22 Haziran 2017 Perşembe

Gırgır kapakları


20 Haziran 2017 Salı

Ee Göztepe de geldi

Şöyle alnınızın akıyla, temiz temiz öpün şunu bir daha.

Tarkan Yerkel

Bir ben mi Tarkan'ın pozunu Yusuf Yerkel'in, Soma'lı madenci yakınına attığı tekmeye benzettim.

Bordo mavi huniler

Alınan futbolcuları duyunca önümüzdeki yılın huni stokuna başladım.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Gırgır kapakları


17 Haziran 2017 Cumartesi

Profesör

Gerçeği öğrendiğimde 10 yaşındaydım. Babam, akademik bir kariyer yapmamış, 'profesör' ona bir lakap olarak takılmış meğer. 3 medrese bitirmiş babasının tersine ortaokul mezunluğuyla yetinmiş bu adama, kasabanın ne kadar bürokratı, öğretmeni, sanatçısı, askeri, tüccarı varsa 'profesör' diyordu. Çok ilerleyen yaşlarda anlayabildim nedenini; babasından aldığı bayrağı, pratik zekasıyla daha ileri taşımıştı. Hemen her konuda devreye soktuğu bilimsellik ve vicdanlı, iyi bir insan olmakla eş tuttuğu din anlayışıyla tertemiz düşünceler üretiyordu. Bütün bunlardan bana kalan, sonsuz bir özgürlük denizinde yüzmek oldu. 30 yaşından sonra zaten babaya çok danışılmaz belki ama 10'la 25 yaş arasında aldığım bütün kararları destekleyerek, istediğim yöne yüzüp keşfettiğim bütün kıtalarda payı oldu. Gerçek bir profesörün çocuğu olsaydım bu kadar özgür olabilir miydim? Eğer o profesör Necmettin Okumuş ise, belki. (Ölümünün üzerinden 2,5 yıl geçmesine rağmen hakkında bir satır bile yazamıyordum. Elim varmıyordu, galiba yas bitti. Şimdi güzel anılarla yaşatmak zamanı.) 

Sevinç ve hüznün toplamı; Kiyarüstemi

Cebimde hiçbir şey yoksa, şiirim vardır.
Buzdolabında hiçbir şey yoksa, şiirim vardır.
Kalbimde hiçbir şey yoksa, hiçbir şeyim yoktur.

15 Haziran 2017 Perşembe

Kim, ben mi horluyorum?


DNA hohol oliy

Nobel ödüllü biliminsanı Aziz Sancar, sigaranın DNA'ya verdiği zararı gözler önüne serdi. Sadece Karadenizlilerin anlayacağı dilden söylersem; DNA sarmali hohol oliy.

CHP'nin Şerosu

                Keşke pankartı Kılıştar'a bırakmayıp ben götürseydim. Kesin kaybetmiştir yolda. 

Eforizma

Aşk için emek falan gerekmiyo.
Bi tarafın salak olması yeterli.
(Eforizma Salih Sali, desen Dali)

13 Haziran 2017 Salı

Avni kapağı

O zamanlar (1990) gariban vatandaşlar dağda bayırda bulduğu mantarları yeyip, zehirleniyordu. Ben de vatandaşı zehirli mantar yemek zorunda bırakanları (Özal, Akbulut vs) 'asıl zehir' olarak gören espriyi bulmuşum, Şevket Yalaz da çizmiş. 

Bir iki üç, daha fazla Laz Kapital

Birkaç sene önce Laz Kapital-3'ü yazacak enerjim yoktu. Şimdi, hem Evli Ve Zavallı, hem Oflu Hoca-3, hem diğer film projeleri devam ederken Laz Kapital-3'ü yazacak enerji ve inancı kendimde hissedebiliyorum. Maria Puder'in deyimiyle, "Bende inanmak noksanmış…" 

Yılmaz Güney'i geç soldan devam

Fransa’nın başkenti Paris’in 10. bölgesinde bir kavşağa Yılmaz Güney’in adı verilecekmiş, bir volta atmak şart oldu o kavşakta. 

12 Haziran 2017 Pazartesi

Avni kapağı

Espri benim, çizgi Şevket Yalaz'ın

11 Haziran 2017 Pazar

Beyaz kazanır

Biraz Mahmelbaf, Kiyarüstemi ve Panahi filmi karesi gibi kurgu koksa da garip bir sahicilik taşıyor. İran'da bir taksi durağı sanırım. Burasının Yerebatan Taksi durağı olması halinde önlerinde 6'lı bülteni ya da iddaa kuponu bulunması ihtimali çok yüksek. 

