Yılmaz Okumuş
23 Ağustos 2026 Pazar
21 Ağustos 2026 Cuma
Laz Marks Emice ekonomi öğretiy!
* Emisyon : İlk kez oligarşik site devletinde kullanilmiş, latince bir kelimedur. Vücuttaki kani iliklerine kadar emmek anlamina gelur. Bir işçinun emilme hacmine “emisyon hacmi” denur.
* Tröst : Şirketlerin tek yönetim altında birleşip, hammadde kaynaklarını ve işletmeleri kontrol etmelerine höst denir. Bu terim halk arasinda söylenurken zamanla değişume uğrayup ‘tröst’e dönüşmiştur. Bazi dillerde, “Yuuh ayu, boşan da semeruni ye.” şeklinde kullanilmaktadur.
* Tediye : Türk sermayesinin yarattığı bir terimdir. Sermayeyi kediye yükleyup, kendi bankasini soyanlarun sevduği bir terimdur.
* Tröst : Şirketlerin tek yönetim altında birleşip, hammadde kaynaklarını ve işletmeleri kontrol etmelerine höst denir. Bu terim halk arasinda söylenurken zamanla değişume uğrayup ‘tröst’e dönüşmiştur. Bazi dillerde, “Yuuh ayu, boşan da semeruni ye.” şeklinde kullanilmaktadur.
* Tediye : Türk sermayesinin yarattığı bir terimdir. Sermayeyi kediye yükleyup, kendi bankasini soyanlarun sevduği bir terimdur.
* Dört nala enflasyon : Vatandaşi ellerinden enflasyon canavarinun arkasina bağlayup, canavari dörtnala koşturmaya denur. Atun jokeyleri* arasira değişse de halkun izdirabi değişmemektedur.
(Atun jokeyleri*; Şimşek, Nebati, Albayrak, Elvan)
"Ahlak da bir zaman sorunudur." Benim Hüzünlü Orospularım / G. Garcia Marquez
"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline yeni bir parça düşer düşmez hatırlı müşterilerini haberdar eden kadın. Daha önce ne böyle bir şeye niyetlendiğim olmuştu ne de onun baştan çıkarıcı müstehcen önerilerine kapıldığım ama benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. 'Ahlak da bir zaman sorunudur', derdi, yüzünde hınzırca bir gülümsemeyle, görürsün bak..."
Pep Guardiola, Cruyff'tan sonra futbola, insana, hayata dair en ilerici bakış sahibi kişi.
Pep Guardiola’nın 2024’te Juventus mağlubiyetinin ardından soyunma odasında yaptığı konuşma: “Çocuklar size itiraf ediyorum, gezegenin en güzel kadınından yani karımdan, eski karımdan boşandım. Onu inanılmaz derecede seviyorum ama tutkumuzu kaybettik. O beni seviyor mu? Evet kesinlikle ama tutkumuzu kaybettik.
Hayatınızda ne yaparsanız yapın tutkuyla yapın. Çok iyi oyuncular istemiyorum, tutkulu oyuncular istiyorum.”
Hayatınızda ne yaparsanız yapın tutkuyla yapın. Çok iyi oyuncular istemiyorum, tutkulu oyuncular istiyorum.”
20 Ağustos 2026 Perşembe
Oğuz Aral, kendisine gelen bir davetiyeyi bize uzattı ve "Çok işim var, siz gidin." dedi. Sıraselviler’deki Devekuşu Kabare Sahnesi’ne Şükrü Yavuz ile birlikte gittik. Sinemadan tanıdığım Zeki ile Metin’e tiyatroda da hayran olmuştum. Yasaklar’ı ve Deliler'i de bilet alarak Konak’ta seyretmiştim. İki ustayla yıllar sonra bir çok işte çalıştık. Zeki Abi’ye rahmet, Metin Abi’ye de sevgi ve selamlar.
19 Ağustos 2026 Çarşamba
Laz Marksizim asıl şimdi başlay!
Son zamanlarda kulağuma, “Laz Marks’un soyledukleri artık hikâye oldi, tarihun soni geldi, ideoloci filan kalmadi,” gibi sözler geliy.
