1 Ağustos 2012 Çarşamba

Senaristin Günlüğü - 02

Nükleer Başlıklı Kız: İsrafil Köse
Ekip arkadaşlarım içinde en sevdiğim kişidir İsrafil. Ama bazen o kadar manyak durumlar yaratıyor ki yerimde gözü var gibi geliyor. Adam yaptıklarıyla benden daha komik…
Örneğin, uçakta giderken bile kaskını takıyor ama bir ay boyunca Trabzon’da motorla dolaşırken hiç kasklı görmedim. Yeri gelmişken anlatayım; Musa Paşa Camii’nde çekimdeyiz. Adem hocanın yanında oturmuş monitöre bakıyorum. 10 saniye kadar ara verildi, çekim başlayacak ama herkes otururken bir kişi zıplayıp duruyor. Eğilip monitöre dikkatle baktık; İsrafil yukarılara doğru sıçrıyor. Adem hoca seslenip uyardı, “İsrafil n’apıyorsun oğlum?” İsrafil çok normalmiş gibi cevap verdi, “Hocam, yukarıda klima var, serinlemek için klimaya doğru zıplıyorum.” (Not: İsrafil hikayelerimiz devam edecek…)

29 Temmuz 2012 Pazar

Senaristin Günlüğü - 01

Ağlamak istiyorum sayın seyirciler!..
Mayıs ayı… Üçgen Yapımevi’ndeyiz. İlk okuma provası ve herkes neşeli. Ruhi Sarı, Alper Kul, Recep Altay, Çetin Altay, İsrafil Köse, Adem Kılıç ve Necip Memili bir gol sonrası sevinç yumağı oluşturan futbolcular gibi kenetlenmiş. Göremediğiniz karelerde ise Turgut Yasalar ve Salih Kalyon timsah yürüyüşü yapıyor… Ercan Özkan elini kalbine götürüp tribünlere koşuyor… Aslıhan Güner, Duygu Şen ve Ayşegül Günay yan yana dizilip Roberto Carlos gibi akrep taklidi yaparak seviniyor…

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Senaristin sette ne işi var?

1995'de İnce İnce Yasemince'yle televizyon dizisi senaristliğine başladım. 20 civarında dizinin senaristliğini yaptım, ama bir iki dizi dışında (o da seti ziyaret etmek için) setlere uğramadım. Senaryoyu yazıp yapımcı firmaya yolladıktan sonra benim işim bitiyordu. Fakat "Sümela'nın Şifresi : Temel" ile başlayan süreçte her an, her saniye Adem Hocanın yanında oturdum. Birincisi, çok sevdiğim Karadeniz'de, Trabzonsporumun yuvası olan Trabzon'daydım. (Benim Trabzon sevgim Trabzonspor'dan kaynaklıdır. 61 yazan plaka gördüğümde bir Trabzonlu gibi heyecanlanmam ama bordo - mavili formayı tünelin ucundan görünce sevdalımı görmüş gibi olurum.) İkincisi, Temel karakterini Adem Kılıç hocayla birlikte yarattığımız için onun her aşamasında birlikte olmaya alışmıştık zaten. "Sen de gel Trabzon'a..." dediğinde bir saniye bile düşünmedim. Ve ne kadar iyi ettiğimiz geçen sene zaten ispatlandı. Senaryoda en ufak bir değişiklik gerektiğinde, hemen yanlarında olduğum için reji grubunun da çok hayır duasını aldım. (Sanıyorum. :))

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Moskova'da son gün!..

Moskava'da son gün ve ekibin bir kısmıyla hatıra fotoğrafı... Bu arada Kadir Topbaş'ın yerinde olsam, İstanbul trafiğinden şikayet edenleri bir kaç günlüğüne Moskova'ya yollardım. 'Beterin beteri var'ın cisimleşmiş hali. Hepi topu 20 yıl süren kapitalist süreçte manyaklar gibi otomobil satın almışlar ve trafiği kilitlemişler. Kontağı kapatıp öyle oturuyorlar. Şehrin dışından merkeze girebilmek için 4 saat sürecek bir trafiği göze almalısınız.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Rus halkına cevap verirken...

Moskova sokaklarında insanlar çevirip çevirip soruyordu, "Temel'in kaçıncı filmi bu?" diye... Ben de baktım olmayacak, herkese cevap olsun diye elimle iki işareti yaparak gezinmeye başladım.

Moskova'nın Şifresi Trabzon'da!..


Moskova'daki yedi günlük çekimleri bitirip Trabzon'a geldik. Pazar günü çekimlere başlayıp 16 Temmuz'da bitireceğiz. Serde Karadenizlilik var, birinci filmi yazarken sanki filmin tutacağına garanti verilmiş gibi ikinci filmin ilmiğini atıp, Moskova'nın Şifresi'nin de hikayesini kabaca oluşturmuştum. Şimdi de üçüncü filmin hikayesi kabaca oluşmaya başladı. Dün gece Soho Greens'deki basın toplantısında, "Temel serisi ne kadar sürecek, üçüncü film var mı?" sorusuna, "Fıkra kahramanı Temel'i ete kemiğe büründürüp, yaşayan bir Karadenizli haline getirdiğimiz için üçüncüsü de olur, seksenüçüncüsü de..." dedim. Seksenüçü bilmem ama üçüncüyü de çekeceğiz.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Bir ödül daha!..

