Karadeniz Vakfı'nın düzenlediği '2011 Yılının En'leri ödül gecesinden, Yılın En İyi Sinema Filmi ödülüyle döndük. Ödülün en büyüğünü gişede almıştık ama 6. ödülümüze de çok sevindik.
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Bir ödül daha!..
Karadeniz Vakfı'nın düzenlediği '2011 Yılının En'leri ödül gecesinden, Yılın En İyi Sinema Filmi ödülüyle döndük. Ödülün en büyüğünü gişede almıştık ama 6. ödülümüze de çok sevindik.
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Kızıl Meydan ne yana düşer usta?
Haziran'ın 7'sinde tekrar gidip, Moskova'nın Şifresi: "Temel" filminin çekimlerine başlıyoruz. Geçen gidişimizde yönetmenimiz Adem Kılıç'la Moskova'yı gezip, mekan bakmıştık. Kızıl Meydan gecenin üçünde bomboş, ama ben yine de 1917'de Rus halkına seslenen Ofli Ula Demir İlyas Lenin'in sesini biryerlerden duyuyorum.
9 Mayıs 2012 Çarşamba
Bir Zamanlar Anadolu'da
Hemen her konuda olduğu gibi yine geç kaldım ve Bir Zamanlar Anadolu'da filmini sinemada seyredemedim. Evde DVD'den seyrederken, Şahan Gökbakar'ın tv8'deki sinema eleştirmeni karakteri gibi düşünmeye başladım. Bu 2,5 saatlik filmi sinemada seyretseydim sağımda solumda sıkıntıyla öfleyip pöfleyenler ve yarım saat sonra cep telefonuyla sağa sola mesaj çekmeye başlayan denyolar yüzünden konsantrasyonum sürekli bozulacaktı. Bu mükemmel filmi tekrar seyretmeden önce şunları söyleyebilirim; "Herkes kendi otopsisini kendisi yapsın. Ölmeyi beklemeden..."
1 Mayıs 2012 Salı
28 Nisan 2012 Cumartesi
26 Nisan 2012 Perşembe
Turgut Yasalar
23 Nisan 2012 Pazartesi
Osurayim kapitalizmunuze!
Çağumuz, insanluk tarihinun en derin çelişkilerinın yaşanduği, en akildişi çağdır. Kapitalizum bir yandan inanılmaz bir zenginluk, diğer yandan ise ölumcül bir yoksulluk üretiyi.Dunya nüfusinun yarisi, yani 3 milyardan fazla insan evladi günde 2 dolardan daha az, 1,5 milyar insan da 1 dolardan daha az bir gelirle yaşiyi. Buna karşiluk dunya nüfusinun yüzde 10’i,
dunya toplam gelirinın yüzde 70’ini aliyi. 1 milyar insan aç yaşarken, yilda 11 milyon sabi açlıktan öleyi.
Ula lahmi kafalilar, neyun zafer çiğluğini atayisunuz? Borsaya açilan hastanelerınızın mi?
Sivasi dökülmiş evlerini, 1950 model arabalarini gösterdığınız Küba’nun sağluk sistemini da göstersanıza. Efendum, duyamadum. Küba küçucuk bir ada midur? Ula siz daha bir tane mahallenuzde bile sağluk sorunini halledemedınız.
Cicili bicili kapitalizum!
Kapitalizum, içinde rengarenk şekerlerun doli olduği beyuk bir şekerci dükkani gibidur. Bizum kro–manyon kadar bile zekasi olmayan insan evladumuz da bu şekerci dükkanina girmiş küçucuk sabilerın tepkilerini vermekte ve çildurmiş gibi şekerlere hücum etmektedur.Kendisine kapitalizumun dayattuği metalari bir sure sonra gerçek ihtiyaçlariymiş gibi algilayan insanevladi hemen bir başkasini bu tuzağa düşurmek içun çabalara girmektedur.
Herkes kendi bencil gereksinmesinun doyumini bulmak içun, öteki insanlari egemenluk altina alan bir güç yaratma peşinde koşmaktadur.
Her yeni ürün, bu karşilukli aldatma ve karşilukli soyguni daha da pekişturur. Her ürün, ötekinun parasinun çekilmeye çalişulduği bir yemdur.
22 Nisan 2012 Pazar
18 Nisan 2012 Çarşamba
Victor Jara neden ölmez?

Bütün diktatörler, faşistler, sermaye katlansın - büyüsün diye emekçi halkı inim inim inleten kan emiciler ölür de Victor Jara neden ölmez? Çünkü çocukların kulaklarına bir şeyler fısıldar... "Birbirinizi kırmadan, kardeşçe ve bir şarkı söylercesine yaşayabilirsiniz..." der. Faşistler ise çocukları sadece öldürür, sağ kalanların da büyüyüp birbirlerini öldürmesini ister.