La Petrus tıpalari, la dolar manyaklari, la sermaye kutavlari*, la pili bitmiş liberal enteller, la Amerikan bezleri, la din bezirganlari, la kılçuğina siçtuğumun vijdansuzlari.
Bi pokun bittuği yoktur; daha eyi bi Turkiye, daha eyi bi dunya mumkun.
La Petrus tıpalari, la dolar manyaklari, la sermaye kutavlari*, la pili bitmiş liberal enteller, la Amerikan bezleri, la din bezirganlari, la kılçuğina siçtuğumun vijdansuzlari.
Bi pokun bittuği yoktur; daha eyi bi Turkiye, daha eyi bi dunya mumkun.
Tarihun mi soni geldi, sizun mi görecuk.
Laz Marksizim asıl şimdi başlay.
* Kutav: Köpek. Pagınız, TDK (Tirabizon Dil Kurumi).
* Kutav: Köpek. Pagınız, TDK (Tirabizon Dil Kurumi).
18 Ağustos 2026 Salı
17 Ağustos 2026 Pazartesi
Geleneksel oyunlarımızdan; Uyuyan bir arkadaşımızın ayak parmağına gazete kağıdı sıkıştırıp yakmaca.
Ben oyunla ilk defa, Gırgır - Hıbır - Limon karması bir ekiple tatile gittiğimiz Erdek'te tanıştım. Bana yapıldığında çok adice gelmişti ama, daha sonra ekipte ne kadar karikatürist ve mizah yazarı varsa alayının ayağını yakarken çok eğlenmiştim.
Kısacası, size yapılmıyorsa şahane bir oyun.
Ama sanırım bu da tüm diğer geleneklerimiz gibi bir kaç kuşak sonra yok olup gidecektir. Geleneklerimize sahip çıkalım, onları yaşatalım.
(Not: Şakayı yaptığınız arkadaşın uyuyor olmasına çok dikkat edin. Sıkıntı çıkıyor.)
Ama sanırım bu da tüm diğer geleneklerimiz gibi bir kaç kuşak sonra yok olup gidecektir. Geleneklerimize sahip çıkalım, onları yaşatalım.
(Not: Şakayı yaptığınız arkadaşın uyuyor olmasına çok dikkat edin. Sıkıntı çıkıyor.)
Evrensel kibar orospi, para!
Göte Faust’ta, Şekispir de Atinali Timon'da paranun özüni çok güzel açuklar.
"Ben çirkinim, ama en güzel kaduni satun alabilurum. Demek ki ben çirkin değilim, çünki çirkinluğun etkisi, itici güci, para tarafindan yok edilmiştur.
Ben köti, namussuz, vijdansuz, kafasuz bir insanim, ama para saygindur, o halde sahibi de saygindur. En basit imla kuralini bile bilmem ama Roleks’i basturdum mi en kiralina yazi yazdururum."
Para imara kapali arsaya gökdelen dikturur. Hirsuzlara, milletvekilleri arasinda yer, saygi ve dokunulmazluk kazandurur.
Para, insanun tüm yeteneksuzluklerini örter. İnsanı aslinda olmaduği bir şey durumina geturur: yani oni kendi karşutina dönüştürür.
Para, her şeyi karişturup değişime soktuğina göre, dünya, tüm doğal ve insanal niteliklerun karişuk olduği, yer ve görev değişturduği bir dünyadur.
Paranun katalizör olduği hiçbir şey, hiçbir duygu saf ve sahici değildur.
Eğer sen insani insan olarak ve onun dünya ile ilişkisini de insanal bir ilişki olarak görürsen, sevgiyi ancak sevgi ile, güveni ancak güven ile değiştirebilursun.
Eğer sen karşulukli sevgi uyandurmadan seversen, yani sen kenduni sevilen insan durumina dönüştürmiysan, senin aşkun bir mutsuzluktur.
Ondan sonra gelsun Tuna Kiremitçi, gitsun Ahmet Altan'lan Elif Şafak...
Ben köti, namussuz, vijdansuz, kafasuz bir insanim, ama para saygindur, o halde sahibi de saygindur. En basit imla kuralini bile bilmem ama Roleks’i basturdum mi en kiralina yazi yazdururum."
Para imara kapali arsaya gökdelen dikturur. Hirsuzlara, milletvekilleri arasinda yer, saygi ve dokunulmazluk kazandurur.
