9 Eylül 2026 Çarşamba

Bugünün parasıyla 80'lere dönelim.

Salih Sali

Sosyal medyadaki hiçbir akımı kaçırmayan kız arkadaşım Feride, 80’ler akımına da uydu. Feride’den üç gündür haber alamıyoruz. Galiba gittiği 80‘lerde kaldı. Aşkım geri dön, 60’lar akımı başlayacakmış. Gel de 60‘lara geri git.


UCL'yi alıyorsun, Nou Camp'tan La Rambla'ya kadar diz üstünde yürüyorsun.

Brezilya ve Güney Amerika kültüründe sporcular, çok büyük bir başarı elde ettiklerinde ya da zor bir durumdan kurtulduklarında Tanrı'ya şükretmek amacıyla sahayı dizlerinin üzerinde boydan boya geçme yemini ederler. 
Raphinha bu hareketi ve benzeri diz çökme ritüellerini şu iki temel nedenle yapmaktadır. 
İnanç ve Şükran Ritüeli: Tanrı'ya olan bağlılığını ve dualarının karşılık bulmasını bu şekilde kutlamaktadır. Nitekim oyuncu, kariyerindeki dönüm noktalarında (örneğin Leeds United'ın küme düşmekten kurtulduğu gün veya Barcelona ile kupa kazandığı anlarda) tüm sahayı dizlerinin üzerinde yürüyerek geçmiştir. Görseldeki diz çöküp başını eğerek yumruğunu sıkması da bu inancın ve kazandığı gücün sahadaki bir yansımasıdır.

Yalanı bile kalp çarpıntısı yapıyor.

Laz Kapital "1844 El Yazmalari"

* Sementa Recep, "Barselona da sıkti artuk. Hep pas hep pas!" diy. 
La senın tuttuğun takum ust uste 3 pas yapamay. Seyret da paylaşmak ve organizasyon nedur oğren kotori.

* Küçucuk burjuva sanatçisi bilinçli bir halk istemez. Çünki seçici ve bilinçli bir halk olursa o zaman bunlar film çekemez, kitap yazamaz, şarki söyleyemez. Hiçbir fuşki yiyemez.

* Netceğuk Hasan'a 'meta'nun değişum değerini anlatiyrum. 20 kilo hamsiylan 20 metre kumaşi değiştırebiliysan bunlari üreturken harcaduğun emek ayni olduği içundur. İkisinun içindeki donmiş emek değeri eşittur, diyeceğum. 
"La Netceğuk Hasan, 20 kilo hamsini, 20 metre kumaşla değişturiysun." dedum.
Bu yayuk ağuzli, "Hamsimi kimseye vermem, değişturmem" diye tutturdi. 
Bizum ornek yatti tabi. Keşke hamsiylan ornek vermesaydum.

* Kapitalizum, topla oynama oranini % 90’lara çikardi. Emekçi siniflara top yüzi göstermiy pokkiyenun evlatlari. 
"Topla oynama orani muhim değil Laz Marks Emice, biz piroletarya olarak geçiş futboli oynayruk. Bir kontrataklan işi bitururuz" dersanız, kontranuza kuvvet. Jürgen Klopp'i alun, uşak da solciymiş zaten. Bu geçiş futboli işinun uzmanidur.

* Kapitalizum da sigara gibidur. Buni birakmak lazimdur deyup kapitalizumun içindeki zehirli maddeleri inceledım; nikotin, karbonmonoksit, tiner, konsorsiyum, faşizum, sömürü, hirsuzluk ve şike.

Binmişlik bir kapitalist salincağa, bir Friedman sallayi, bir Keynes!

Hau küçücuk uşakların, bebelerın zeka geliştirici oyincaklari vardur. 
Hani pilastikten geometrik şekilleri, yuvarlak bir kaidenun üzerindeki kare, yilduz, elips ve yuvarlaklarun içine sokmağa çalişurlar.
Küçücuk bebe işte, ne etsun, bazen bir kareyi yuvarlağun içine sokmağa çalişiy. Girmedukçe da sinirleniy. Bebemuz deneye yanila doğriyi buliy. Ama insan evladi hala ebesinın yuvarlağina kareyi sokmağa çalişan bu vicdansuz kapitalizumde niçun diretiy?
La girmiy işte da!..
Kriz üstine kriz. Binmişlik bir kapitalist salincağa, bir Firiedman sallayi, bir Keyines.
Yeter da, midemuz bolandi!..


Don Kişot olmak için yola çıkan pek çok insan evine Sancho Panza olarak döndü. Ama olsun, kitaplarda yazılan şeylerin doğru olduğuna inanmak lazım. Çünkü hayat hala çok kötü.


SİVRİSİNEK - Çok güzel besleniyor, kanı temiz. Ben 3 ay mis gibi emdim. Sen artık emer misin, sokar mısın paşa gönlün bilir. Hayrını gör.


Yediğin, içtiğin, soluduğun her şey zehir olmuş hala "Pandemide yaptıkları aşılar yüzünden herkes kalp krizi geçiriyor, kanser oluyor." demek en hafif deyimiyle sığırlıktır. Hedef şaşırtmak ve sorumluları görmezden gelmektir.


La ha bunlar bir şeyler çeviriy galiba.


4 Eylül 2026 Cuma

Tony Gatlif, en azından ben ölene kadar ölümsüzdür.

Gadjo Dilo, Latcho Drom, Exil, Korkoro, Vengo, Transylvania sırasıyla izlemiştim filmlerini. Onu tanımadan önce, Çingenelerin hamisi, onları en iyi anlatan yönetmen olarak Kusturica'yı bellemiştim. Fakat Gatlif daha içeriden, daha yontmadan, Batılılar da beğensin derdi olmadan anlatmıştı Çingeneleri. Hem de notalarla film çekerek anlatmıştı. 
Çok beğendiğim Akira Kurosawa ve daha eli maşalı olan, ödül mödül, Batı matı, Hollywood molivud takmayan Masaki Kobayaşi gibiydi Gatlif'in farkı. 
Hani başka bir ülkede Çin lokantası açarsın da daha geniş bir kitle sevsin, lokantaya gelsin diye mutfağı revize edersin, (Ataşehir'de bir Çin lokantasının, kebapçı benzeri menüler hazırladığını hatırlıyorum.) Gatlif, "Yersen kardeşim, biz buyuz" dedi ve Çingeneleri anlattı. 
Şimdi nasıl öldü derim. Her gün ya bir filmini bir konuyla ilgili hatırlıyorum, ya da (kendisi çok iyi bir müzisyendir) bir müziğini... 
Tony Gatlif en azından ben ölene kadar ölümsüzdür. 

Bunları hemen iç pazara sürün ne olur! AB ülkelerine 48 kat fazla formetanateli biber verdiklerine göre bize 150 kat daha zehirlisini veriyorlardır. İhraç edemediğiniz bütün sebzeleri iç pazara sürün, biz razıyız.


Tamer Ocak kardeşim esprisini bulmuş, Mehmet Çağçağ çizmiş.

 

Türk sağcı politikacı bu; 100 yaşına kadar partiye kazık çakar, iktidara geldi mi bir daha gitmez. Ve tabii ki ülkeyi felç edip hesabını vermez.


O kadar oldu mu yaa!

O kadar oldu mu