EĞİTİM ŞART etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EĞİTİM ŞART etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2010 Çarşamba

Kopya çekmek serbest

İstediğiniz dilden başlayabilirsiniz

12 Nisan 2010 Pazartesi

Her temas 'adamına göre' iz bırakır

Fransız suçbilimci Edmond Locard polisiye olaylar için "Her temas iz bırakır" demiş.
Suç dünyası için geçerli olan bu prensip insan ilişkilerine uygulanabilir mi? İşimize yarar mı?
Bazı insanlara ne kadar dokunsanız, temas etseniz de iz bırakamazsınız; teflon gibidirler. 'Bugün temas, yarın deniz' gamsızlığıyla bütün illişkilerden yara almadan sıyrılırlar.
Bazıları da minik bir temasla bile ağır yaralar alır. Polisiye bir araştırmaya gerek yoktur, 1 kilometreden bile belli olur bu izler.
Bu işlerin bir regülatörü de yok bildiğim kadarıyla. Şehir şebeke cereyanını hep 220 woltta tutan aleti getirip insanlara takabilsek ve herkesin izlerini ve şiddetini ayarlayıp, aynı amperde eşitlesek...
Neyse, bazı insanlar bizim hakemler gibi, kabul edeceğiz bunu. Gözünün önündeki elle ve kolla yapılan teması görmeyip devam ediyorlar.
Kriminalistik dersinde adli kıl, adli tüy, adli yün diye bir konu varmış. Bazıları olay yerinde yüzlerce sat teli bıraksa bile yakalanmayacaklarının bilinciyle ellerini kollarını sallayarak gezinebiliyorlar.
Neymiş; her temas adamına göre iz bırakır...

6 Nisan 2010 Salı

Sıcak köpek

'Hot dog'ı 'sıcak köpek' diye çeviren dublaj Türkçemizle yıllarca dalga geçip, demediğimizi bırakmamıştık. Ama sıcak köpek varmış. Benimki ketçapsız olsun.

4 Nisan 2010 Pazar

Karnede 2, kolumda 3 kırık var

Isparta'da bir ilköğretim müdürü, 8'inci sınıf öğrencisinin kolunu kırmış.
Dayak cennetten mi, Milli Eğitim'den mi çıkma bilmiyorum ama, karate, judo ve teak wando gibi sporlar okullara zorunlu ders olarak konmalıdır. Öğrenci çocuklar en azından kafasını gözünü kırdırmayacak kadar kendilerini savunmayı öğrenirler.

27 Eylül 2009 Pazar

Piyasaya karşı NHA

Her türlü gericiliğin anası olan ve ebeliğini üstlenen piyasaya, onun bilimine, sanatına ve düşüncesine karşı Nazım Hikmet Akademisi var artık.
“Piyasanın sinema endüstrisi, reklam veya dizi prodüksiyon şirketleri, sinema sanatçısı değil, ucuza mal olacak oyuncu istiyor. Piyasa edebiyatçı değil, büyük veya küçük, uluslararası veya ulusal bir takım projelerin yazıcılarına ihtiyaç duyuyor. Bilim dendiğinde giderek daralan departmanlarda yürütülen ve piyasanın dolaylı veya dolaysız gereksinimlerini yanıtlayan araştırıcılar akla geliyor. Düzenin mekanizmaları iktisatçı değil borsa analisti, sosyal bilimci değil kampanya veya proje yöneticisi üretiyor. Çünkü piyasanın ihtiyaçları bunu gerektiriyor!
İşte bu yaklaşımlar bizi var olana müdahale etme gerekliliğine taşıdı.
Bu müdahalenin piyasanın teslim aldığı alanı “dışarıdan” eleştirerek tamamlanamayacağını ise biliyoruz. Piyasayı ve piyasacılığı durdurmak için alternatif bir eğitim, düşün ve üretim alanını var etmemiz gerektiği açıktır.
Nâzım Hikmet Akademisi bu iddiayla yola çıkmıştır. Nâzım Hikmet Akademisi bu alanda henüz yalnızca bir başlangıçtır.”
http://www.nazimhikmetakademisi.org/