8 Ağustos 2017 Salı

Payam yok amca

Sinema, yapım sürecinde yüzlerce kişinin çalıştığı çok pahalı bir sanat. Mı acaba? Bence söyleyecek bir lafımız, yeni bir sözümüz yok. Güzel olmadığını düşünüp makyaja abanan kadınlara benzetebiliriz bunu. Eğer bir dıngılsan (ki dıngıllar dıngıl olduğunun farkında değildir) setine 12 kamyon malzeme yığsan ne olur? Muhteşem görüntülü bir kofluk. (Foto: Ramin Bokharaei / Vlad Artazov)

Foter Osman'lan polemik

Taniyanlar bilır, polemiğe girmekten çekinmem. Paket yapıb kurdelesini takmaduğum adami daha tarih yazmadi.
Uzatmiyayim, bizım Foter Osman Rus pazarinın oriya ileri geri konuşup, “Laz Marks’un söyledıklerini görduk işte. N’ooldi?” şeklinde laf ataymiş.
La Foter Osman, akil salataluk deyil ki kırıp vereyim saa. Benım söyleduklerım bir diktatörlük reçetesi değildır, hamsi gibi özgürce ve huzurla yüzebilmekten bahsediyrım. “Çekun votkalari, Amerika ne pok yersa siz da onunlan yarişın” mi dedım?
Bu bizım uşaklarda küçücuk bir sınıf bilinci yok. Yillardır anlatiyrım bulara, “La siz işçisınız, bir araya gelırsanız hakkunuzi yedurmezsınız” ama nafile.
Bizım Lelipop İhsan vardır, Tirabizon limaninda çalışiy. Bi gün buğa, “La sen proletersın” dedım, 3 ay benımlan konişmadi. Artuk ne anladiysa kot kafali.

Kapitalizmi çöpe at Ulrike

Duisburg'da çöp tenekelerine Almanların, Türklerin ve diğer göçmenlerin ismiyle çeşitli uyarı yazıları yazılmış.
Sauber, Steffi! (Temiz tut, Steffi!)
Geht doch, Gülcan! (Hadi, Gülcan!)
Komma hier, Kevin! (Buraya gel, Kevin!)
Mach et, Mehmet! (Buraya at, Mehmet!)
Alles klar, Andi! (Her şey tertemiz, Andi!)
Respekt, Robert! (Saygılı ol, Robert!)
Alman, Türk ve diğer ulusları ayırmadan diyorum ki; "Tükettiklerini değil, seni sadece bir tüketici olarak gören kapitalizmi çöpe at!"

Cınema Novo / Glauber Rocha

İsyankar sinemacı ağabeyimiz Rocha'dan özelinde Brezilya, genelinde dünya sineması, seyircisi ve sanatı için söylenmiş sözler;
* Popülist sanat, kendi ilkelliğini meşrulaştırmak için halkın cahilliğiyle iletişime geçer ve onu kutsar.
* Nereye gittiğimi bilmiyorum, fakat oraya gitmediğimi biliyorum.
* "Halk sinemaya eğlenmek için gider. Kafasını meşgul edecek, kendisini sorgulamasına neden olacak şeylerden kaçar." Evet, ilk bakışta verili ve kurulu düzenin bu tespiti doğrudur ama birileri çıkar, yeni bir dil kurar ve halka ulaşır.

