28 Ağustos 2026 Cuma

Nerede görsem tanırım; "Sarı, sulu ve yoz mizah!" bu.

Bu twiti geçen sene bir arkadaş göndermiş ve "Apolas Lermi sizin Öğretmen filminizin müziğini yapıp filmde oynamadı mı?" diye sormuştu.
Yani şunu demek istiyordu, "Apolas arkadaşın değil miydi, senin yazdığın filmleri niye eleştiriyor?"
İnsanın en ihtiyacı olan şey kendisini eleştiren bir arkadaşı olmasıdır.
Ama şunları da bilmemiz gerekiyor. Sümela'nın Şifresi Temel "Trabzonlu bir Keloğlan" idi. Padişahın kızına, yani günümüzde Trabzonlu bir burjuvanın kızına aşık olan ama aralarındaki sınıfsal farkı bile anlamayan fakir ve saf Temel'in hikayesi idi. Birçok zıtlık, sınıfsal çelişkiyi filmde işlemiştim.
Neden insanlarda, "Bütün komediler derinliksizdir, festival filmi yapmazsan saygın değilsin" düşüncesi var.
Çok eskiden 500 bin satan ve dönemin en muhalif dergisi olan Gırgır'a da böyle eleştiriler yapılırdı. "Çok sattığına bakmayın, sulu sarı ve yoz mizah" derdi Karikatürcüler Derneği'ndeki insanlar, gazetelerde çizen abiler ve sanat dergilerindeki entelektüeller.
Oysa Gırgır, kendisinden önceki elitist ve steril mizah çizgisini yıkarak argoyu, mahalle hayatını, yoksulluğu ve halkın geçim sıkıntısını giderek çok fazla politikleşen bir çizgiyle dergiye taşımıştır. O güne kadar halkın zamlar altında inlemesini manavın, bakkalın ve kasabın elindeki kazığı yontması olarak çizen bu abiler, zamların kaynağını elinde siyah bond çantalarıyla uçaktan inen IMF Heyeti olarak çizmemizi beğenmiyordu.
Dönemin yüksek sanat çevreleri bu tarza "sulu, yoz, sarı mizah" diyerek burun kıvırsa da, halk kendini bulduğu için dergiyi bağrına basmıştır.
Apolas'ın eleştirisi de bunları hatırlattı bana.
Kendimi savunurken diğer filmlere, "Festival filmleri, halktan kopuk, 3 bin kişi bile seyretmiyor" demek, "Halk küçümseniyor, toplum aptallaştırılıyor" dilinin aynısı olur.
Kalandar Soğuğu da Yüreğine Sor da Bulutları Beklerken de vs vs bugün bile tekrar tekrar seyrettiğim çok değerli filmler. Tıpkı, diyanetten maaş almayan ama dini bilgilerini doğayla örtüştüren bir köy aydınının, zorunluluktan cami imamı olup HES'lere karşı çıkmasını anlatan Bizum Hoca gibi.

Yüre bre Hızır Paşa / Senin de çarkın kırılır / Güvendiğin padişahın / O da bir gün devrilir. (50 yıl sonra mı olur, 100 yıl sonra mı olur bilemem, 1 tane Kızılderili bile kalsa Amerika kıtasının bayrağı bu olmalı.)

İspanyol İmparatorluğu
Kıta Çapında Yıkım: Amerika kıtasının keşfiyle birlikte Aztek, İnka ve Maya medeniyetlerini askeri güçle yok etmiştir.
Yerli Soykırımı: Getirdikleri salgın hastalıklar, köle gibi çalıştırma ve doğrudan katliamlar sonucu Amerika yerli nüfusunun yaklaşık %80-90'ının ölümüne neden olmuştur.
Zenginlik Yağması: Kıtanın tüm altın ve gümüş madenlerini (örneğin Potosi) yerlileri ölümüne çalıştırarak Avrupa'ya taşımıştır.

İngiliz İmparatorluğu
Küresel Sömürü: Üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak bilinir; dünya topraklarının ve nüfusunun dörtte birini kontrol etmiştir.
Kıtlıklar ve Katliamlar: Hindistan'da uygulanan tarım ve ticaret politikaları, milyonlarca insanın öldüğü Bengal Kıtlığına (1770 ve 1943) yol açmıştır.
Afyon Savaşları: Çin halkını afyona bağımlı hale getirerek ülkeyi ekonomik ve sosyal yıkıma sürüklemiştir.
Köle Ticareti: Transatlantik köle ticaretinin en büyük yürütücülerinden biri olmuş, milyonlarca Afrikalıyı köleleştirmiştir.

