Senaryo toplantımızdan bir not; "Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık" lafını Caner Güler ve Metin Açıkgöz şöyle tamamladı, "Eski yazarlar Gogol'ün Palto'sundan, yeni yazarlar Google'ın pırtısından çıktı"
KOMEDİ-MOMEDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KOMEDİ-MOMEDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ekim 2009 Pazartesi
Eski yazarlar Gogol'ün Palto'sundan, yeni yazarlar Google'ın pırtısından çıktı
Senaryo toplantımızdan bir not; "Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık" lafını Caner Güler ve Metin Açıkgöz şöyle tamamladı, "Eski yazarlar Gogol'ün Palto'sundan, yeni yazarlar Google'ın pırtısından çıktı"
11 Eylül 2009 Cuma
Call-center muhabbetleri - 2
- Temsilci : Evli misiniz ?- Müşteri : Hayır müzmin bekarım. Aman evladım sen sen ol, sakin evlenmeyeceğim deme. Bak güzel bir işin varmış, bankada birini ayarla, yaşın geçmeden bir an önce evlen. Sonra bizim gibi turşunu kurmasınlar. Abla nasihati!
- Temsilci : İyi günler İnci Hanım'la görüşebilir miyim?
- Müşteri : Annem hacca gitti, 28'inde gelecek.
- Temsilci : E-mail adresiniz varsa alabilir miyim?
- Müşteri : bradpit@m... kendisine çok benzerim de?
- Temsilci : Medeni durumunuz?
- Müşteri : Bekarım
- Temsilci : İnternet şubesine kayıtlı mısınız?
-Müşteri : Eşim kullanıyor.
-Temsilci : Bekarım demiştiniz!
- Müşteri : Ben her gün kalbime imza atıyorum!
- Temsilci : Cep telefonu kullanıyor musunuz?
- Müşteri : Gazeteden kuponla almıştım, on gün sonra gelecek..
- Temsilci : İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim?
- Müşteri : Benim dün son ödeme tarihiymiş, ama extre bugün geldi. Bugün yatırırsam faiz işler mi?
- Temsilci : Evet geciktirdiğiniz için faiz işler.
- Müşteri : Ne biçim bankasınız diğer bankalar böyle olunca faiz almıyorlar, iptal ediyorlar.
- Temsilci : Şu andaki uygulama böyle, baska yardimci olabileceğim bir konu var mı?
- Müşteri : Yok.
- Temsilci : İyi günler size
- Müşteri : Size kötü günler. Köpek sıçsın sizin bankanıza!
Halk gelirse ABD'ye, Suudilere kaçın.
Gökçek, "Sel gelirse üst kattaki komşunuza çıkın" derken İSKİ, "Evlerinizi terkedin" açıklamasında bulundu.Dışarıdan birisi olarak ve tüm iyiniyetinizle bakarsanız, halkın bozulan moralini düzeltmek için espri yapıyorlar zannedebilirsiniz.
Oysa, ortada El Nino benzeri bir kasırga yok.
Meteoroljinin kendi sitesinde açıkladığı listeye göre; Hafif yağış: 1-5 mm, orta kuvvette yağış: 6-20 mm, kuvvetli yağış: 21-50 mm, çok kuvvetli yağış: 51-75 mm, şiddetli yağış 76-100 mm, aşırı yağış: 100 mm üzeri...
İstanbul’a düşen yağmur 50 mm’nin altındadır. Şiddetli yağış bile söz konusu değildir.
Belediyeciliği sadece yağmalamak ve nemalanmak olarak algılayan bu zevata bir espri de biz yapalım; aman tedbirli olun; aniden halk gelirse ABD'ye, Suudilere kaçın...
10 Eylül 2009 Perşembe
Başbakan'a laf atmış adamım
8 Eylül 2009 Salı
Call-center muhabbetleri -1
- Temsilci : Annenizin evlenmeden önceki soyadını öğrenebilir miyim?- Müşteri : Benim anamın bir ayağı çukurda, kızlığı mı kaldı?
- Temsilci : Medeni Durumunuz?
- Müşteri : Erkeğim!
- Temsilci : Cep telefonu kullanıyor musunuz?
- Müşteri : Nokia 3210'um var ama satacağım… Şimdi küçükleri çıktı, onlardan alıcam.
- Temsilci : Hayırlı olsun. Numarasını öğrenebilir miyim?
-Müşteri : Kontörlü? O daha iyi oluyor biliyor musun? Vergi yok falan.
- Temsilci : Mezun olduğunuz ilkokulun adını alabilir miyim?
- Müşteri : Nereden öğrendiniz ilkokul mezunu olduğumu?
- Temsilci : İyi günler Erdinç Beyle görüşebilir miyim?
- Müşteri : Babam tuvalette, hem de yeni girdi, 1 saat çıkmaz simdi.