7 Ağustos 2017 Pazartesi

What Happened Miss Simone

Belgeseli seyrederken şu fikir dolanıp duruyordu beynimde; kökleri, sudan çıkan ilk canlı hücreye mi yoksa ilk alet yapan homosapiense mi dayanıyor bilmiyorum ama isyan genetik bir kod ve aktarılıyor. M.Ö 2017 ile 2017 arasında bir fark yok. Her devir kendi üretim ilişkisini ve sömürüsünü dayatıyor. İnsan, doğayla olan mücadelesinde, doğanın bir ürünü olan diğer insanlarla da mücadele ediyor, birbirini sömürüyor milyonlarca yıldır. Sayıları çok olmasa da bazıları buna kanıyla, canıyla, yazdıklarıyla çizdikleriyle, sesiyle vs vs. karşı çıkıyor.
7 yıl önce ilk kez bir şarkısını dinlerken elimdeki senaryoyu bırakmak zorunda kalmıştım. Hem yazıp hem dinleyememiştim çünkü. Sanki bir komutan gibi "Beni rahatta dinle!" diye komut vermişti. Sonra diğer albümleri filan derken çevirilerle şarkı sözlerini de öğrendim.
Dün gece What Happened Miss Simone'u seyrederken onun da Spartaküs'le, Bruno'yla, Che'yle, Mahir Çayan'la akraba olduğunu hissettim. İsyanın şiddeti, dozu önemli değil, isyan etmeyi, insan olmanın zorunluluğu olarak algılamaları aynı.
Yani, meseleyi "sisteme karşı gelirsen mutlaka bedelini ödersin" diye değil, "sisteme karşı gelmeden nasıl durabilirim ki?" diye algılayan insanların milyonlarca yıllık akrabalığı, bahsettiğim şey.
Che'nin, Küba devriminden sonra Marks'ın ekonomi yazılarını okuması gibi, Nina Simone de 1960 yılı Ku Klux Klan ABD'sinde sokaklarda yürüyüp şarkı söylerken Marks'tan, Lenin'den haberi oluyor.
Bu şelale sesli kadının belgeselinden sonra yukarıdaki gibi bir şeyler yazmayı düşünürken bir arkadaşımızın bu minvalde yazdığı yazıyı fark ettim; "Nina Simone, bana dünyadaki diğer insanlarla birlikte aslında bir bütünü oluşturduğumu, onlardan ayrı ve ayrık olarak kendimi tanımlamamam gerektiğini öğretti bana. İşte o yüzden bir parçanın bir bütüne tutunması gibidir Simone'un sesinde pasaportsuz vizesiz dünya seyahatim." 

6 Ağustos 2017 Pazar

Saygın Vatandaş

Son iki yılda aldığım en önemli karar şöyleydi; bundan sonra "küçük" Abbas Kiyarüstemi olmaya çalışacaktım. Şimdi bu uğurda yeni bir cephanelik buldum; Gaston Duprat ve Mariano Cohn'un yönettiği Saygın Vatandaş (El Ciudadano İlustre) filminin dili. Filmdeki bütün tespitler dramın çocuğu ama komiğin kardeşi gibi. Zaten filmin tanıtımı şöyle; "Nobel edebiyat ödülünü kazanmayı düşüş olarak gören bir yazarı gözlemliyor. Avrupa’da yaşayan Daniel, Arjantin’de büyüdüğü, romanlarının beslendiği kasabadan gelen daveti kabul eder. 40 yılın ardından ilk kez kasabaya gittiğinde kendisini bir girdap gibi yükselen, trajikomik durumların içinde bulur. Mizahtan bir an bile vazgeçmeyen film, kültür, şöhret, edebiyat, sanat ve insan davranışları üzerine hınzırca sorular sorarken izleyiciyi kasabanın cehaletiyle yazarın kibrinin ortasına konumlandırıyor."
Fabrika Ayarı filmimi çekmek için büyük cesaret aldığım bir film oldu. Heyirlisi...

3 Ağustos 2017 Perşembe

Bu tutmuş bu da pişirmiş

Sorarum ağaçlara hanginuze yaslandi

Bu ağaca yaslandıysa kızı unut, kesin yutmuştur. 

1 Ağustos 2017 Salı

150 yilın kutli olsun Tirabizonsipor

Peşuktaş, Çimbom ve Fener 1903, 1905, 1907’de kurulduği içın tarihi ve kökli kuluplermiş.
Haburiya yazayrım: Tirabizonsipor 1867’de guruldi ama nufusa geç yazdurulduği içın kücük gösteriy.
Bizım buralar köyluk yerlerdır, uşaklar nüfusa biraz geç yazdurulur. Tirabizonsipor aslinda 150. yaş gününi kutlay oğa göre. Beyuğunuzun karşusinda bacak bacak üstine atmayın. Naklen yayin pastasindan daha fazla pay istemayın, ayiptır la! Pirakın da biraz Anadoli takımlari sebeplensın. Vijdansuzlar!..

