ORTADAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ORTADAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2010 Pazar

Her eve lazım; suçluluk ve utanma duygusu

Ardeşen Engelliler Derneği’nin gecesinde dernek kurucuları ve gönüllüleri yaptıklarını slayt gösterisiyle anlatırken içimi inanılmaz bir suçluluk duygusu kapladı.
Bir şeyler yapmamış / yapamamış olmanın ezikliği...
Oysa, Laz Marks oyununun böyle etkinliklere ücretsiz katılabileceğini söyleyebilir, engelli kardeşlerimize kitap temin edecek bir organizasyonda görev alabilirdim.
Suçluluk duygusunu pek sevmeyiz, insanın içini acıtır.
Utanma da öyle... Utanacak duruma düşmek istemeyiz.
Bunlara empatiyi de ekleyebiliriz.
Yüktür bu duygular, insanı kısıtlar... Her kafana esen şeyi yaptırmaz; başkasını da hesaba katmanı emreder.
Şöyle bir düşündüm, sevdiğimiz duygular ne? Kibir, gurur, bencillik, sonsuz özgüven vs...
Gırtlağımıza kadar dolu olduğumuz ve aslında hayatımızı çekilmez kılan duygular.
Bu duyguların hiç biriyle yanındakinin, bir başkasının hayatını kolaylaştıramazsın.
Suçluluk ve utanma duygusu öyle mi?
Hala insan olduğumuzun bir güvencesi, sigortası...
Kapitalizmin, ruhlarımıza her gün yaptığı intihar saldırılarına karşı bir panzehir adeta...
En azından yediğin bir haltla, arkasından da olsa bir hesaplaşmaya girebiliyorsun.
Bu hesaplaşmalar bir süre sonra o yanlışları yapmamana, keşkeleri azaltmana yol açabilir.
Hiçbir donanımı olmayan ama özgüven fıçısı gibi gezinen kibirli, bencil denyolara bakınca, birden suçluluk ve utanma duygusu gözüme güzel göründü. Canlarım benim... (O kadar da değil...)

26 Şubat 2010 Cuma

Konser oturarak izlenir

Sevgilin şöyle etli butlu, boylu poslu ve sen de ufak tefeksen açık alanda verilen konserlere gitme kardeşim. Özellikle Kuruçeşme ve Park Orman gibi yerlerden kaç.
Konserin 15. dakikası dolmadan sevgilin yakana yapışır...
- Burak, beni omuzlarına alır mısın, buradan hiçbir şey göremiyorum.
Ee ne yapacaksın, etrafta da bir sürü denyo sevgilisini omuzlarına almıştır çoktan. Örnek de var artık yanı başında, kaçarın kurtuluşun yok. Alacaksın omuzlarına. Yoksa en az 2 hafta saha kapama cezasını yersin. Elini bile tutturmaz.
Ulan teorik olarak mümkün değil, senin hatun 55 kilo, sen cep telefonuyla birlikte 58 kilosun. Çökeceksin yani…
Yan taraftaki ayıdan rica edilecek bir şey değil ki meret. Ateş olsa isteyeceksin ama, “Birader benim hatunu bir 5 dakika omuzlarına alabilir misin, sahneyi daha iyi görmek istiyo.” denmez.
Peki çözüm ne; Açık Hava, Hisarüstü ve Bostancı Gösteri Merkezi gibi oturarak seyredebileceğiniz konserlerin dışındaki konserlere bok atacaksın, gitmeyeceksin.
- O grup artık 80 yaşında, tekerlekli sandalyeyle sahneye çıkıyorlar. Hem ses düzeni berbat, gidip evde CD'den dinleyelim daha iyi valla.
Sevgili değiştiremeyeceğine göre konser değiştireceksin.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Benim 70 gram altınımı verin ulan

İstanbul Altın Borsası Başkanı açıkladı; Türkiye’de 192 milyar dolar değerinde, 5 bin tonluk altın yastık altında bulunuyor. Yani kişi başına 70 gram altın sistem dışında.
Ben de Türkiye'de yaşayan bir kişi olduğuma göre bana da 70 gram altın düşmesi gerekiyor. Ama yastığımın altını üstüne getirdim, evi karış karış aradım, ı ıınh, bir gram altın bile yok. Buradan yetkililere sesleniyorum, çabuk ilan ettiğiniz 70 gram altını verin. Ya da böyle yalan beyanlarda bulunmayın kardeşim.