8 Haziran 2017 Perşembe

22 C

1976-77 Kabataş Erkek Lisesi, Ortaköy. Pazartesi, "Çiçeği Burnunda Karikatürcüler" günü. Oğuz Aral, karikatürlerimize bakıyor ve sadece karikatürle değil, doğayla, politikayla, sanatla, psikolojiyle ve sporla ilgili (bir daha profesyonelken bile dinleyemeyeceğimiz) yapıtaşlarımızı oluşturan bilgiler veriyordu. Bir keresinde karikatürüm yokken bile gitmiştim Cağaloğlu'ndaki Gırgır binasına. Oğuz abiyi dinlemek çok özel bir şeydi çünkü. Kabataş'taki eğitim akşam 5'e kadar sürüyordu ama şansıma edebiyat öğretmenimiz Gırgır okuru, halden anlayan biri. Son derste izin verir, "Sen git Okumuş..." derdi. Ortaköy'deki duraktan Gırgır'a gidebileceğim iki hat vardı. Biri direkt derginin önünden geçen Fatih-Ortaköy, diğeri Bebek- Eminönü hattı. Yani 22 C. 22 C'yi niye daha çok severdim; çünkü Eminönü'nde inince (Sirkeci'deki) Konyalı'da limonata içip, fırın sütlaç yiyebiliyordum. Cağaloğlu yokuşundaki bütün kitapçı vitrinlerine bakabiliyordum. Dönerken geç olduğu için kapanmış oluyordu her yer. İnternette bir fotoğrafını görünce eski bir dostla karşılaşmış gibi oldum.
Sözlerimi A. Kadir'le bağlayayım;

                                           Bir Beşiktaş tramvayı geldi aldı beni
                                          bir Beşiktaş tramvayı götürdü sana...

7 Haziran 2017 Çarşamba

Tam da eskiye dönmüşken

1980'de Gırgır'da başlamıştı dostluğumuz Halil Küçük kardeşimle. Haydarpaşa'daki imza günümde pikaj montajdan girip anıları harlandırdık ve hasret giderdik. 

6 Haziran 2017 Salı

Laz Kapital-3

"Emperyalizım karşısinda ilk yariyi yenık kapattık ama bu ilk yarinın sonucidır. İkinci yari sahaya çikıp bu maçi alacağık, başka yoli yok." diye yazdığumi okiyan Sementa Recep, "Ne güzel anlattın oni Laz Marks Emice." diy. "Eşşeğın önde gideni, maç kurgusiylan anlatmasam dinlemiysınız ki." (3. kitabın yazımına başladığımı haber vermek için Laz Kapital-3 başlığını atıp bırakmışım. Ne zaman biter bilinmez ama geliy)

4 Haziran 2017 Pazar

9. Kadıköy Kitap Günleri

Laz Marks Emice'nin özel kalemi Yılmaz Okumuş, Laz Kapital kitaplarını imzalayacak. (7 Çarşamba Haydarpaşa Garı, saat 14:00 / O2 Yayınevi)

3 Haziran 2017 Cumartesi

Aşk, insanın kendine yakışan takımı tutmasıdır

Bu Bursaspor'a yaptığımız kıyağın haddi hesabı yok. Adamları şampiyon yaptık, kümede tuttuk, bi de ceplerine biraz harçlık koyup düğünlerini de yapalım bari. 
Şaka bir yana, artık İstanbul şikecilerine laf ederken böyle bir hevesim kaçacak galiba. Kayseri'ye kardeş takım diye maç ver, Bursa'ya karşı neredeyse oynama... Rizespor'u dert ettiğimden değil, Trabzonspor'u tutma nedenlerimle çelişiyor. Malum, solcuyuz ya...:)

Koçum benim

Azıcık abartmış ama haklı. :)

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Eforizma

 Aynı kelimelerle farklı kişileri sevmeyin. / Salih Salı

Sosyalizme giriş (Anaokulu seviyesi)


Kupon gemi

382 metrelik dev gemi İstanbul Boğazı'ndan geçmiş. Bir an Ataşehir Dö La Lüks Sitesini kaçırıyorlar zannettim.

