Bu tür etkinlikleri çok şey atfetmem. Önemsemediğimden değil, bir filmle, bir oyunla, bir 'stand-up‘la, bir kitapla Türkiye’nin düzenini, ahlakını, mizahını olumlu olumsuz değiştirebileceğimizi düşünmediğim için.
Katıldığım yerler var, güldüğüm yerler var, vasat yerler var ama toplamda benden 10 üzerinden 7 puan aldı. Oldukça yüksek puan.
Türk sanatının yürüyen bir yalaka organizma haline geldiği, halkın dertlerinden koptuğu, herkesin parayı vurmak ve sistemle eklemleşmek peşinde olduğu bir dönemde, Alevi ve sosyalist bir anne babanın çocuğu, suya sabuna dokunmaya çalışıyor, puanım bunun için yüksek.
Cem Yılmaz bile Netflix‘teki son işinde kenardan kıyıdan iktidara, Tayyip’e 1-2 tane espri yapmaya çalışıyordu.
Cem mi değişti, yooo, toplum çok politikleşti. Öyle entelektüel, devrimci bir politikleşme değil, kapana kısılmış birini öfkesi gibi. Toplumun öfkesinin çok gerisinde kalmamak için yaptı Cem.
Deniz ise zaten öyle düşünüyor, bizzat anne ve babasının öfkesi gösteride söyledikleri.
Ama Deniz'in çok iyi bir mizahçı ve bir maratoncu olup olmadığını bundan sonra göreceğiz. Messi gibi 39 yaşın kadar sürdürmesini bekliyorum. :)
Netflix iyi para veriyor ama o youtube’a koyuyor gösteriyi. Para kazanma butonunu bile açmıyor. Benim için bu çakallar ülkesinde çok önemli ve değerli ipuçları bunlar.
Gerisi, biraz da gösteriyi herkesin kendi meşrebine göre algılaması.
Bokuyla kavga eden arıza tipler hemen parlıyor tabi.
Beyninin derinliklerinde, kendine bile itiraf edemediği şeyleri Deniz'den duyunca (yıllardır karşıt fikirlerin yakıldığı, boğulduğu, hapse atıldığı, idam edildiği, kafasının kesildiği coğrafyada) doğal olarak ilk karşı çıkışlar ve eleştiriler hep soruşturma, sesini kesme, hapse atma ve hatta imha etme üzerine oluyor. E kafa kesmiyorlar, buna da şükür mü diyelim.

