FİLM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FİLM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2009 Pazar

Deliye hergün sinema / Filmekimi 17-25 Ekim

Benim Cici Kapitalizmim
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi: Muhalif belgeselci Michael Moore, meslek yaşamı boyunca izini sürdüğü ‘kapitalizm’i mizahi bir dille mercek altına alıyor. (Radikal)

31 Temmuz 2009 Cuma

SEYRETMİŞ


Party (Parti) / Tiglon
Milliyetçilik böyle bir şey herhalde. Milyonlarca dolarlık bir filmde, düşman askerinin açtığı ateşle rol icabı ölmen gerekiyor. Ama sen ölmüyorsun, cepheyi kanının son damlasına kadar savunuyorsun. Hintli figürasyon Hurundi Bakshi, “üzerinde güneş batmayan” emperyalist İngiliz askerlerinden binlerce kurşun yer ama, senaryo dışına çıkarak ölmez.
Bırakın Hollywood’u, Bolivud’tan bile haberi olmayan bu naif Hintlide, büyük usta Peter Sellers döktürüyor.
Blake Edwards’ın yazıp, yönettiği ve yapımcısı olduğu filmde Peter Sellers, Hurundi Bakshi rolüyle Merhaba Dünya’daki bahçıvan rolüne yaklaşıyor.
Tuvaleti bulamayıp, piyano resitalini dinlemek zorunda kaldığı ve altına kaçırmamak için ıkınıp sıkındığı sahnede kemerleri bağlayın, koltuktan düşebilirsiniz.

30 Temmuz 2009 Perşembe

SEYRETMİŞ


Historias Minimas (Arjantin hikayeleri) / Carlos Sorin
Şu gerçeği kabul etmek gerek. Sinema büyük paralar işi değil, büyük yürekler işi. Yoksa İran’dan, Lübnan’dan, Kore’den, Çin’den ve de Latin Amerika’nın her köşesinden (genelde 3. dünyadan) böyle insanı yakalayan, yüreklere dokunan filmler çıkmaz - çıkamazdı.
Don Justo’nun, Roberto’nun ve Maria Flores’in yolu farklı hikayelerden sonra Patagonya’da kesişir. Yahu kardeşim, bu insanlar bu hikayeleri yaşıyordu da gizli kamerayla mı tesbit ettin? Bu ne sıradanlık, bu ne sahiciliktir. Filmdeki köpek bile bizim kalaslardan iyi oynuyor inanın.
Bu filmleri seyrettikten sonra, “Bu ülkelerde de bayram filmi, sömestr filmi çeken yok mudur?” “Dünyanın bütün güzel mankenleri ve kadınları latin ve slavken bu latinler bir tane bile manken kullanma gereği duymazlar mı?” “Türk Sineması her bir bokunu taklit ettiği Amerika’nın küçük versiyonu olmanın dışında bir çıkış yolu bulamayacak mı?” gibi sorular insanın aklına takılıyor. İstediğin sorudan başlayabilirsin...