11 Aralık 2009 Cuma

Garfield tweetter'da

- Ooo, followers 23.500 kedi olmuş. Şu hayran takipçilerden bir kaç tane çıtırla direk mesajlaşayım da Mart ayında damlarda gezinmeyeyim.

8 Eylül 2009 Salı

Bardağın dolu tarafını görmek

Türkiye'de güzel şeyler de oluyor. Bardağın dolu tarafını da görmek lazım. Yukarıda Türkiye'de olan güzel şeyleri görmeye çalışıp, bardağın dolu tarafına bakan Ertuğrul Özkök'ü görüyoruz.

4 Eylül 2009 Cuma

Tursun'un İskelesi / Piramitler

Tursun Misina, Mısır'daki piramitlerin müteahhit İdris tarafından yapıldığına inanmaktadır.
Bu kadar muazzam inşaatı sadece Trabzonlu ve Rizeli bir inşaatçının yapabileceğini düşünmektedir.
Bu durumda piramitler Rize ve Trabzon’da inşa edilmiş, daha sonra Mısır’a taşınmıştır.
İnanmayanlar için bu teorisine, Dikilitaş’ı kanıt gösterir.
Dikilitaş, Sultanahmet’te inşa edilmemiş, Arap Yarımadası’ndan getirilmiştir.
Demek ki piramitler de Trabzon ve Rize’de inşa edilmiş ve Mısır'a gitmiştir.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Kriz herkesi vuruyor


Ulan ultra-priması, milupası, bebe bisküvisi, katkı maması, elbisesi, ayakkabısı, bebek arabası derken battık valla... Stres dizboyu...

Sigara içme, yoksa Tayyip evine gelir


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iftar saatinde ziyaret ettiği gecekondulardaki insanlara, 'sigara bırakma sözü' verdirip, sigara bıraktırıyor. (Gazeteler)
Türk toplumuna sigarayı bıraktıracak şeyi söylüyorum; sigara paketlerinin üzerinde "Kanser yapar", "Öldürür", "Doğurganlığı azaltır" vs. türünden her türlü korku unsuru kullanıldı. Bir işe yaradı mı? Hayır. Ama şimdi yarı yarıya azalmazsa ben de sigaraya başlayacağım. Sigara paketlerinin üzerine Tayyip Erdoğan'ın resimleri basılıp, "Sigara içme, yoksa Tayyip evine gelir", "Sigara içen, Tayyip'ten kaçamaz", "Sigara içenin Tayyip'i çok olur.", "Tayyip, bırak der", "Sigara içene Tayyip, 'Yapma yav!' der" yazıları yazılsın. 2 günde tüm Türkiye dumansız hava sahası olmazsa, ceza olarak sigaraya başlıyorum...

Sakallı Ali Kırca - Sakallı Bebek

Seksenli yıllarda Tan Gazetesi'nde çıkan, "Konya'da sakallı bir bebek doğdu. Hemen dile gelen sakallı bebek, 'Yakında kıyamet kopacak' dedi" haberi, toplumun bu tür haberlere inanan kesimlerini günlerce meşgul etmişti.
Şimdilerde Ali Kırca'nın sakal bırakışını da medya böyle yansıtıyor; 50 yıldır sakalı çıkmayan Ali Kırca'nın aniden sakalı çıkmış gibi. Dehşeeeet!.. Şoook şoook şoook!.. Ali Kırca dile geldi ve haber sundu!..
İster misiniz Ali Kırca, İtalyan lotosunda çıkacak numaraları söylesin... Ya da hükümet 9 ay sonra istifa edecek desin...

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ugh, solukbenizli neo-liberal

Beyaz adam elinde inciliyle geldi ve bize gözlerimizi kapayıp dua etmesini öğretti. Gözlerimizi açtığımızda ise, incil bizim elimizdeydi, topraklarımız beyaz adamın elinde.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Damsız girilmez

Erkeklerin yönlendirdiği; tek cinsli ve tek sesli siyasetin hali ortada.
Demokrasi dediğimiz bu nane, Yurttan Sesler Erkekler Korosu gibi hep erkekler tarafından seslendirildi. Sıra çoktan Kadınlar Korosu'na geldi ama, erkekler korosu sahneyi kolay kolay terketmeyecek...
Toplumun yarısını oluşturan kadınların katılamadığı siyaset ve demokrasinin, sorunlarımızı çözemeyeceğini anlamak için daha kaç tane sağ iktidar yaşamamız lazım?
Kadınları, erkek engelini aşarak siyasete ve demokrasiye çekebilmek için demokrasinin kapısına "Damsız Girilmez" mi yazmak gerekiyor?