Karadeniz Vakfı'nın düzenlediği '2011 Yılının En'leri ödül gecesinden, Yılın En İyi Sinema Filmi ödülüyle döndük. Ödülün en büyüğünü gişede almıştık ama 6. ödülümüze de çok sevindik.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Kızıl Meydan ne yana düşer usta?

Haziran'ın 7'sinde tekrar gidip, Moskova'nın Şifresi: "Temel" filminin çekimlerine başlıyoruz. Geçen gidişimizde yönetmenimiz Adem Kılıç'la Moskova'yı gezip, mekan bakmıştık. Kızıl Meydan gecenin üçünde bomboş, ama ben yine de 1917'de Rus halkına seslenen Ofli Ula Demir İlyas Lenin'in sesini biryerlerden duyuyorum.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Bir Zamanlar Anadolu'da

Hemen her konuda olduğu gibi yine geç kaldım ve Bir Zamanlar Anadolu'da filmini sinemada seyredemedim. Evde DVD'den seyrederken, Şahan Gökbakar'ın tv8'deki sinema eleştirmeni karakteri gibi düşünmeye başladım. Bu 2,5 saatlik filmi sinemada seyretseydim sağımda solumda sıkıntıyla öfleyip pöfleyenler ve yarım saat sonra cep telefonuyla sağa sola mesaj çekmeye başlayan denyolar yüzünden konsantrasyonum sürekli bozulacaktı. Bu mükemmel filmi tekrar seyretmeden önce şunları söyleyebilirim; "Herkes kendi otopsisini kendisi yapsın. Ölmeyi beklemeden..."

1 Mayıs 2012 Salı

26 Nisan 2012 Perşembe

Turgut Yasalar

Sümela'nın Şifresi Temel'in süpervizörü Turgut Yasalar, Trabzon'daki galada (film daha vizyona girmeden) zafer işareti yapıyor. Demek bir bildiği varmış...

23 Nisan 2012 Pazartesi

Osurayim kapitalizmunuze!

Çağumuz, insanluk tarihinun en derin çelişkilerinın yaşanduği, en akildişi çağdır. Kapitalizum bir yandan inanılmaz bir zenginluk, diğer yandan ise ölumcül bir yoksulluk üretiyi.
Dunya nüfusinun yarisi, yani 3 milyardan fazla insan evladi günde 2 dolardan daha az, 1,5 milyar insan da 1 dolardan daha az bir gelirle yaşiyi. Buna karşiluk dunya nüfusinun yüzde 10’i,
dunya toplam gelirinın yüzde 70’ini aliyi. 1 milyar insan aç yaşarken, yilda 11 milyon sabi açlıktan öleyi.
Ula lahmi kafalilar, neyun zafer çiğluğini atayisunuz? Borsaya açilan hastanelerınızın mi?
Sivasi dökülmiş evlerini, 1950 model arabalarini gösterdığınız Küba’nun sağluk sistemini da göstersanıza. Efendum, duyamadum. Küba küçucuk bir ada midur? Ula siz daha bir tane mahallenuzde bile sağluk sorunini halledemedınız.

Cicili bicili kapitalizum!

Kapitalizum, içinde rengarenk şekerlerun doli olduği beyuk bir şekerci dükkani gibidur. Bizum kro–manyon kadar bile zekasi olmayan insan evladumuz da bu şekerci dükkanina girmiş küçucuk sabilerın tepkilerini vermekte ve çildurmiş gibi şekerlere hücum etmektedur.
Kendisine kapitalizumun dayattuği metalari bir sure sonra gerçek ihtiyaçlariymiş gibi algilayan insanevladi hemen bir başkasini bu tuzağa düşurmek içun çabalara girmektedur.
Herkes kendi bencil gereksinmesinun doyumini bulmak içun, öteki insanlari egemenluk altina alan bir güç yaratma peşinde koşmaktadur.
Her yeni ürün, bu karşilukli aldatma ve karşilukli soyguni daha da pekişturur. Her ürün, ötekinun parasinun çekilmeye çalişulduği bir yemdur.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Victor Jara neden ölmez?


Bütün diktatörler, faşistler, sermaye katlansın - büyüsün diye emekçi halkı inim inim inleten kan emiciler ölür de Victor Jara neden ölmez? Çünkü çocukların kulaklarına bir şeyler fısıldar... "Birbirinizi kırmadan, kardeşçe ve bir şarkı söylercesine yaşayabilirsiniz..." der. Faşistler ise çocukları sadece öldürür, sağ kalanların da büyüyüp birbirlerini öldürmesini ister.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Hay sizin marka değerinize .......