İyi ki doğdun Trabzonspooooor

"Oranın insanı için sınırları görmezden gelmenin en açık ifadesidir Trabzonspor. Bak sınırları aşmanın değil. İstanbul takımları ile rekabet için o sınırları aşmak yetmez. Trabzon insanı o sınırlar yokmuş gibi davranır. Ülkeyi rahatlıkla düze çıkarabileceklerini, Avrupa şampiyonu olacaklarına, her icadın aslında inanılmaz basitlikte olduğuna seni anında ikna edebilir. Bu adamlar o kentte sürekli hayal kuruyor. En çok gerçekleştirebildikleri hayalleri, senle aynı şartlarda, aynı topla, aynı kurallarla oynadıkları ender alanlardan biri olan futbola ait." / Doksanartıüçtegelengol (Not: Artık aynı şartlarda, aynı aynı kurallarla oynanmıyor.)

E pes yani

Biz sadece "pes etmeyenleri" hatırlarız / Habip Hobo (Desen: Lora Zombie)

30 Temmuz 2017 Pazar

Vince Gilligan solcu mudur?

Her zaman olduğu gibi yine tarihi geç kalmalarımdan birini yaptım ve diziyi 5. sezonunu bitirip yayından kaldırıldığında oturup seyretmeye başladım. Hollywood ve Amerikan yapımlarına olan mesafeli tavrım yüzünden 1-2 bölüm sonra bırakabilirim hissiyle başladım Breaking Bad'e. Ama Vince Gilligan ne mesafe bıraktı ne çekimserlik; Esenler Molla Gürani Lisesi'nde kimya öğretmeni olan Wahit, 1000 dolar maaşa talim eden silik bir abimizdir. Üst sınıf gibi yaşamak zorunda olan her küçük burjuvanın çektiği geçim sıkıntısını çekmektedir. 17 yaşında özürlü bir genç + yolda olan bir bebeğin ekstra masrafları yüzünden öğretmenliğin yanı sıra pazarda limon satarak para kazanmaya çalışmaktadır. Sürekli öksüren ve kan tüküren Wahit abiye kanser teşhisi konur. Polis olan kayınbiraderiyle çıktığı bir uyuşturucu operasyonu sırasında okuldan atılan Cesim adında öğrencisini görür. Cesim'in üzerinde günlük hap satışından kazandığı onbinlerce dolar yakalanmıştır. Yılda 12 bin dolar maaş alan Wahit abi kafayı kırar. Zaten şunun şurasında 5-6 ay sonra ölecektir, bu kadar kolay para kazanıldığına göre bu uyuşturucu deryasına birkaç bin tane metamfetamin de kendisi damlatsa ne olur? Çünkü öldüğünde ailesine geçinebilecekleri bir miktar para bırakmak istemektedir. Lavuk devlet bunu sağlamadığına göre Wahit abi sağlayacaktır. Her konuda vasat olan Wahit, kimya konusunda çok iyidir. En iyi metamfetamini (formülü yazıyorum ama ne olur evde denemeyin; C10H15N) o yapacaktır. Hürriyet'in "En İyi 10 Metamfetamin" listesinde 1 numara olan Wahit abiyi artık kimse durduramayacaktır. Bundan sonrası Amerikan polis sistemi, kutsal aile, sınıf atlamak için kanunsuzluk dışında bir yolun bulunmaması, yalanın tonları, namus kavramı, paranın turnusol kağıdı gibi insanların rengini ortaya çıkarması ve dönüştürmesi... vs vs. şeklinde gidiyor. İnsanlar siyah ve beyaz, iyi ve kötü değil, sürekli devinim, dönüşüm halindeler. Üst düzey oyunculuktan, hikaye anlatımından, teknik yeterlilikten bahsetmiyorum bile. Vince Gilligan liberal midir, solcu mudur bilmiyorum ama ABD'yi ve kapitalist toplumu kesip biçip şahane bir otopsi yapmış. Bu arada dizinin finalini de söyleyeyim; Wahit abi Esenler'i havaya uçuruyor. (Desen: Lora Zombie)