30 Mayıs 2017 Salı

Teraviyi Metalica'yla kılacağız artık

Sıcak pideye tereyağını ve tulum peyniri gömüp yersen gece rüyanda ramazan davulcusu olarak John Bonham, İan Paice ve Nick Mason'ı görürsün.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Totti'yle ben ağlaşırız

Kakalak İtalya futbolunda uzun yıllardır gözümü okşayan bir Roma vardı bir de oligark ve şikeci diğer İtalyan takımlarını tutmayıp kendi takımlarına sevdalandıkları için Napoli. İşte bu Roma'nın 23 yıldır formasını terleten Totti dün gece futbolu bıraktı ve bütün stadı hüngür hüngür ağlattı. Koskoca Olimpiyat Stadı ağlarken Totti de ağlamaya başladı. Sonunda kucağındaki bıcırık kızı da ağlamaya başladı. Kim demiş erkekler ağlamaz, ben de ağladım. Bu gözyaşları, Juventus'a, Milan'a, İnter'e gitse onlarca kupa ve milyonlarca euro daha kazanacakken tutkuyu ve taraftarlığı seçen bu abide futbolcuyaydı.
Attila İlhan'dan devam edelim; 
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
geceler uzar hazırlık sonbahara...

Güneş topla benim için

Seher yeli çık dağlara 
Çiçek copla benim için

Barselona aşktır-9

video
Ses biraz boğuk çıksa da derdini anlatıyor. Barselona aşkım, sadece (Avrupa'nın hemen hemen her şehrinde görebileceğimiz) düzen, güven, temizlik, tarihe, insana saygı vs vs. yüzünden değil. Viyana, Paris, Londra, Münih ve daha birçok şehir de bunları sunuyor. Hayatına bir çok insan girer, hepsi bir iz bırakır ama bir tanesi damgayı vurur. Sanırım Barcelona da benim için böyle. Daha gitmeden başlayan bu aşkın nedenleri şöyle;
1- Franco faşizmine direnen Katalan cumhuriyetçilerin gizlice Nou Camp'ta buluşmaları...
2- İspanya'daki hemen her türlü özgürlük hareketine ve düşüncesine beşiklik yapmış olması...
3- Yukarıda bahsettiğim şehirlerden (Gaudi, Miro ve ardılları sayesinde) daha masalsı oluşu...
4- Ve 12 yıldır hazırlık maçlarını bile izlediğim, sosyalizmin sahadaki versiyonu Barcelona futbol takımı.

Aradığınız öküze ulaşılamıyor


26 Mayıs 2017 Cuma

Trabzon Seyahatnamesi

M. Hakan Alşan ve Zafer Duran tarafından yayına hazırlanan, Heyamola Yayınları'dan çıkan Trabzon Seyahatnamesi kitabını dostum, renkdaşım Metin Kalaycı bana ulaştırdı. Ulaştırdı diyorum çünkü bu kültür hazinesi kitap, Metin'in de içinde bulunduğu Anadolu Yakası Akçaabatlılar Derneği tarafından desteklenmiş. Kitabı ismime imzalama nezaketinde bulunan dernek başkanı Av. Hasan Birinci'ye teşekkür ederim. Ksenophon ile (MÖ 400) başlayıp Antony Eastmond (2016) ile biten, farklı çağlarda yaşayan 40 seyyahın gözüyle Trabzon'un anlatıldığı kitap benim kitaplığımda bir süre yerini alamayacak çünkü hemen okumaya başlıyorum. 

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Durumum


Barselona aşktır-8

Börek sevmem pek. Ama bir arkadaşım börek alırken börek tepsisini Barselona'ya benzettim. La Sagrada Familia'nın bulunduğu bu kare bir tepsi bohça böreğine benzemiyor mu sizce de? Galiba Barselona çağırıyor beni.

Faşizme karşı çok çalışmak lazım çoook

Nazi Almanya'sının ilk toplama kampı olan Dachau'nun girişindeki 'Arbeit macht frei' yazılı kapı, çalındıktan 2.5 yıl sonra Dachau'daki yerine yerleştirildi.
1933'te ilk olarak komünist mahkumlar için inşa edilen Münih'teki toplama kampının kapısını kimler çaldı bilmiyorum ama kapıdan model alıp dünyanın girişine asma planları olabilir diye düşünüyorum. Devasa bir toplama kampına dönen dünyaya böyle bir kapıdan girmek yakışırdı.