16 Nisan 2012 Pazartesi
Hay sizin marka değerinize .......
Hay sizin marka değerinize... Devekuşundan daha eblehi var mıdır diye düşünmeyin. Devekuşu hiç olmazsa kafasını kuma gömüp, vücudunun görünmediğini zannediyor. Bu şikeci zevat (futbolla ilgili ayrımsız bütün kurumlar ve kişiler) kafasını kuma bile gömemiyor. "Şike sahaya yansımamıştır" diyerek bu pislikten sıyrıldıklarını zannediyorlar. Ama şike orada, mihrace sarığı gibi duruyor. Beşiktaş - Galatasaray maçında sahaya atlayan taraftarları (derdim Beşiktaş taraftarıyla değil) da şöyle yorumlayabilirler mi; sahaya atlayanlar sahaya yansımamıştır!..
4 Nisan 2012 Çarşamba
Nazım Hikmet Ran

Şimdi de ben bir ceviz ağacıyım Moskova Parkı'nda usta... Sana bu kadar yakın olup, "Sevdalarımızı, inançlarımızı, kavgamızı hep senin dizelerinle dile getirdik." diyememek olmaz. İnanıyorum ki o günleri göreceğin gibi beni de duyuyorsundur. Moskova'nın Şifresi Temel 2 için Moskova'dayız. Bu sıcak Karadeniz hikayeleriyle komedide bir şeylerin şifresini çözmeye çalışıyoruz ama sayende hayatın şifresini çoktan çözdük.
29 Mart 2012 Perşembe
Emekçinun takasiylan burjuvazinun Titaniği
La Netceğuk Hasan, sen öz be öz piroletersun, ne pok yemağa sermayenun borusini öttüriysın? Ula senun yerun emekçinun takasidur. Ne işun var burjuvazinun Titanik’inde? Burjuvazi güvertede Leonardo Di Kaprio gibi belune mi sarilacak zannedeyisun?
Size birlukte hayirli batışlar.
28 Mart 2012 Çarşamba
Hamsinun dolaşumi
Hamsi – Para – HamsiEfendum zenginluk nasil doğar, buna bir bakalum. Paranun kendisi sermaye değildur. Kapitalizumun doğişindan çok önce de para varidi. Kapitalizumden önce H – P – H (hamsi – para – hamsi) formülü ile ifade edilebilen hamsi dolaşumi, (İdris, sen meta dolaşumi da diyebilursun uşağum) başka bir hamsi almak içun eldeki hamsiyi satma şeklindeydi.
Üretum daha da gelişup, karişuk bir hal alinca sermayenun hareketini şu formül ile gösterduk: P – H – P (para – hamsi – para), yani satmak için hamsi satun almak. Kapitalizumun gayri insani olduğina en eyi ornek budur; ula elunde mis gibi hamsin var. Daha ne pok yemağa tekrar
paraya çevireyisun?
paraya çevireyisun?
Sabiş
26 Mart 2012 Pazartesi
Anti - Dursing
1980’lerun ortalarina doğri “Ya soy, ya terket” ideolojisi hakim olunca bizum Yomrali Dursing lahmisi paranun kokisini aldi ve soygunci saflarina ideolog olarak katildi. Benum söyleduklerumi yalan yanliş çarpitarak soygunculara lojistik destek vermeye başladi.Bunlar baluk satar gibi düşünce satayidi.
Ülkede haksuzluk kol gezerken bunlar ‘neden böyle olmasi gerektuğini’ öğreteyidi.
Neysa uzatmiyayim, bularun bütün cafcafli, yalduzli cümlelerini kaziyinca altından tek şey çıkayidi: ‘Halkın soyilmasina kılıf bulmak.’
Allahi var hepsi da çok cüzel kanaviçe kıliflar üreteyidi.
“Kapitalistlerumuz sermaye birikimini sağlayamaduği içun halkumuz fedakarluk yapup bir süre daha bayat ekmek kemirmeli. Ancak bu sayede bizum müteşebbislerumuz da yeterli sermaye birikturebilur ve yabancilarla rekabete girebilur.”
Oldi canum, General Motors sen sermaye birikturesun diye durup, 100 sene seni bekler.
Peçi n’oldi? Bi pok birikmedi. Halk soyulduğiyla kaldi.
22 Mart 2012 Perşembe
Yer açın, Temel 2 geliyor!