Para, insanun tüm yeteneksuzluklerini örter. İnsanı aslinda olmaduği bir şey durumina geturur: yani oni kendi karşutina dönüştürür.
Para, her şeyi karişturup değişime soktuğina göre, dünya, tüm doğal ve insanal niteliklerun karişuk olduği, yer ve görev değişturduği bir dünyadur.
Paranun katalizör olduği hiçbir şey, hiçbir duygu saf ve sahici değildur.
Eğer sen insani insan olarak ve onun dünya ile ilişkisini de insanal bir ilişki olarak görürsen, sevgiyi ancak sevgi ile, güveni ancak güven ile değiştirebilursun.
Eğer sen karşulukli sevgi uyandurmadan seversen, yani sen kenduni sevilen insan durumina dönüştürmiysan, senin aşkun bir mutsuzluktur.
Ondan sonra gelsun Tuna Kiremitçi, gitsun Ahmet Altan'lan Elif Şafak...
Mikros’tan bulaşuk teliyle birlukte alduğun aşk kitabindan aşki öğrenmeye kalkarsun.
Bulaşuk teliyle tencerenun, tavanun yağini, kirini çikarabilursun ama metalaşmiş ruhlarun yaği kiri ne olacak?
Evrensel kibar orospi, insanlarun ve halklarun pezevengi olan para toplumsal yaşamdan, ilişkilerden el ve eteğini çekmeduği sürece uşaklar ve paçilar birbirlerini tertemiz ve karşiluksuz öpemez.
Bulaşuk teliyle tencerenun, tavanun yağini, kirini çikarabilursun ama metalaşmiş ruhlarun yaği kiri ne olacak?
Evrensel kibar orospi, insanlarun ve halklarun pezevengi olan para toplumsal yaşamdan, ilişkilerden el ve eteğini çekmeduği sürece uşaklar ve paçilar birbirlerini tertemiz ve karşiluksuz öpemez.
Dinimiz amin!
- Allaam ne olur babam o kaykayı alsın bana. Ha bi de Örümcek Adam robot oyuncağı...
- Allaam ne olur bu açgözlü veledi dinleme, yeni aldığı bisiklete binmedi daha. Beni barınaklara mahkum ettirme Allaam. İleride sıkılıp beni barınağa verebilecek bir tipi var bu haylazın.
- Allaam ne olur bu açgözlü veledi dinleme, yeni aldığı bisiklete binmedi daha. Beni barınaklara mahkum ettirme Allaam. İleride sıkılıp beni barınağa verebilecek bir tipi var bu haylazın.
15 Ağustos 2026 Cumartesi
Baluk satar gibi düşünce satayler!
80’lerun ortalarinda ‘entelektüel’in ‘lektüel’ini sunnet edup attuk ve ‘entel’i yarattuk. Amaç, aydin olmiyan, şeklen oyle görinenleri, ‘miş’ gibi yapanlari tanımlamakti.
Bizum Bertolt Birecht yetmiş yil once ‘entelektüel sunnet’i çarpici bir tiyatro oyuniyla yapmiş: Turandot ve Aklayicilar Kongresi.
Entelektüellerin bozulmasini (bilgisini, birikimini iktidara, sermayeye, imparatora satan aydınlari) anlatmak içun Almancada entelektüel anlamina gelen ‘intellektuell’ sozcuğuni ‘Tellekt-Uell-In’ şekline dönişturup, baş harflerinden TUI sozcuğuni turetmişti.
Bu TUI’ler, sarayun hizmetindeydiler ve ulkede yolsuzluk, adaletsuzluk kol geziyken, bunlar ‘neden boyle olması gerektuğini’ anlatiydiler. Baluk satar gibi duşunce satan bu aydinlar, çürümenun kollayicisi olmiş ve maddi çikar uğrina yapmaduklari hokkabazluk kalmamişti.
TUI’ler tarihun her döneminde karşumuza çikay; bazen Çin Hanedanini yalayler, bazen Tiramp'i. bazen Netanyahu'yi yalayler... Sonra da hep birlukte emperyalizum karşusinda secdeye variyler. Değişmeyen tek şey, hep kendi Turandotlarini aklayler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