Hay sizin marka değerinize... Devekuşundan daha eblehi var mıdır diye düşünmeyin. Devekuşu hiç olmazsa kafasını kuma gömüp, vücudunun görünmediğini zannediyor. Bu şikeci zevat (futbolla ilgili ayrımsız bütün kurumlar ve kişiler) kafasını kuma bile gömemiyor. "Şike sahaya yansımamıştır" diyerek bu pislikten sıyrıldıklarını zannediyorlar. Ama şike orada, mihrace sarığı gibi duruyor. Beşiktaş - Galatasaray maçında sahaya atlayan taraftarları (derdim Beşiktaş taraftarıyla değil) da şöyle yorumlayabilirler mi; sahaya atlayanlar sahaya yansımamıştır!..

4 Nisan 2012 Çarşamba

Nazım Hikmet Ran


Şimdi de ben bir ceviz ağacıyım Moskova Parkı'nda usta... Sana bu kadar yakın olup, "Sevdalarımızı, inançlarımızı, kavgamızı hep senin dizelerinle dile getirdik." diyememek olmaz. İnanıyorum ki o günleri göreceğin gibi beni de duyuyorsundur. Moskova'nın Şifresi Temel 2 için Moskova'dayız. Bu sıcak Karadeniz hikayeleriyle komedide bir şeylerin şifresini çözmeye çalışıyoruz ama sayende hayatın şifresini çoktan çözdük.

29 Mart 2012 Perşembe

Emekçinun takasiylan burjuvazinun Titaniği

La Netceğuk Hasan, sen öz be öz piroletersun, ne pok yemağa sermayenun borusini öttüriysın? Ula senun yerun emekçinun takasidur. Ne işun var burjuvazinun Titanik’inde?
Burjuvazi güvertede Leonardo Di Kaprio gibi belune mi sarilacak zannedeyisun?
Size birlukte hayirli batışlar.

28 Mart 2012 Çarşamba

Hamsinun dolaşumi

Hamsi – Para – Hamsi
Efendum zenginluk nasil doğar, buna bir bakalum. Paranun kendisi sermaye değildur. Kapitalizumun doğişindan çok önce de para varidi. Kapitalizumden önce H – P – H (hamsi – para – hamsi) formülü ile ifade edilebilen hamsi dolaşumi, (İdris, sen meta dolaşumi da diyebilursun uşağum) başka bir hamsi almak içun eldeki hamsiyi satma şeklindeydi.
Üretum daha da gelişup, karişuk bir hal alinca sermayenun hareketini şu formül ile gösterduk: P – H – P (para – hamsi – para), yani satmak için hamsi satun almak. Kapitalizumun gayri insani olduğina en eyi ornek budur; ula elunde mis gibi hamsin var. Daha ne pok yemağa tekrar
paraya çevireyisun?

Sabiş

Son zamanlarda Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan o kadar çok uçtum ki, acayip samimi oldum. Artık Sabiha Gökçen Havalimanı yerine Sabiş diyorum…

26 Mart 2012 Pazartesi

Anti - Dursing

1980’lerun ortalarina doğri “Ya soy, ya terket” ideolojisi hakim olunca bizum Yomrali Dursing lahmisi paranun kokisini aldi ve soygunci saflarina ideolog olarak katildi. Benum söyleduklerumi yalan yanliş çarpitarak soygunculara lojistik destek vermeye başladi.
Bunlar baluk satar gibi düşünce satayidi.
Ülkede haksuzluk kol gezerken bunlar ‘neden böyle olmasi gerektuğini’ öğreteyidi.
Neysa uzatmiyayim, bularun bütün cafcafli, yalduzli cümlelerini kaziyinca altından tek şey çıkayidi: ‘Halkın soyilmasina kılıf bulmak.’
Allahi var hepsi da çok cüzel kanaviçe kıliflar üreteyidi.
“Kapitalistlerumuz sermaye birikimini sağlayamaduği içun halkumuz fedakarluk yapup bir süre daha bayat ekmek kemirmeli. Ancak bu sayede bizum müteşebbislerumuz da yeterli sermaye birikturebilur ve yabancilarla rekabete girebilur.”
Oldi canum, General Motors sen sermaye birikturesun diye durup, 100 sene seni bekler.
Peçi n’oldi? Bi pok birikmedi. Halk soyulduğiyla kaldi.

22 Mart 2012 Perşembe

Yer açın, Temel 2 geliyor!

Salı günü itibariyle Temel-2 Moskova'nın Şifresi'nin mekan çalışmaları başladı. Senaryo tamam sayılır, şimdi çekimler için Karadeniz sahillerinde ve Batum'da yer bakıyoruz. Yukarıda bana hasretle sarılan, ilk filmdeki komiserimiz, Trabzon ayağındaki yapımcımız ve herşeyimiz Emin Albayrak, sağdan kadraja girmekte olan ise 'Temel'imiz Alper Kul görülüyor.

18 Mart 2012 Pazar

Trabzonspor Arama Konferansı

Trabzonspor camiasının bir araya geldiği, ''Futbolda şike'' iddialarına yönelik dava sürecinin görüşüldüğü arama konferansı sona erdi. WOW Hotel'de yapılan konferansın sonuç bildirgesini Prof. Dr. Örsan Öymen okudu ve "Bordo-mavili ekibin 2010-2011 sezonu şampiyonluğunun tescil edilmesini" istedi.