24 Ağustos 2026 Pazartesi

Sadık Şide, işçilerin en büyük anayasal savunma mekanizması olan grev hakkının tamamen askıya alındığı 12 Eylül cuntasının Sosyal Güvenlik Bakanıdır.

1. Grevlerin tamamen yasaklanması ve çadırların sökülmesi.
Darbenin hemen ardından Milli Güvenlik Konseyi kararlarıyla ülkedeki tüm grevler süresiz olarak yasaklanmış ve o sırada devam eden 54 bin işçinin grev çadırları askeri güçle sökülmüştür.

2. Yüksek Hakem Kurulu (YHK) eliyle ücretlerin baskılanması. 
Grev yasağı döneminde toplu iş sözleşmesi hakkı da fiilen ortadan kaldırılmıştır. Çözülemeyen tüm toplu sözleşmeler darbe yönetiminin kurduğu Yüksek Hakem Kurulu’na (YHK) devredilmiştir.
Bakanlık döneminde YHK eliyle bağıtlanan sözleşmelerde, işçi ücretleri yüksek enflasyon karşısında ezilmiş, reel ücretlerde çok büyük düşüşler yaşanmıştır.

3. Kıdem tazminatına tavan getirilmesi

4. Sendikal hakların askıya alınması ve ayrımcılık.

Galatasaray taraftar grubu ultrAslan'ın lideri Sebahattin Şirin, "Sayın Öcalan'a özgürlük"ten sonra şimdi de din butonuna bastı. Ortam uygun olsa bir tane de "Tanrı Türkü korusun" derdi.


Liverpool'u yeniden kuruyoruz beyler! Mane ya da Firmino'yu alırsak bitti bu iş.


Futbol taraftarlarını ciddiye almayın, onların derdi, "Hakemler sadece bizi kayırsın!" Siz, işçileri, emekçi halkı ciddiye alın.


Söz, Feride Çiçekoğlu ve Tunç Başaran'da...



Ilgınımla sabahtan akşama kadar sıkılmadan nasıl vakit geçirebiliyorum? Sanırım, hala sokakta oyun oynayan ve ara sıra annemin, "Geç oldu, hadi eve gel" diye çağırdığı çocuk gibiyim.


E hani bunlar harçlıklarını biriktirip, evlerinin garajlarında arkadaşlarıyla birlikte yıllarca çalışan ve kapitalizmin nasıl büyük bir fırsat eşitliği sunduğunu gösteren idealist gençlerdi!


Pegasus sayesinde insanlık dev bilimsel adımlar atacak ve bir an evvel ışınlanmayı bulacaktır. Sağ olasın bilim dostu Pegasus.


23 Ağustos 2026 Pazar

UEFA bizi kıskanıyor!


Mevlüt Uludağ'dan "Zengin ve Yoksul aforizmaları"

* Darbeler sermaye tarafından düşünülür, askerler tarafından yapılır.

* Bir zengin kızın yoksul bir erkekle evlenmesi için buzulların eriyip, dünyanın sular altında kalması ve o yoksul erkeğin dünyada kalan tek sandalın sahibi olması gerekir.

* Reiki ve yoganın namazdan ne farkı var, yoksa zenginler para verince ruhen rahatlıyorlar mı?

* Yoksul öldüğünde selası bile cılız okunurken, zengin öldüğünde hoca ortalığı yıkar.

* Karakola düşen vatandaşa polisin ilk sorusu, suçlamayla ilgili değil 'ne iş yaptığıyla' ilgilidir.

* Bankalar müşteriler tarafından edilen küfürleri duymamak için robot kullanırlar.

* Hastaların bir an önce taburcu olup iyileşmeleri, hastanenin veznesine bağlıdır, doktora değil.

* Zenginin sizi sevme ihtimali köpeğinin sizi sevme ihtimaline bağlıdır.

Sahanda göz yumurtanızı, Çoklu Evrenler Teorisine göre mi alırsınız, Sicim Teorisine göre mi?


Muhlis Bey diyol ki, "İnsamları 3 F ile (Fenel, Futmol ve Fenemonlel) kandılmayın.

Sonra da "Niye bizden Don Kişot çıkmıyor?" derler. E sen her boku yasaklarsan nasıl çıksın? Bırak Don Kişot'u, Sancho Panza, Dulcinea ve Rosinante bile çıkmaz bu topraklardan.


21 Ağustos 2026 Cuma

Laz Marks Emice ekonomi öğretiy!

* Emisyon
: İlk kez oligarşik site devletinde kullanilmiş, latince bir kelimedur. Vücuttaki kani iliklerine kadar emmek anlamina gelur. Bir işçinun emilme hacmine “emisyon hacmi” denur.
* Tröst : Şirketlerin tek yönetim altında birleşip, hammadde kaynaklarını ve işletmeleri kontrol etmelerine höst denir. Bu terim halk arasinda söylenurken zamanla değişume uğrayup ‘tröst’e dönüşmiştur. Bazi dillerde, “Yuuh ayu, boşan da semeruni ye.” şeklinde kullanilmaktadur.
* Tediye : Türk sermayesinin yarattığı bir terimdir. Sermayeyi kediye yükleyup, kendi bankasini soyanlarun sevduği bir terimdur.
* Dört nala enflasyon : Vatandaşi ellerinden enflasyon canavarinun arkasina bağlayup, canavari dörtnala koşturmaya denur. Atun jokeyleri* arasira değişse de halkun izdirabi değişmemektedur. 
(Atun jokeyleri*; Şimşek, Nebati, Albayrak, Elvan) 

"Ahlak da bir zaman sorunudur." Benim Hüzünlü Orospularım / G. Garcia Marquez

"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline yeni bir parça düşer düşmez hatırlı müşterilerini haberdar eden kadın. Daha önce ne böyle bir şeye niyetlendiğim olmuştu ne de onun baştan çıkarıcı müstehcen önerilerine kapıldığım ama benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. 'Ahlak da bir zaman sorunudur', derdi, yüzünde hınzırca bir gülümsemeyle, görürsün bak..."

Matrix'ten neden artık hiç çıkamıyoruz? Çünkü ankesörlü telefon kalmadı.


Pep Guardiola, Cruyff'tan sonra futbola, insana, hayata dair en ilerici bakış sahibi kişi.

Pep Guardiola’nın 2024’te Juventus mağlubiyetinin ardından soyunma odasında yaptığı konuşma: “Çocuklar size itiraf ediyorum, gezegenin en güzel kadınından yani karımdan, eski karımdan boşandım. Onu inanılmaz derecede seviyorum ama tutkumuzu kaybettik. O beni seviyor mu? Evet kesinlikle ama tutkumuzu kaybettik.
Hayatınızda ne yaparsanız yapın tutkuyla yapın. Çok iyi oyuncular istemiyorum, tutkulu oyuncular istiyorum.”