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Bu dünyaya kedi getirmek istemiyorum

27 Temmuz 2017 Perşembe

Benim Paltom; Tursun'un İskelesi

Yazdığım Karadeniz kokan her şey Gırgır'da yayınlanan Tursun'un İskelesi köşesindeki Tursun karakterinden çıktı; Hamsiye, Laz Marks, Sümela'nın Şifresi Temel, Bizum Hoca...

Füruğ Ferruhzad

ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum 
okyanusta yaşayan 
ve yüreğini tahta bir kavalda usul usul çalan 
küçük hüzünlü bir peri 
geceleri bir öpücükle ölen 
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan…
(Desen : Lora Zombie)

Bi Fırt

Ben bir şey demesem de siz kendiniz günümüze uydursanız. Espri Okumuş, çizgi Şevket Yalaz.

Mark Twain söylemişse doğrudur

Gerçek, kurgudan daha etkileyici ve acayiptir. Çünkü kurgu olabilirlikleri gözetmek durumundadır, ancak gerçeğin böyle bir zorunluluğu yoktur.

55’inden önce insana günah yazılmamalı

Kendi adıma konuşayım, Hanya'yı Konya'yı ancak bu yaşlarda anladım. 50'sinde ancak uyanıp, 30-40 yıl sonra ölmek hiç hoş değil. Tecrübe kazan ve öl. Bu öğrendiklerimizin bir boka yaraması için en az bir 100 yıl daha yaşamalıyız. Yaşayamıyorsak ilk 50 yıl muaf sayılsın, günah yazılmasın bari. 

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Açuk mavi, pordo ne gada da yakişmiş

Açık mavi, bordo akıtma formayla sahaya çıkınca bir hoş oldum tabii...

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Hidayet'in sadık okuru

Adım adım kendi intiharına giden yolu yazan ve 'dünyanın en karamsar yazarı' damgasını yiyen Sadık Hidayet'i okurken nasıl oluyor da 'köklü bir yaşama sevinci' ve 'şahane bir mizah' algılıyorum? Bende de bir gariplik var tabii.

Ada & Alper & Mutluluklar

Sevgili dostlarım Alper ve Ada evlendiler. Mutlu olsunlar.

En büyük sinemacı

Ben bir bireyim ve özgürlüğe inanırım. İşte benim politik görüşümün tümü budur. / Charlie Chaplin

20 Temmuz 2017 Perşembe

Oflu Hoca-3


12 Temmuz 2017 Çarşamba

TU sana

Kimin, nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilemeyiz. / Turgut Uyar

11 Temmuz 2017 Salı

Bilimsel Laz Marksizım

İnsan, Darwin'ın deduği gibi maymundan gelmemiştır, hamsiden gelmiştır. Aha da belgesi; Laz Marksizim bilime dayanır, safsataya değil.

Gırgır'dan karikatürleeeeeer

Espriler Okumuş, çizgiler Özkan

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Kırılmak iyidir

Kırıldığı an acı çekmiş olabilirsin ama yeşillenmek iyidir.... 