3 Eylül 2009 Perşembe
Odurmayiruk!..
Trabzon'da bir düğün. Kemençeci elinde kemençe ile düğün alayının ortasında oturmuş milleti coşturmanın derdinde ama, pek oynayan yok... İnsanlar oturmayı tercih ediyor. Kemençeci milleti eğlendiremediğini düşünüp bağırıyor: "Odurmuyoruz... odurmuyoruz, oynayiruz... Laa kodumun uşakları, niye oynamayisunuz?"Birden ortam elektrikleniyor ve kemençeciyi aralarına alıp, evire çevire, iyice dövüyorlar.
Sonra bilin bakalım noluyor? (Buraya kadarı yurdun her yanında olabilir, rastlanılabilir. Fakat Karadeniz'de geçen olay hemen farklılaşır, başkalaşır.) Kemençeciyi tekrar koltuğa oturtup, kemençe çaldırtıyorlar ve horon oynamaya başlıyorlar.
Konuk mizah yazarı: Haydar Işık / Hoş geldin ramazan, bir duble alır mısın?
Yukarıdaki başlık yazarını bağlar (yani beni). Sitenin sahibi, bekçileri ve sakinleriyle hiç bir ilgisi olmadığı gibi gerçek yaşam ve kişilerle de bağlantısı olup olmadığı arzu edilirse tartışılır. Gerekirse taraflar tartışmanın zeminini oluşturacak konunun kaynağı, yani dubleler eşliğinde bir masa etrafinda veya masanin altinda toplanip söylesirler. Esitlik halinde müzakere beser dakikalik iki bölüm halinde uzar ve penaltılara gidilir. Yine bir sonuç alınamazsa konunun hassasiyeti ve içinden çıkılmazlığı dikkate alınar ve mevzu değiştirilip, Münevver Karabulut cinayetine getirilir. Tartismacılardan biri; "Mustafa Sarp, Mehmet Topal, şehit yakının Linderot, Ayhan Akman varken, Mehmet Güven'in gönderilmesi isabet olmuş" derse, "Sittir lan, bu da şimdi konu mu?" diye tepki de toplar. Bir milliyetçi konuşmacının ansızın ve hiç konusu açılmamışken "Şehitler ölmez vatan bölünmez" diye bağırmasına muzip bir arkadaş "Şehitler Adanalıysa ölmezler, onlarda reekarnasyon var" der.Arka sıralardan bir diğeri "Beyler beyler, açılım fiss çıktı. Hükümet üniTER kokuyor. Ayrıca AKP'nin Kürt açılımı; inşallah kart, inşallah kurt inşallah Kürt olarak tesbit edilmiş." diye ekler.
Son aldığımız haberlere göre de, bölgede taraflar tedirgin bekleyişlerini sürdürürken Diyarbekir halkı gelişmeleri düz koşu yaparak bekliyor. Diyarbekir halkı bu koşuyu toplu olarak yapıyor. Emarı çekilenler salonda, zamanında işkence görenler alanlarda, gün görmüş geçirmiş olanlar da zindanlarda mücadeleye devam ediyor."
29 Ağustos 2009 Cumartesi
Konuk mizah yazarı: Haydar Işık / Beni Türk polislerine emanet etmeyin
Teşkilattan bir polis tanırdım, sürümden döverdi. Copunu havaya kaldırdığında; sekiz öğrenci, iki işçi, dört cumartesi annesi, bir cocuk, iki kapkaçcı, dört travesti (travestiler de onu döverdi), üç memur, o üç memurun üç yakını ve altı kamu-senli'yi aynı anda haşlar ve tüm zamanların kendine ait en iyi rekorunu egale ederdi.Bu kahraman polisimiz, Türk Polis Teşkilatını güçlendirme haftasında da sık sık sığır eti yerdi.
Bi ara devletimiz bunlara klasik batı müziği ve dans eğitimi verdiğinde bizim kahramanımız dans hocasının belini, memur beliyle karıstırıp kırmış ve özür dileyeyim derken hocasının elini iki ayrı noktadan çatlatmıştı.
Sabahları işe gitmeden hanımı copunu ütüler, sırmadan püsküllerini takıp takıştırır ve mermilerin tozunu alırdı.
Yengenin en büyük sıkıntısı çıkmayan kan lekeleriydi. Hangi kireç sökücüyü de kullansa bu lekeler çıkmıyor günler günleri kovalıyordu. Eski yoldaşlardan öncü kadrolu hoca Cezmi'nin diş etlerinden dökülen kan lekeleri polisimizin sol gömlek yakasında hala durur.
Yani bizim bu polis kahramanımız yakında çıkacak olan bir gülmece dergisinde haftalık çizgi kahramanı olmayı da bekler. (adını koymak isteyen okuyuculara duyurulur.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