Gırgır kapakları

Bir tane espri de eskimiş olsun, nostaljik bir tespit gibi görünsün... Sanki bu sabah bulmuşum gibi taptaze. Espri benim, çizgi Şevket Yalaz'ın. 

Uykusuz her geceee

Uykusuz 508

21 Mayıs 2017 Pazar

Fasulye Sinema Kulübü

Hem kendisiyle dalga geçen bir ismi var, hem de isminin içini dolduruyor. Başlarda Turgut abinin kendi elleriyle yaptığı İspir fasulyeli, Trabzon tereyağlı kuru fasulye eşliğinde film seyretmeye başlamıştık. Önce kuru fasulye teklemeye başladı, sonra filmler... Bazen ne fasulye yedik, ne film seyrettik ama sinema üzerine sohbet ettik. En azından ben buradan kanatlanarak günde 6 film seyrettiğim bir süreç yaşadım. Bu da tam kadro buluştuğumuz son akşam yemeği. Hz. İsa olarak Turgut Yasalar'ı düşünün. Biz de havarileri...

17 Mayıs 2017 Çarşamba

La oteki siniflar, serdınız asma kabaklarini

"İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değiştırecek siniftır" dedum diye "Halkun diğer kesımleri yatıp ense yapacak" demedım. Köyli, memur, genç, öğrenci, sanatkar, kuçuk esnaf... Sağli solli ilerliyelım beyler, hanumlar. Herşeyi işçi sinifindan beklemayın da!..

16 Mayıs 2017 Salı

Gırgır kapakları

Espri benim, çizgi Şevket Yalaz'ın

Laz Marks Emiceden

Amerikanci - sağ iktidarlar sağluk sistemini felce uğratti. Çöpekbaluği gibi paranın kokusini alan sermaye, ortaluği simit sarayi gibi ozel hastaneylan doldurdi.

"La uşaklar, dünyayi sadece siz değişturecesınız, bu hokkabazlar değil" dedım. Netceğuk Hasan, "Oni anlayrık da, habu değiştırme işi biraz maça istiy emice" dedi.

Halk kapitalizmi sayesinde herkes sermaye sahibi olacakmiş. Foter Osman'ın akli yatmamiş, "Herkes kapitalist olursa kimi soyacağık o zaman?"

Kapitalizım, göti sıkıştukça Friedman veya Keynes'un dedığuni yapar. Binmişik bir kapitalist salincağa, bi Friedman sallay, bir Keynes.

Tamam, Laz Kapital kitabum ekonomik terimlerlan doli ve biraz karişuktur, ama Sinan Engin ve Rasim Ozan gibi da yazamam! Beynım duman olur.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Konser iyidir

Kızlarımla Erdem Akın konserinde... Güneyce ve Hazal'ı nihayet tanıştırabildim. Ne yapalım, benim gibi tembel bir babaları ve amcaları var. Sanırım dostlukları bizlerden sonra da devam edecek. (Bir kızım daha var ama burada değil.)

12 Mayıs 2017 Cuma

Marmaris'ten-9

Bir tekne dolusu Alman kolbastı oynamaya başlayınca Andy Warhol'un sözünü revize ettim; Bir gün herkes 15 dakikalığına kolbastı oynayacak.

Marmaris'ten-8

İsmail Düzgün kardeşimizi askerlik yaptığı Marmaris'te ziyaret ettik. Seymen Aydın, ben, İsmail Düzgün, Fırat Korkmaz, (Trabzonsporlu Alman dostlarımız) Sabine Kulpok ve Andreas Kulpok.

Marmaris'ten-7

Kendi memleketimi, denizimi, yeşilimi de seviyorum ama buralar insanın nevrini döndürüyor; iltica edeceğim o olacak.

Marmaris'ten-6

İçmeler / Turunç / Amos / Çiftlik/ Gebekilise. Biraz ötesi Rodos.

Marmaris'ten-5

Bodrum'da, Salih Kalyon ustamızı ziyaret ettik. (Marmaris'le alakası şu; Bodrum'a, Marmaris'ten gittik.)

Marmaris'ten-4

İçmeler Belediyesi diyor ki; Vatandaş bunun adı klozet, denize değil buna işe. Avrupai belediyecilik.

