculuğunuzun parasını ödüyorum. 

Pek benzememiş, diyenler vardı. Alın parçaları oturtun şimdi.



Ağam bizimle eğleniir!


Aynılar aynı yerde. Ayrılıklar dinden, imandan, milliyetten. coğrafyadan değil, sınıfsal abilerim ablalarım!


İlk yarıdaki maçta, sevimsız teknik direktörünüz yüzünden biraz sinirlenmiştim size ama helal olsun gençler ve Gençlerbirliği!


Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, Akar suyun, meyve çağında ağacın, Serpilip gelişen hayatın düşmanı.


Baş koymuşum Tel Aviv'imin yoluna. Düzlüğüne, yokuşuna ölürüm Tel Aviv, ölürüm Tel Aviv!


Salih Sali'dan dan dan!


Çürüme sadece iktidarda olur zannetmeyin, sporda, eğitimde, sağlıkta, ekonomide, ailede, çocukta. Dalga dalga yayılan bir virüs gibi.


Rıza Pehlevi halkla bütünleşti! Devrik diktatörlerin, emperyalist katillerin, ırkçı siyonistlerin, bilumum gericilerin hepsi düşkün, salak ve leş oluyor. Çünkü bu çağda olmamaları gerektiğini herkes biliyor ve bu rollere ancak kıt zekalılar soyunabiliyor.


Bu kadar salakça bir mantığı, Gırgır mizah dergisinde ironi yaparak kullanırdık. Muhlis Bey, Zalak Mahmut, Tursun'un İskelesi gibi karakterler inanılmaz salakça iddialar öne sürerdi ve çok komik olurdu. Ama beyefendi ciddi ciddi inanarak yazdığı için komik değil, acınası.

24 Nisan 2026 Cuma

Yazar, araştırmacı ve editör Öner Yağcı'nın, 12 Eylül zindanlarında yaşadıkları bir şampiyonluk öyküsü.

Öner Yağcı ve diğer siyasi mahküm arkadaşları, İmralı Cezaevi'nde, mahkümlar arasında düzenlenen bir futbol turnuvasına katılmak için Trabzonspor'dan forma isterler. Diğer 3 takım İstanbul'un FB'si, GS'si ve BJK'sıdır. Yağcı'nın (ileride kısmetse filmini çekmeyi düşündüğüm) hikayesinden bir bölüm;
"Bordo-Mavi formalarla cezaevine öyle bir renk getirdik ki Trabzonspor ligi, biz cezaevini sallıyoruz. Lefter'in çocukluğumuzdan beri söylediği 'Futbol kafayla oynanır' cümlesi hep aklımızda. Biz de ona göre akıllı oyuncular seçtik, iyi taktiklerle maçları kazandık. Diğer takımlar ağırlıkla adli suçlardan oluşan mahkûmlardandı. Bizim takımın tamamı siyasi mahkûm.O takımda Ahmet Ünverdi isminde bir arkadaşımız vardı ki çok iyi top oynuyordu. Ali Olpak adında siyahi kökenli bir arkadaşımız yine takımın iyi oyuncularındandı. Şampiyon olan İmralı İdmanyurdu takımının hiçbirinin memleketi Trabzon değildi. Biz orada Trabzonspor'un o Anadolu ruhunu öyle içselleştirdik ki onlar gibi oynadık ve şampiyon olduk."


Money, kaç git. Daha iyi maaşlı bir iş bul, her şey yoluna girer. Yeter ki Trumpgillerin eline geçme.


23 Nisan 2026 Perşembe

Galatasaray, Trabzonspor'dan korkup Gençler'e elendi deeermişim.

Birkaç maç ben de salladım aşırı soğukkanlı davranıp yediği goller yüzünden ama aşırı soğukkanlılıkla bizi yarı finale attı. Teşekkürler Andre.

Domates sosuyla da yenmez bu sevimsiz pezevenk!


İspanyol Pedro ve Kolombiyalı Petro sürekli sığıra anlatır gibi anlatıyor. Var olun!


Savaşa Hayır! Özellikle emperyalist, soykırımcı savaşa ölümüne hayır!


Oflu Hoca-4'te yazmıştım. Hint Yoga Gurusunu Oflu sinir ediyordu. Biraz eşelediğinde şehirli orta sınıfla bu çöl kertenkelelerinin aynı olduğunu görüyorsunuz.

Sharat, Misu’ya kalk işareti yapar.

SHARAT – Kalkar mısın Misu!

Misu, Sharat’a saygıyla eğilerek kalkar. Sharat, Misu’nun kalktığı yeri göstererek…

SHARAT – Örneğin… metroda veya otobüste bir kişi kalkınca hemen o yere oturmayın.

OFLU HOCA – Doğri diysun, etrafta yaşli, hamile biri var mi diye bakmamuz lazim.

Sharat ve Misu, Oflu’nun bu kontra çıkışlarına gıcık olmakta, diş gıcırdatmaktadırlar.  

SHARAT – Kalkan insan oturduğu yerde bir enerji bırakmıştır. Hemen oturursak onun duygusuna oturmuş oluruz. Bu duygu bazen negatiflik olur, bazen öfke ve aynen bize geçer. Oturmadan önce pratik bir enerji temizliği yapmalıyız.

Sharat, Misu’nun kalktığı sandalyenin oturma yerini ellerini çırparak temizlemektedir.

SHARAT – İptal iptal iptal iptal! Kötü enerjiler iptal.

Gizem dünden hazır bir şekilde kendini kaptırır ve etrafındaki o enerjileri kovar gibi yapmaktadır. Gizem’e diğerleri de katılır.

GİZEM – İptal iptal iptal iptal. Kötü enerjiler iptal!

Oflu Hoca düşüncelidir. (Alaycı değil de gerçekten düşünmüş, aklına gelmiş gibi)

OFLU HOCA – Öyle diysunuz ama haftanun her güni, sabah 6’da kalkup topli taşima ile işe hep ayakta gidup gelsen, şöförun kucağina bile oturursun. Enerji menerji, negatif megatif dinlemezsun.

Sharat çok bozulur.

SHARAT – Oturmuyoruz! Oflu hoca… Kötülükleri def ediyoruz önce!

OFLU HOCA – Yok yani, milletun iflahi kesilmiş, konserve gibi işe gidı geliy, o koltuktan kalkan oturduği yere bokini biraksa, gene otururlar oriya.


Gram şaşmaz ve hiç sekmez. Suç imparatorluğu gibi oldukları için yukardan da ortalardan da fire vermek istemiyorlar.


Ülke Chinatown filmi gibi oldu. Bir kadının cesedini ararken, başka kadınların cesetleriyle karşılaşıyorlar.


Çorap söküğü gibi gerisi gelsin. Yüklenin gençler!

Azıcık, bütün pahalılığın sorumlusu oymuş gibi Carrefour'daki kasiyer kıza höyküren seküler ablalar gibi bağırsa da sonuç itibariyle görmek istediğimiz şey aynı.

Vira'nın eline, beynine sağlık ama hala şaşıyorum, bizim "Kayyum" tayfa buna nasıl izin verdi. Bu bildiğin futbolun Susurluk'u.