6 Temmuz 2017 Perşembe

Çizgi romanın Sadık Hidayet'i: Galip Tekin

İlk bir yılım Galip'e, Laz olmadığımı anlatmakla geçti. Çünkü her gördüğü anda, "N'aber Lazoğli?" diyordu. Gırgır, Fırt ve Laklak dergileri bir binanın, 6 odadan oluşan en üst katı, 5 dakikada bir karşılaşıyoruz yani. Laz olmaktan utandığım için değil, "Pazar'da doğdum ama Laz değilim" demekten imanım gevremişti ki Galip Tekin'in Lazlar'ı sevdiği için bana Lazoğlu, dediğini anladım. Yani beni o mertebeye layık görüyordu. Sonra Kemancı yılları, ayrı dergiler, ayrı işkolları filan derken iki sene önce Bebek'te bir yapımcıyla görüşmemden çıkarken karşılaştık. Büyük bir hasretle kucaklaştık. Bana, "Mutlaka görüşelim, seninle bir işimiz var." dedi. Aklında bir fikri ve yazılacak bir senaryosu vardı. Ben de fena bir senarist sayılmam ve onun arkadaşıyım, başka kime diyecekti ki? İşlerimi kolaylayıp arayacaktım güya. Ama hayat, hiçbir zaman bizim planlarımıza göre şekillenmiyor. Galip Tekin hesapsız, kitapsız, bu çağa ait olmayan (hatta hiçbir çağa ait olmayan) yaratıcı zekasıyla, bileğiyle diğer erken gidenler gibi beni üzerek gitti. Birkaç gün önce Sadık Hidayet'i anlatıyordum bir arkadaşıma, "48 yaşında, Diri Gömülen kitabında yazdığı gibi (sanki kendi ölümünü anlatırcasına) göçüp gitmeseydi keşke. Kendi adıma onun 10 kitabını daha okumak isterdim." dedim. Sonra durdum, 48 yaşında ölmeyecek olsa Kör Baykuş, Aylak Köpek, Diri Gömülen ve 3 Damla Kan'ı yazamazdı, dedim. Güle güle Alavarza, Delik, Son Neoplan, Tursuntur ve Pı'ya Mektuplar'ın yaratıcısı.


5 Temmuz 2017 Çarşamba

Çöl sıcaklarına karşı Gırgır'dan bir karikatür

Fikir benim, çizgi Gürcan Özkan'ın

4 Temmuz 2017 Salı

Yeyle

Mayonu da al gel. 1500 metrede deniz ne arar, deme. 

3 Temmuz 2017 Pazartesi

30 Haziran 2017 Cuma

Özçekimsel selfi

Hayatımın amorsu / Cemil Cahit Yavuz

Çıbık ye


Kahramanlarınızı üzmeyin

Laz Marks Emice'yi dinleyın

* Kapitalizım, daha fazla kar içın insanevladinın genleri üzerinde kolbasti oyniyan şerefsız bi sistemdır.
* İşsuzluk diz boyi. Baluği bile artuk 3 kişi birden tutay. Birincisi oltayi tutay, ikincisi yemi takay, üçuncisi baluği ikna ediy.
* Kapitalizım menfaat görmezse yarali parmağa işemez. Kumaş üretimi karli değilsa silah üretimine geçer. Sen götüne don bulamamişsın umrinda olmaz.
* Lelipop İhsan Tirabizon limaninda çalişiy. Bir gün buğa “Ula sen proletersun” dedım, 3 ay benımlan konişmadi. Artuk ne anladiysa kot kafali.

29 Haziran 2017 Perşembe

Gırgır'dan bi karikatür

"Geçen hafta yayınlandı" deseler ben inanırım. Ama espri bana ait olduğu için 25 yıllık olduğunu biliyorum. Çizgi, Şevket Yalaz.

28 Haziran 2017 Çarşamba

MSN gibi; Brando, Pacino, Coppala

Messi, Suarez ve Neymar gibi bir forvet hattının bir daha yan yana oynayabileceğini düşünmüyorum. Yukarıdaki karede bir başka 3'lü efsane var. MSN gibi gol sonrası birbirlerine sarılmıyorlar, makyaj yapılırken biraz sonraki sahneyi konuşuyorlar.

22 Haziran 2017 Perşembe

Gırgır kapakları


20 Haziran 2017 Salı

Ee Göztepe de geldi

Şöyle alnınızın akıyla, temiz temiz öpün şunu bir daha.