Salı günü itibariyle Temel-2 Moskova'nın Şifresi'nin mekan çalışmaları başladı. Senaryo tamam sayılır, şimdi çekimler için Karadeniz sahillerinde ve Batum'da yer bakıyoruz. Yukarıda bana hasretle sarılan, ilk filmdeki komiserimiz, Trabzon ayağındaki yapımcımız ve herşeyimiz Emin Albayrak, sağdan kadraja girmekte olan ise 'Temel'imiz Alper Kul görülüyor.
18 Mart 2012 Pazar
Trabzonspor Arama Konferansı
Trabzonspor camiasının bir araya geldiği, ''Futbolda şike'' iddialarına yönelik dava sürecinin görüşüldüğü arama konferansı sona erdi. WOW Hotel'de yapılan konferansın sonuç bildirgesini Prof. Dr. Örsan Öymen okudu ve "Bordo-mavili ekibin 2010-2011 sezonu şampiyonluğunun tescil edilmesini" istedi.
27 Şubat 2012 Pazartesi
Moskova'nın Şifresi: Temel 2

Türkiye'de 1 milyon 800 bine, Avrupa'da 160 bine yaklaşan gişesiyle Sümela'nın Şifresi: Temel hala gösterime devam ediyor, ama artık Moskova'nın Şifresi: Temel 2 havasına girdik ekip olarak. Şu sıralar yeni senaryoyla boğuşuyorum. İlk filmde iyi olan bütün özellikleri ikinciye taşıyıp, ilkinden daha da komik bir senaryo yazmak için didiniyorum. Aslında bütün mesele, Sümela'nın Şifresi: Temel'deki hesapsız kitapsız, naif ve masalsı havayı yeniden yaratabilmekte... Bunu yaratacak yapımcı, yönetmen, oyuncu ve senariste sahibiz. Kaldı geriye helvayı yapmak.
14 Şubat 2012 Salı
14 Şubat 'vada' güni!..
La uşaklar paçilar, sevcilinuzun dudağindan öpun sadece. Taksitli öpüp va-dalanmayun. Sizun birbirinuzi sevmenuz, finans kapitalun silipinden aşaği Kasimpaşa'dur.
3 Şubat 2012 Cuma
Temel bir gün 2 milyon gişeye gidiyormuş!
Eksiğimiz ve gediğimiz oldu, ama çok sıcak ve içeriden bakan masalsı bir Karadeniz komedisi yaptık. Kimi işin fıkralarıyla yetindi, kimi filmin ruhuna sinmiş olan 'mert, delifişek, heyecanlı, inatçı, sevgi dolu' Temel'i keşfetti, kimi aşkın bazen sınıfsal fark bile tanımadığını gördü, kimi çeşitli ve kendince haklı nedenlerle filmi beğenmedi... (Bu eleştirileri elimizin tersiyle itmiyor, şu an ikinci filmi hazırlarken faydalanıyoruz.) Ama filmde emeği geçen herkes, Temel kadar saf ve hesapsızdık. Bu saflık ve hesapsızlık gişeye yansıdı. Temel'i, Perşembe günü itibariyle 1 milyon 600 bin kişi izledi, şimdi yolculuk 2 milyona doğru. Temel'e sormuşlar, "Filmin 2 milyon gişeye doğru gidiyormuş, ne diyorsun?" Temel, "Ben gişe mişe istemiyrım. Zuhalum'i istiydım, oni aldum, gişe sizin olsun!"
27 Ocak 2012 Cuma
25 Ocak 2012 Çarşamba
Cesur Nalia
24 Ocak 2012 Salı
Bir Mehmet Demirci klasiği
Cep telefonları sayesinde dünya nüfusunun yarısı fotoğraf çekmiştir sanırım. Bir mahsuru yok, herkes çeksin, herkes denesin. Ama neyin resmini, niye çekiyorsun ve hangi anı donduruyorsun, bu çok önemli. Mehmet Demirci hangi anı, hangi çerçevede dondurduğunu iyi bilenlerden. Fotoğraf çekmek, biraz da konuşmak gibi. Geveze misin, çok konuşup az şey mi anlatıyorsun? Ya da gerektiği kadar konuşup, çok şey mi ifade ediyorsun? Galiba, otu boku değil, arkasında hikayesi olan anları dondurmak önemli.
23 Ocak 2012 Pazartesi
Bu gece yine Nalia'dayız
İki hafta önce Sümela'nın Şifresi: Temel ekibi olarak Karadeniz TV'de, Nesrin Aksu'nun sunduğu Nalia'nın konuğuyduk. Aynı gece Laz Kapital'i ve Laz Marks Emice'yi konuşma sözü vermiştik. Vakit geldi, bu gece saat 22:00'de, tekrar Nesrin Aksu'nun Nalia'sında, sahnelerde Laz Marks Emice'ye hayat veren Haldun dostumla birlikteyiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







