27 Ağustos 2026 Perşembe

Gör beni Jürgen Klopp!

Tam otomatik, kablosuz ve torba derdi yok.

  • Akıllı Navigasyon ve Haritalama
  • Engel Algılama ve Sakınma
  • Otomatik Boşaltma
  • Mop (Paspas) ve Kendi Kendini Yıkama
  • Kablosuz ve Otomatik Şarj
  • Uygulama ve Sesli Kontrol
  • Halı Algılama
  • Hadi bakalım Raphinha, Örümcek Adam ağına bu sene UCL takılsın.


    Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı.

    Türkiye'de tarım alanlarında mevzuatların ve önerilen limitlerin çok üzerinde kimyasal (aşırı gübre ve pestisit) kullanımı, hem insan sağlığını hem de ekosistemi geri dönülemez biçimde tahrip etmektedir.
    1. İnsan Sağlığına Zararları (Akut ve Kronik Etkiler)
    Pestisitler, doğası gereği "öldürmek" üzere tasarlanmış biyosidal (canlı kıyan) maddelerdir. Limitlerin üzerinde kullanıldığında gıdalarda yüksek oranda kalıntı bırakırlar. 
    Kanser Riski: Başta hormonal kanserler (meme, prostat, yumurtalık) ve lösemi olmak üzere birçok kanser türünü tetikler.
    Hormonal ve Üreme Bozuklukları: Endokrin (hormon) sistemini bozarak kısırlığa, sperm kalitesinin düşmesine ve anne karnındaki bebeklerde gelişimsel anomalilere yol açar.
    Nörolojik Hasarlar: Uzun süre maruz kalındığında Parkinson, Alzheimer ve hafıza kaybı gibi ciddi sinir sistemi hastalıklarına neden olur.
    Akut Zehirlenmeler: Çiftçilerde ve tüketicilerde ani baş dönmesi, bulantı, solunum güçlüğü ve kas seğirmeleri gibi zehirlenme belirtileri yaratır.

    2. Toprak ve Çevre Sağlığına Zararları
    Aşırı kimyasal kullanımı, tarım yapılan toprakları ve su kaynaklarını doğrudan zehirler.
    Toprağın Çoraklaşması: Aşırı kimyasal gübre ve ilaç kullanımı toprağın pH dengesini bozar, organik yapısını öldürür ve toprağı zamanla verimsiz, bağımlı bir çamura dönüştürür.
    Yeraltı Sularının Kirlenmesi: Yağmur ve sulama sularıyla yer altına sızan kimyasallar içme suyu kaynaklarına ve göllere karışır. Sudaki azot ve fosfor yükünü artırarak su canlılarının ölümüne (ötrofikasyon) neden olur.

    3. Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Kaybı / 
    Faydalı Canlıların Ölümü 
    Pestisitler sadece zararlı böcekleri değil; polenleşmeyi sağlayan arıları, kuşları ve toprağı havalandıran solucanları da yok eder.
    Bağışıklık Kazanma: Zararlı böcekler yüksek doza zamanla bağışıklık kazanır. Bu durum, çiftçilerin her yıl daha da yüksek dozda ve daha tehlikeli ilaçlar kullanmasına yol açan kısır bir döngü yaratır.

    24 Ağustos 2026 Pazartesi

    Sadık Şide, işçilerin en büyük anayasal savunma mekanizması olan grev hakkının tamamen askıya alındığı 12 Eylül cuntasının Sosyal Güvenlik Bakanıdır.

    1. Grevlerin tamamen yasaklanması ve çadırların sökülmesi.
    Darbenin hemen ardından Milli Güvenlik Konseyi kararlarıyla ülkedeki tüm grevler süresiz olarak yasaklanmış ve o sırada devam eden 54 bin işçinin grev çadırları askeri güçle sökülmüştür.

    2. Yüksek Hakem Kurulu (YHK) eliyle ücretlerin baskılanması. 
    Grev yasağı döneminde toplu iş sözleşmesi hakkı da fiilen ortadan kaldırılmıştır. Çözülemeyen tüm toplu sözleşmeler darbe yönetiminin kurduğu Yüksek Hakem Kurulu’na (YHK) devredilmiştir.
    Bakanlık döneminde YHK eliyle bağıtlanan sözleşmelerde, işçi ücretleri yüksek enflasyon karşısında ezilmiş, reel ücretlerde çok büyük düşüşler yaşanmıştır.

    3. Kıdem tazminatına tavan getirilmesi

    4. Sendikal hakların askıya alınması ve ayrımcılık.

    Galatasaray taraftar grubu ultrAslan'ın lideri Sebahattin Şirin, "Sayın Öcalan'a özgürlük"ten sonra şimdi de din butonuna bastı. Ortam uygun olsa bir tane de "Tanrı Türkü korusun" derdi. Gerçekten içeri atılmak için, "Tek Yol Devrim" demek yeterli, onu da tosunumuz söylemez.