Tarkan Yerkel

Bir ben mi Tarkan'ın pozunu Yusuf Yerkel'in, Soma'lı madenci yakınına attığı tekmeye benzettim.

Bordo mavi huniler

Alınan futbolcuları duyunca önümüzdeki yılın huni stokuna başladım.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Gırgır kapakları


17 Haziran 2017 Cumartesi

Profesör

Gerçeği öğrendiğimde 10 yaşındaydım. Babam, akademik bir kariyer yapmamış, 'profesör' ona bir lakap olarak takılmış meğer. 3 medrese bitirmiş babasının tersine ortaokul mezunluğuyla yetinmiş bu adama, kasabanın ne kadar bürokratı, öğretmeni, sanatçısı, askeri, tüccarı varsa 'profesör' diyordu. Çok ilerleyen yaşlarda anlayabildim nedenini; babasından aldığı bayrağı, pratik zekasıyla daha ileri taşımıştı. Hemen her konuda devreye soktuğu bilimsellik ve vicdanlı, iyi bir insan olmakla eş tuttuğu din anlayışıyla tertemiz düşünceler üretiyordu. Bütün bunlardan bana kalan, sonsuz bir özgürlük denizinde yüzmek oldu. 30 yaşından sonra zaten babaya çok danışılmaz belki ama 10'la 25 yaş arasında aldığım bütün kararları destekleyerek, istediğim yöne yüzüp keşfettiğim bütün kıtalarda payı oldu. Gerçek bir profesörün çocuğu olsaydım bu kadar özgür olabilir miydim? Eğer o profesör Necmettin Okumuş ise, belki. (Ölümünün üzerinden 2,5 yıl geçmesine rağmen hakkında bir satır bile yazamıyordum. Elim varmıyordu, galiba yas bitti. Şimdi güzel anılarla yaşatmak zamanı.) 

Sevinç ve hüznün toplamı; Kiyarüstemi

Cebimde hiçbir şey yoksa, şiirim vardır.
Buzdolabında hiçbir şey yoksa, şiirim vardır.
Kalbimde hiçbir şey yoksa, hiçbir şeyim yoktur.

15 Haziran 2017 Perşembe

Kim, ben mi horluyorum?


DNA hohol oliy

Nobel ödüllü biliminsanı Aziz Sancar, sigaranın DNA'ya verdiği zararı gözler önüne serdi. Sadece Karadenizlilerin anlayacağı dilden söylersem; DNA sarmali hohol oliy.

CHP'nin Şerosu

                Keşke pankartı Kılıştar'a bırakmayıp ben götürseydim. Kesin kaybetmiştir yolda. 

Eforizma

Aşk için emek falan gerekmiyo.
Bi tarafın salak olması yeterli.
(Eforizma Salih Sali, desen Dali)

13 Haziran 2017 Salı

Avni kapağı

O zamanlar (1990) gariban vatandaşlar dağda bayırda bulduğu mantarları yeyip, zehirleniyordu. Ben de vatandaşı zehirli mantar yemek zorunda bırakanları (Özal, Akbulut vs) 'asıl zehir' olarak gören espriyi bulmuşum, Şevket Yalaz da çizmiş. 

Bir iki üç, daha fazla Laz Kapital

Birkaç sene önce Laz Kapital-3'ü yazacak enerjim yoktu. Şimdi, hem Evli Ve Zavallı, hem Oflu Hoca-3, hem diğer film projeleri devam ederken Laz Kapital-3'ü yazacak enerji ve inancı kendimde hissedebiliyorum. Maria Puder'in deyimiyle, "Bende inanmak noksanmış…" 

Yılmaz Güney'i geç soldan devam

Fransa’nın başkenti Paris’in 10. bölgesinde bir kavşağa Yılmaz Güney’in adı verilecekmiş, bir volta atmak şart oldu o kavşakta. 

12 Haziran 2017 Pazartesi

Avni kapağı

Espri benim, çizgi Şevket Yalaz'ın