Başbakan geliyo, şehri boşaltın

Fidel halkla birlikte sokakta beyzbol oynar, sen memleketin Rize'de bile tırsarsın, koruma ordusunun arkasına saklanırsın...

ABD'nin çözüm bulamadığı iki hastalık; halkta obezite, yönetimde moronluk

ABD'de giderek artan obeziteye karşı alınan hiçbir önlem fayda etmedi. Sağlık Bakanı Kathleen Sebelius yaptığı açıklamada, yetişkin Amerikalılar'ın üçte ikisinin ve her 5 çocuktan 1'inin aşırı kilolu ya da obez olduğunu duyurdu.

21 Ağustos 2009 Cuma

Mizahınız mesaj kaygılı mı olsun, kaygısız mı?

İnsanlık tarihinde mizahın, ölüm korkusuyla yaşam sıkıntısının panzehiri olarak ortaya çıktığı söylenebilir.
Mizah, insanın; insanlığa, yaşama, doğaya aykırı oldukları için hoşlanmadığı, korktuğu, kızdığı kötü, yanlış ve çirkin şeyleri abartarak, bozarak komikleştirip, etkisizleştirmesi sanatıdır.
Dolayısıyla her espri içinde muhakkak bir mesaj taşır. (Şükrü Yavuz)

20 Ağustos 2009 Perşembe

Orda bir üniversite var uzakta!.. Gitmesek de, okumasak da o üniversite bizim üniversitemizdir

Gerekli kriterler yerine getirilmeden kurulduğu için yoğun eleştiriler alan ve ‘tabela üniversite’ olarak nitelendirilen üniversiteler, yaşanan akademik kadrolardaki açık yüzünden zor durumda. Türkiye genelinde tüm illerde üniversite ya da üniversitelere bağlı fakülte ve yüksekokullar açılmasına rağmen, fiziki mekan ve akademik kadro yetersizliği, öğrencileri başka adreslere yönlendiriyor. Bu yıl Hakkari Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanan tüm öğrenciler, Çukurova Üniversitesi’nde (ÇÜ) öğrenim görecek.

16 Ağustos 2009 Pazar

Bir de rakı şişesinde sinek olsam

"Marketten aldığı rakının bir kısmını içtikten sonra içinde sinek olduğunu fark eden Mummamer Devecioğlu, “sinekli rakıyı içtiği için, ruh halinin bozulduğunu ve sağlığının tehlikeye girdiğini” belirterek Tüketici Mahkemesi’nde rakıyı üreten firmaya dava açtı."

Reset attırdım kalbime

ABD’nin New York kentinde yaşayan 61 yaşındaki bir kadına, dünyada ilk kez “kablosuz internet bağlantısı olan” kalp pili takıldı.
Telekom'dan bağlanıyorsa yandı. Tek başına ADSL hattı vermiyorlar, bir tane de sabit telefon bağlantısı lazım. Oferlere geldi demektir.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

"Damsız Girilmez"

Şu bir gerçek ki; Demokrasimiz kadınsızdır.
Erkeklerin yönlendirdiği; tek cinsli ve tek sesli siyasetin hali de ortadadır.
Demokrasimiz, Yurttan Sesler Erkekler Korosu gibi hep erkekler tarafından seslendirildi. Sıra 'Kadınlar Korosu'nda...
Toplumun yarısını oluşturan kadınların katılamadığı siyaset ve demokrasinin, sorunlarımızı çözemeyeceğini anlamak için daha kaç tane sağ iktidar yaşamamız gerekiyor?
Kadınları, erkek engelini aşarak siyasete ve demokrasiye çekebilmek için demokrasinin kapısına "Damsız Girilmez" mi yazmak gerekiyor?

Pişti

– Hiiii, aaaay pişti olduuuuk!.. Aynı formayı giymiiişiiiz!..
– Kızım kafayı mı yedin? Kral TV Ödül Töreni’nde değiliz, tabi aynı formayı giycez.