Marmaris'ten-3

Sana dün bir tepeden baktım aziz Söğüt (Muğla)

Marmaris'ten-2

Yediğin içtiğini değil, okuduğunu paylaş dostum. Belki ben de okurum.

Marmaris'ten-1

Turgut Köyü (Muğla) Turgut abinin (Yasalar) köyü zannettim.

Çay Haber 53 / Söyleşi

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Deniz olunmalı oğlum

Babam, dayım, amcam kasabadaki herkes harıl harıl gazete okuyor, radyo dinliyordu... Çok ciddiydiler. Bu, “Demirel seçildi mi, Nihat Erim kabineyi kurdu mu?” gibi daha önce ilgilendikleri şeylere benzemiyordu. Bütün konuşmalardan aklımda kalan tek şey Deniz Gezmiş’ti. Yakalanamıyordu...
Kimdi? Niye yakalamaya çalışıyorlardı? Ne yapmıştı?
- Baba niye Deniz Gezmiş’i arıyorlar?
- Kanuna aykırı işler yapmış oğlum…
O yaşta babama, “Kanunlara uygun devrim olmaz ki zaten baba.” diyemiyorum tabi.
Aradan epey bir zaman geçmişti. Türkiye gündeminde Deniz Gezmiş’in yakalanamaması vardı. Koskoca devlet ve polisleri nasıl yakalayamıyordu Deniz Gezmiş’i?
Gökyüzündeki bulutları Allah’a benzettiğimiz yaşlar. Mahalle arasında diğer veletlerle konuşuyoruz. Herkesin ailesinin ideolojik yapısı o çocuk ağızlarımıza yansıyordu.
-Devleti yıkacakmış, babam öyle diyor.
-Grayder mi lan bu? Nasıl yıkar koskoca devleti…
-Türkiye şey olsun diyormuş... Neydi lan?
-Tam bağımsız!.. Adil ağabeyimden duydum...
Herkes karınca kararınca bir yorum yapıyordu. Benim başım kel mi?
-Niye yakalanmıyor biliyor musunuz? Deniz Gezmiş denizin üzerinde yürüyor da ondan.
-Atma lan, denizin üzerinde yürünür mü?
-O yürüyormuş işte. O yüzden adı Deniz Gezmiş. Polis peşinden gidemiyormuş. Gitse bile hemen batıyormuş.
Yalanıma diğer çocuklar inanmıştı ama, ben hala kendi yalanımı hazmedememiştim.
- Denizin üstünde mi yürüyor?
Denizin üzerinde günlerce “bir salise bile olsa” ayakta durmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Tamam, yüzebiliyordum ama yürümek mümkün değildi!..
Deniz Gezmiş yakalanmıştı... Otoriteye karşı çıkan, biraz sıradışı konuşan herkese “anarşist” (terörist anlamında kullanıyor) diyen dayım bile kalakalmıştı. Kötü bir şey diyemiyordu Deniz Gezmiş hakkında.
“Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum. Bu bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz. Amerikan emperyalizmine ortaklık edenler ulusumuza ihanet etmişlerdir. Emperyalizme karşı mücadele suç değildir. Asıl suç, emperyalizm ve ortaklarının sömürüsüdür.”
Şimdi çorak, üzerine ölü toprağı serpilmiş ülkemizde çocukları meraklandıracak, heyecanlandıracak (medyanın ite kaka yarattığı boktan kahramanlar dışında) kimse yok…
Herkes aslında Deniz Gezmiş ama haberi mi yok? (2009'da yayınlanan bir yazım)

5 Mayıs 2017 Cuma

Geliyooooooor

Evli ve Zavallı
1 yıllık ertelemenin ardından yeni oyunumuzun çalışmalarına başladık.

30 Nisan 2017 Pazar

Gırgır kapakları

Kapağın esprisi benim, çizgisi Şevket Yalaz'ın. Ecevit'in yerine Kılıçdaroğlu'nu siz mi koyarsınız ben mi hatırlatayım? "Özal'ın yerine de Binali Yıldırım'ı düşünün" demeyim artık, 

28 Nisan 2017 Cuma

Muchos gracias Messi

Senin bu takıma (Real Madrid'e) yaptıklarını, Franco, Katalanlara yapmadı. (Franco'nun öldürdüğü bütün sosyalistleri saygıyla anarak...)