Fransız Sömürge İmparatorluğu
Afrika ve Asya'da Vahşet: Cezayir, Vietnam ve Batı Afrika'da sistematik katliamlar ve işkenceler uygulamıştır.
Cezayir Soykırımı: 1954-1962 yılları arasındaki bağımsızlık savaşında 1,5 milyona yakın Cezayirliyi katletmiştir.
Kültürel Asimilasyon: Sömürgelerindeki halkların dillerini, dinlerini ve kültürlerini zorla değiştirerek kimliksizleştirmiştir.

Belçika (II. Leopold Dönemi)
Kongo Kasaplığı: Kral II. Leopold, Kongo'yu kendi kişisel mülkü ilan ederek kauçuk ve fildişi kaynaklarını yağmalamıştır.
Sistematik Vahşet: Kauçuk kotasını dolduramayan yerlilerin, çocukları dahil olmak üzere elleri ve ayakları kesilmiştir.
Nüfus Kırımı: Bu dönemde kötü çalışma koşulları, açlık ve katliamlar nedeniyle yaklaşık 10 milyon Kongolu hayatını kaybetmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)
Kızılderili Tehciri: Gözyaşı Yolu (Trail of Tears) gibi zorunlu göç politikalarıyla yerli halkları katletmiş ve topraklarından sürmüştür.
Modern Müdahalecilik: Vietnam, Irak, Afganistan ve Latin Amerika müdahalelerinde milyonlarca sivilin ölümüne ve ülkelerin istikrarsızlaşmasına yol açmıştır.
Ekonomik Hegemonya: Küresel finans sistemini ve yaptırımları kullanarak gelişmekte olan ülkelerin kaynaklarını sömürmüştür.

Bu, Fatih Tekke'nin soyunma odasındaki futbolculara daha önce yaptığı motivasyon konuşması. Artık eskisi kadar inandırıcı olmayabilir. Futbolcu içinden demez mi, "E sen bıraktın hocam.”

"Asla bırakanı görmeyeceğim bak, asla! Yenilebilirsin, 5 tane de yiyebilirsin. Ama ‘Ben hakeme rağmen, seyirciye rağmen, her şeye rağmen mücadele ederim' diyecek adam lazım. Sinirlenmeyi bırakın. 10 kişi de olsanız yenebilirsiniz."

Her Karadenizlinin rüyası; Yaylaya (köye) ev yaptırmak. Ama paran yetiyorsa tabii...


27 Ağustos 2026 Perşembe

Gör beni Jürgen Klopp!

Tam otomatik, kablosuz ve torba derdi yok.

- Akıllı Navigasyon ve Haritalama
- Engel Algılama ve Sakınma
- Otomatik Boşaltma
- Mop (Paspas) ve Kendi Kendini Yıkama
- Kablosuz ve Otomatik Şarj
- Uygulama ve Sesli Kontrol
- Halı Algılama

Hadi bakalım Raphinha, Örümcek Adam ağınla bu sene UCL'yi yakala.


Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı.

Türkiye'de tarım alanlarında mevzuatların ve önerilen limitlerin çok üzerinde kimyasal (aşırı gübre ve pestisit) kullanımı, hem insan sağlığını hem de ekosistemi geri dönülemez biçimde tahrip etmektedir.
1. İnsan Sağlığına Zararları (Akut ve Kronik Etkiler)
Pestisitler, doğası gereği "öldürmek" üzere tasarlanmış biyosidal (canlı kıyan) maddelerdir. Limitlerin üzerinde kullanıldığında gıdalarda yüksek oranda kalıntı bırakırlar. 
Kanser Riski: Başta hormonal kanserler (meme, prostat, yumurtalık) ve lösemi olmak üzere birçok kanser türünü tetikler.
Hormonal ve Üreme Bozuklukları: Endokrin (hormon) sistemini bozarak kısırlığa, sperm kalitesinin düşmesine ve anne karnındaki bebeklerde gelişimsel anomalilere yol açar.
Nörolojik Hasarlar: Uzun süre maruz kalındığında Parkinson, Alzheimer ve hafıza kaybı gibi ciddi sinir sistemi hastalıklarına neden olur.
Akut Zehirlenmeler: Çiftçilerde ve tüketicilerde ani baş dönmesi, bulantı, solunum güçlüğü ve kas seğirmeleri gibi zehirlenme belirtileri yaratır.

2. Toprak ve Çevre Sağlığına Zararları
Aşırı kimyasal kullanımı, tarım yapılan toprakları ve su kaynaklarını doğrudan zehirler.
Toprağın Çoraklaşması: Aşırı kimyasal gübre ve ilaç kullanımı toprağın pH dengesini bozar, organik yapısını öldürür ve toprağı zamanla verimsiz, bağımlı bir çamura dönüştürür.
Yeraltı Sularının Kirlenmesi: Yağmur ve sulama sularıyla yer altına sızan kimyasallar içme suyu kaynaklarına ve göllere karışır. Sudaki azot ve fosfor yükünü artırarak su canlılarının ölümüne (ötrofikasyon) neden olur.

3. Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Kaybı / 
Faydalı Canlıların Ölümü 
Pestisitler sadece zararlı böcekleri değil; polenleşmeyi sağlayan arıları, kuşları ve toprağı havalandıran solucanları da yok eder.
Bağışıklık Kazanma: Zararlı böcekler yüksek doza zamanla bağışıklık kazanır. Bu durum, çiftçilerin her yıl daha da yüksek dozda ve daha tehlikeli ilaçlar kullanmasına yol açan kısır bir döngü yaratır.

24 Ağustos 2026 Pazartesi

Sadık Şide, işçilerin en büyük anayasal savunma mekanizması olan grev hakkının tamamen askıya alındığı 12 Eylül cuntasının Sosyal Güvenlik Bakanıdır.

1. Grevlerin tamamen yasaklanması ve çadırların sökülmesi.
Darbenin hemen ardından Milli Güvenlik Konseyi kararlarıyla ülkedeki tüm grevler süresiz olarak yasaklanmış ve o sırada devam eden 54 bin işçinin grev çadırları askeri güçle sökülmüştür.

2. Yüksek Hakem Kurulu (YHK) eliyle ücretlerin baskılanması. 
Grev yasağı döneminde toplu iş sözleşmesi hakkı da fiilen ortadan kaldırılmıştır. Çözülemeyen tüm toplu sözleşmeler darbe yönetiminin kurduğu Yüksek Hakem Kurulu’na (YHK) devredilmiştir.
Bakanlık döneminde YHK eliyle bağıtlanan sözleşmelerde, işçi ücretleri yüksek enflasyon karşısında ezilmiş, reel ücretlerde çok büyük düşüşler yaşanmıştır.

3. Kıdem tazminatına tavan getirilmesi

4. Sendikal hakların askıya alınması ve ayrımcılık.

Galatasaray taraftar grubu ultrAslan'ın lideri Sebahattin Şirin, "Sayın Öcalan'a özgürlük"ten sonra şimdi de din butonuna bastı. Ortam uygun olsa bir tane de "Tanrı Türkü korusun" derdi. Gerçekten içeri atılmak için, "Tek Yol Devrim" demek yeterli, onu da tosunumuz söylemez.


Liverpool'u yeniden kuruyoruz beyler! Mane ya da Firmino'yu alırsak bitti bu iş.


Futbol taraftarlarını ciddiye almayın, onların derdi, "Hakemler sadece bizi kayırsın!" Siz, işçileri, emekçi halkı ciddiye alın.


Söz, Feride Çiçekoğlu ve Tunç Başaran'da...



Ilgınımla sabahtan akşama kadar sıkılmadan nasıl vakit geçirebiliyorum? Sanırım, hala Çayeli sokaklarında oyun oynayan ve ara sıra annemin, "Geç oldu hadi eve gel" diye çağırdığı çocuk gibiyim.


E hani bunlar harçlıklarını biriktirip, evlerinin garajlarında arkadaşlarıyla birlikte yıllarca çalışan ve kapitalizmin nasıl büyük bir fırsat eşitliği sunduğunu gösteren idealist gençlerdi!


Pegasus sayesinde insanlık dev bir adım atacak ve havayolu şirketlerinih teröründen kurtulmak için bir an evvel ışınlanmayı bulacaktır. Sağ olasın bilim dostu Pegasus.


23 Ağustos 2026 Pazar

UEFA bizi kıskanıyor!


Mevlüt Uludağ'dan "Zengin ve Yoksul aforizmaları"

* Darbeler sermaye tarafından düşünülür, askerler tarafından yapılır.

* Bir zengin kızın yoksul bir erkekle evlenmesi için buzulların eriyip, dünyanın sular altında kalması ve o yoksul erkeğin dünyada kalan tek sandalın sahibi olması gerekir.

* Reiki ve yoganın namazdan ne farkı var, yoksa zenginler para verince ruhen rahatlıyorlar mı?

* Yoksul öldüğünde selası bile cılız okunurken, zengin öldüğünde hoca ortalığı yıkar.

* Karakola düşen vatandaşa polisin ilk sorusu, suçlamayla ilgili değil 'ne iş yaptığıyla' ilgilidir.

* Bankalar müşteriler tarafından edilen küfürleri duymamak için robot kullanırlar.

* Hastaların bir an önce taburcu olup iyileşmeleri, hastanenin veznesine bağlıdır, doktora değil.

* Zenginin sizi sevme ihtimali köpeğinin sizi sevme ihtimaline bağlıdır.

Sahanda göz yumurtanızı, Çoklu Evrenler Teorisine göre mi alırsınız, Sicim Teorisine göre mi?


Muhlis Bey diyol ki, "İnsamları 3 F ile (Fenel, Futmol ve Fenemonlel) kandılmayın.