    Liverpool'u yeniden kuruyoruz beyler! Mane ya da Firmino'yu alırsak bitti bu iş.


    Futbol taraftarlarını ciddiye almayın, onların derdi, "Hakemler sadece bizi kayırsın!" Siz, işçileri, emekçi halkı ciddiye alın.


    Söz, Feride Çiçekoğlu ve Tunç Başaran'da...



    Ilgınımla sabahtan akşama kadar sıkılmadan nasıl vakit geçirebiliyorum? Sanırım, hala Çayeli sokaklarında oyun oynayan ve ara sıra annemin, "Geç oldu hadi eve gel" diye çağırdığı çocuk gibiyim.


    E hani bunlar harçlıklarını biriktirip, evlerinin garajlarında arkadaşlarıyla birlikte yıllarca çalışan ve kapitalizmin nasıl büyük bir fırsat eşitliği sunduğunu gösteren idealist gençlerdi!


    Pegasus sayesinde insanlık dev bir adım atacak ve havayolu şirketlerinih teröründen kurtulmak için bir an evvel ışınlanmayı bulacaktır. Sağ olasın bilim dostu Pegasus.


    23 Ağustos 2026 Pazar

    UEFA bizi kıskanıyor!


    Mevlüt Uludağ'dan "Zengin ve Yoksul aforizmaları"

    * Darbeler sermaye tarafından düşünülür, askerler tarafından yapılır.

    * Bir zengin kızın yoksul bir erkekle evlenmesi için buzulların eriyip, dünyanın sular altında kalması ve o yoksul erkeğin dünyada kalan tek sandalın sahibi olması gerekir.

    * Reiki ve yoganın namazdan ne farkı var, yoksa zenginler para verince ruhen rahatlıyorlar mı?

    * Yoksul öldüğünde selası bile cılız okunurken, zengin öldüğünde hoca ortalığı yıkar.

    * Karakola düşen vatandaşa polisin ilk sorusu, suçlamayla ilgili değil 'ne iş yaptığıyla' ilgilidir.

    * Bankalar müşteriler tarafından edilen küfürleri duymamak için robot kullanırlar.

    * Hastaların bir an önce taburcu olup iyileşmeleri, hastanenin veznesine bağlıdır, doktora değil.

    * Zenginin sizi sevme ihtimali köpeğinin sizi sevme ihtimaline bağlıdır.

    Sahanda göz yumurtanızı, Çoklu Evrenler Teorisine göre mi alırsınız, Sicim Teorisine göre mi?


    Muhlis Bey diyol ki, "İnsamları 3 F ile (Fenel, Futmol ve Fenemonlel) kandılmayın.

    Sonra da "Niye bizden Don Kişot çıkmıyor?" derler. E sen her boku yasaklarsan nasıl çıksın? Bırak Don Kişot'u, Sancho Panza, Dulcinea ve Rosinante bile çıkmaz bu topraklardan.


    21 Ağustos 2026 Cuma

    Laz Marks Emice ekonomi öğretiy!

    * Emisyon
    : İlk kez oligarşik site devletinde kullanilmiş, latince bir kelimedur. Vücuttaki kani iliklerine kadar emmek anlamina gelur. Bir işçinun emilme hacmine “emisyon hacmi” denur.
    * Tröst : Şirketlerin tek yönetim altında birleşip, hammadde kaynaklarını ve işletmeleri kontrol etmelerine höst denir. Bu terim halk arasinda söylenurken zamanla değişume uğrayup ‘tröst’e dönüşmiştur. Bazi dillerde, “Yuuh ayu, boşan da semeruni ye.” şeklinde kullanilmaktadur.
    * Tediye : Türk sermayesinin yarattığı bir terimdir. Sermayeyi kediye yükleyup, kendi bankasini soyanlarun sevduği bir terimdur.
    * Dört nala enflasyon : Vatandaşi ellerinden enflasyon canavarinun arkasina bağlayup, canavari dörtnala koşturmaya denur. Atun jokeyleri* arasira değişse de halkun izdirabi değişmemektedur. 
    (Atun jokeyleri*; Şimşek, Nebati, Albayrak, Elvan) 

    "Ahlak da bir zaman sorunudur." Benim Hüzünlü Orospularım / G. Garcia Marquez

    "Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline yeni bir parça düşer düşmez hatırlı müşterilerini haberdar eden kadın. Daha önce ne böyle bir şeye niyetlendiğim olmuştu ne de onun baştan çıkarıcı müstehcen önerilerine kapıldığım ama benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. 'Ahlak da bir zaman sorunudur', derdi, yüzünde hınzırca bir gülümsemeyle, görürsün bak..."

    Matrix'ten neden artık hiç çıkamıyoruz? Çünkü ankesörlü telefon kalmadı.