Yılmaz Okumuş
22 Haziran 2026 Pazartesi
21 Haziran 2026 Pazar
Arjantin'i bekleyen tehlike!
Arjantin takım olarak çok dengeli; iyi bir kaleci, iyi bir defans, elit takımlarda oynayan orta saha ve iyi bir forvete sahip. Hepsinden önemlisi tarihin en iyi futbolcusu Messi'ye sahip. Ama finale kadar gidebilirlerse onları bekleyen tehlike çok büyük; Nusret. Evet namıdiğer "Salt Bae" Nusret Gökçe. FİFA'da çalışan Türk görevliyi kandırıp saha içine giren ve Arjantinli futbolculara tebelleş olan Nusret'i iyi marke etmeleri gerekiyor. Nusret'i bir saniye bile markajsız bırakmamak lazım, anında sahaya girer ve kupaya tuz atma hareketi yapabilir.
Netceğuk Hasan, Doktor Strange Çokli Evren Çilgunluğinda!
Netceğuk Hasan’un kafasi biraz karişmiş. Uşak 100 giram beyaz peynir alamay ama A Haber'de uçtuğumuzi dinleyince kafa Hamsiköy sütlaçi kıvamina gelmiş. Gerçekle hayal arasinda gidu geliy.
Doktor Strange Çokli Evren Çilgunluğinda gibi bi A Haber evrenine gidiy, bi BİM evrenine. İki evren arasinda sıkışti kaldi.
19 Haziran 2026 Cuma
Michelin pabucu yarım, çık dışarı oynayalım!
Bir Michelin Yıldızı, çok iyi malzemelerin kullanıldığı, yüksek standartta yemeklerin pişirildiği restoranlara veriliyor. İki Michelin Yıldızı, restoranın şefinin karakterinin ve yeteneğinin yemeklere yansıdığı durumlarda verilmektedir.
Üç Michelin Yıldızı ise bu pideye veriliyor. Çünkü hamurun, mayanın, fırında yanan odunun, közün ve dışarıdaki börtü böceğin kokusunu fotoğraftan bile alabiliyoruz. Bunların kökleri sizde varsa hikayeler kurabiliyorsunuz.
Bilmenin Hopdediksliği
Hatırlayabildiğim yaşlardan itibaren hep "sebepsiz bir mutluluğum" vardır.
İnsanın, mutlu olacak bir nedeni varsa zaten mutlu olur, benimki başka bir şeydi; mutlu olacak bir nedenim yok iken de mutluydum. Hopdediks'in küçükken kuvvet şurubu kazanına düşmesi gibi, sanırım ben de küçükken mutluluk kazanına düşmüştüm. Sabah kalktığımda durduk yere kendimi mutlu hissederdim.
Son birkaç yıldır nedenini anlamaya başladım; Ömür boyu maaşlı bir işte çalışmadım. Çocukken her yeri karalayarak çizdiğim karikatürlerden para kazanıyordum, mesleğim olmuştu, karikatür.
Türkiye'de sadece 200 kişinin yaptığı bir işti ama milyonlarca kişi beğenerek okuyordu. Sinir olduğum politik bir olayı, hırsızı, uğursuzu, şikeciyi, kız arkadaşımla görüşmemize engel olan babası dahil herkesi yazıp, çizip eleştiriyor, bir de üstüne para kazanıyordum. Seçme ve seçilme hakkımın olmadığı 1982'de, "1982 Anayasası'na Hayır"lı Gırgır kapaklarında imzam oldu. Mecra değiştirerek hep böyle devam etti.
Bu bazen televizyon oldu, sinema oldu, tiyatro oldu, kitap oldu... Hep kendimi ifade edebildim. Siyaseten de hep doğru tarafta yer alabildim.
Bu bazen televizyon oldu, sinema oldu, tiyatro oldu, kitap oldu... Hep kendimi ifade edebildim. Siyaseten de hep doğru tarafta yer alabildim.
Duygu hiç değişmedi, içimden geçenleri yazdım, çizdim, çektim, sahneledim. Karışan, danışan olmadan, sansürsüz yazdım çizdim. Sansür varsa yazamadım, yürümedi. Haa, bu arada bunca iş sırasında hiç patron olamadım. Biraz da onun etkisi var galiba mutluluğumda.
18 Haziran 2026 Perşembe
17 Haziran 2026 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



